VATAN,DEVLET,MİLLET ŞUURU
İnfak kelimesi, Allah’ın (cc) hoşnutluğunu kazanma niyeti ile harcamada, yardımlarda(maddi,manevi) bulunma anlamına gelir. Aynı zamanda “İnfak” kelimesinin taşıdığı mânâ iyi tahlil edilirse, bu ibâdetin bir hikmetinin de, insanı ruh, şahsiyet ve karakter bakımından maddenin esâretinden kurtararak mâneviyâtı maddiyâta hâkim kılması olduğu görülür. Bu yönüyle ibâdetler içinde infâkın rûha sağladığı belki de en büyük fayda, “vicdan huzûru”dur.(islâmveihsan.com)
Allah rızası için samimiyet,ihlâs ve riyadan uzak bir şekilde infak etmenin kıymetini bilen ashabın fakirleri,dağdan odun toplayıp satmış ve parasını kendinden daha zorda olana gönül rızası ile vermiştir. İman ettiğimiz dinin güzelliklerinden biri olan infak şuurunun ne kadar kıymetli olduğunu geçirmiş olduğumuz şu dönemde daha da iyi idrak ettik.Bununla birlikte,bazı ilginç durumlara da şahit olmadık değil! Hangi kurum olursa olsun,bu vatan topraklarında ise,aynı devlet sınırlarında isek bir çatı altındayız demektir. “Devlete gerek yok,bana ulaşın” diye bir söylemde bulunmak ,şüphesiz ki iyi niyet göstergesi olamaz.Yardımlaşma bir inceliktir,mü’minin zinetidir.Bizim dinimizde “sağ elin verdiğini sol el görmesin” diye tabir edilen bir hassasiyet vardır.Musa Topbaş (k.s) zekât zaaflarının içine; “kabul ettiğiniz için teşekkür ederim kardeşim” diye not yazarmış, ne incelik!
Mayasında merhamet olan bir milletiz Elhamdülillah. Bu sebeple mazluma el uzatma konusunda gerçekten çok fedakârca davrananlar vesilesi ile insanlık dersi de aldık bu imtihanda. Çok zengin olanın, gözünü kırpmadan bonkörce davranması elbette güzel. Fakat sınırlı imkânları dahilinde elindeki umre parasını, tüm birikimini, kumbarasındaki parasını, en sevdiği oyuncağını paylaşmak çok özeldir. Düşündüm;yılda bir kez tüm bu iş adamları(iman edenler için sözüm Müslümanım diyenler için) zekâtlarını hakkıyla vermiş olsalar,Türkiye’de belki de İslâm coğrafyasında ihtiyaç sahibi kimse kalmayacak Ömer bin Abdülaziz dönemi misâli. Yardım için illâ afet mi olmalı? Hayat standardı belli bir eşiğin altında kalana el uzatsak deprem,sel,felâket olmadan! Evet vakıflar,stk.lar yıl boyunca tespitler yapıp el uzatıyor. Fakat,daha fazlasının yapılabildiğini gördük şükür. Sonuç itibariyle herkes kendince el uzattı. Ve yine herkes kendi yaşam tarzı, inancı ve kültürüne yakın olan devlet kurumlarını ya da stk.ları seçti. Amaç, bir cana el uzatmak,yarasını sarmaktı.Nedense yine muhafazakâr kesime döndü bakışlar! “Sarıklılar nerede?” diye sordular,sarıklılar enkaz başında, arama kurtarmada, yardım ekipmanlarını organize etme derdindeydi.Oysa muhafazakâr kesimden kimse çıkıp; “X düşünce derneği (!), çağdaş yaşam şeysi, dinsizler bilmem nesi nerede?” demedi,demezdi,diyemezdi. Çünkü enerji harcanacak çok iş vardı sahada ve zaman kaybedecek şeylerden uzaklardı.
Aklıma şu hikâye geldi,birlikte hatırlayalım ve herkes kendine düşen payı alıp, aklını başına alsın vesselâm…
“Gidin bir çölden 100 tane kırmızı ateş karıncası yakalayın. Daha sonra bir başka topraktan 100 tane siyah karınca alın ve bunların hepsini bir kavanozun içine koyun. İlk başta hiçbir şey olmayacaktır. Daha sonra kavanozu elinize alın, oldukça şiddetli bir şekilde sallayın ve tekrar yerine koyun. Kavanozun içinde bir anda karıncaların birbirlerini öldürmek için savaştığı bir kaos ortamı göreceksiniz. Kırmızı karınca bunu yapan düşmanın siyah karıncalar olduğunu düşünürken siyah karıncalar bu kaosun nedeni olarak kırmızı karıncaları görmektedir. Oysa çok iyi bildiğiniz üzere kaosun asıl nedeni sizin ellerinizdir. O nedenle günümüzde gerek sosyal medya aracılığıyla gerekse de başka ortamlarda normalde hiç tanımadığınız insanlarla tartışacak ya da kavga edecek bir duruma geldiğinizde kendinize hep şu soruyu sorun lütfen. Kavanozu sallayan kim?”
Evet durum tam da buna benziyor. Farklı ideolojiye,kültüre, inanca,yaşam tarzına sahip olsakta bizi aynı bayrak,aynı vatan sevdası bir araya getiriyor Elhamdülillah. Muhafazakâr ; ” Ne güzel insan,nasıl iyilik ve hayır için çabalıyor. Allah rızasına uygun yaşamayı da nasip etsin” diye duada bulunuyor. Beddua ya da “siz durun,iyilik sizin neyinize demiyor.”
Diğerleri de “helâl olsun,ne güzel organize olmuş şu vakıflar, stk.lar” diyor.
Ve üçüncü bir taraf var ki,onlar sadece kavanozu sallayıp ortalığı karıştırıyor.
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i mağfiret eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e rahmet eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e yardım eyle, zafer nasîb eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i muhâfaza eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i bir araya getir ve yekvücût eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i ıslah eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’in sıkıntılarını gider! (Bkz. Ebû Nuaym, Hilye, VIII, 366; İbn-i Asâkîr, Târîhu Dımeşk, XXXIX, 402
Amin…
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…