VEFALI ARKADAŞLIK, CAN DOSTLUĞU VE ZAMANA MEYDAN OKUYAN KARABÜK VEFASI
Arkadaşlık çok önemli
Hele hele vefalı arkadaşlık ve gerçek dostluk hayatımızın en kıymetli hazinelerinden biridir.
Zaman geçtikçe arkadaşlık ve dostluğun önemi daha da artar vefalı arkadaşlık zamana yenilmez Karabük’ten tüm vefalı arkadaşlara ve can dostlara Safranboluda Zaman belgeselin önemi ile ilgili hazırladığımız belgesel haber tadında selam olsun
Tüm zamanların en iyi belgesellerinden biri olan Safranbolu’da zaman belgeselini çekerek Safranbolunun korunmasını sağlayan Safranbolu da zaman belgeselini sizlerlerle paylaşıyorum
İnsan hayatı boyunca yüzlerce, hatta binlerce insanla tanışabilir. Aynı ortamları paylaşabilir, birlikte çalışabilir, yolculuk yapabilir, sohbet edebilir. Ancak bunların içinden çok azı gerçek anlamda dost olur. Çünkü arkadaşlık sadece birlikte zaman geçirmek değildir. Arkadaşlık; zor günde hatırlamak, iyi günde sevinmek, gerektiğinde yanında olmak, yıllar geçse bile gönül bağını koparmamaktır.
Peki, bizim kaç arkadaşımız var?
Arkadaş deyince ne anlıyoruz?
Bence bu sorunun cevabı, insanın hayata bakışında ve ilişkilerinde gizlidir. Hepimizin çevresinde vefalı ve vefasız insanlar mutlaka vardır. Önemli olan, arkadaşlarımızı seçerken ve dostluklarımızı sürdürürken vefayı, sevgiyi, saygıyı ve güveni ön planda tutabilmektir.
Çünkü dostluk zamanla sınanır.
Yıllar geçer, şehirler değişir, insanlar farklı yerlere gider, hayatın şartları değişir. Fakat gerçek dostluk, bütün bu değişimlere rağmen devam eder. Dünyanın 80 ülkesi ve Türkiye’nin 81 içinde çektiğimiz devri alem belgesel TC programlarımız Çetinkaya kardeşlerin brtv kanalında yayınlanmaya devam ediyor
https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1572506214898478&id=100064173426081&mibextid=wwXIfr
Benim de hayatımda böyle vefalı dostlarım, arkadaşlarım var. Zaman zaman ararız, zaman zaman görüşürüz. Bazen uzun süre bir araya gelemeyiz ama gönül bağımız hiç kopmaz.
İşte Karabük’teki Çetinkaya ailesi benim için böyle bir dostluğun güzel örneklerinden biridir.
Karabük’te başlayan dostluk
Mehmet Çetinkaya ve Osman Çetinkaya kardeşlerle tanışıklığımızın üzerinden uzun yıllar geçti.
Takvimler 2000’li yılların başını gösteriyordu.
O dönemde Basın İlan Kurumu Genel Kurulu üyeliğine aday olmuştum. Anadolu’yu dolaşıyor, gazeteleri ziyaret ediyor, meslektaşlarımızla bir araya geliyor, basın camiasının temsilcileriyle görüşüyorduk.
2001 yılının sert ve soğuk bir kış gününde yolumuz Karabük’e düştü.
2002 yılının Şubat ayında Ankara’da yapılacak Basın İlan Kurumu Genel Kurulu üyeliği seçimleri öncesinde Anadolu’daki gazeteleri ziyaret ediyor, meslektaşlarımızın desteğini almaya çalışıyorduk.
Karabük’te ilk ziyaret ettiğim yerlerden biri Mehmet ve Osman Çetinkaya kardeşlerin gazetesi ve yayın kuruluşu oldu.
İşte o ziyaret, yıllar sürecek bir dostluğun da başlangıcıydı.
O gün başlayan tanışıklık, zaman içerisinde sağlam bir arkadaşlığa, karşılıklı güvene ve vefaya dönüştü.
Seçim döneminde Mehmet Çetinkaya ve Osman Çetinkaya kardeşlerin bizlere verdikleri destek ve oylarla Basın İlan Kurumu Genel Kurulu üyeliğini kazanmanın mutluluğunu yaşadım.
Fakat benim için asıl önemli olan, seçim sonucundan çok daha değerli bir kazanımın ortaya çıkmasıydı:
Bir dostluk kazanmıştım.
Dostluk Karabük belgeseliyle daha da güçlendi
Sonraki yıllarda Karabük’le olan bağımız devam etti.
Gazetecilik çalışmalarımızın yanı sıra belgeselcilik faaliyetlerimiz kapsamında Karabük üzerine bir belgesel hazırlamaya karar verdik.
2003 yılında Karabük belgeselimizi çektik.
Bu çalışmalar vesilesiyle Mehmet ve Osman Çetinkaya kardeşlerle dostluğumuz daha da pekişti. 2003 tarihinde çektiğimiz belgeseli daha sonra güncelledik güncellediğimiz belgeseli sizlerle paylaşmak istiyorum
Sonraki yıllarda karşılıklı ziyaretler, toplantılar, sohbetler ve mesleki çalışmalar devam etti.
Aradan yıllar geçti ama dostluk baki kaldı.
İşte vefa tam da burada ortaya çıkıyor.
Çünkü gerçek dostluk, sadece aynı şehirde bulunmakla veya her gün görüşmekle ölçülmez.
Asıl dostluk, araya yıllar ve mesafeler girdiğinde kendisini gösterir.
Yıllar sonra yeniden Karabük
Bugün yine Karabük’teyiz.
Bu kez yolumuz Karabük’e, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Belgesel Film Festivali kapsamında ödül alan belgesellerin gösterimleri dolayısıyla düştü.
Karabük’te üç gün boyunca misafir olduk.
Toplantılar yaptık, ziyaretlerde bulunduk, gazetecilerle, dostlarla ve meslektaşlarımızla bir araya geldik.
Etkinlikler, söyleşiler ve programlar yoğun bir şekilde devam etti.
Program sonrasında da dostlarımızla görüşmelerimizi sürdürdük.
Bu vesileyle bir kez daha Mehmet Çetinkaya ve Osman Çetinkaya kardeşlerin yayın kuruluşlarını ziyaret ettik.
Bizleri büyük bir samimiyetle ağırladılar.
Yılların dostluğu, yılların hatıraları yeniden canlandı.
Gazetecilikten belgeselciliğe, Karabük’ten Anadolu basınının meselelerine kadar pek çok konuda sohbet ettik.
Ve bütün bu sohbetlerin içinde aslında tek bir şeyin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüm:
Vefa…
Vefa, dostluğun temelidir
Gazetecilik mesleğinde yarım asrı aşan bir zaman dilimini geride bırakırken çok insan tanıdım.
Türkiye’nin dört bir yanında gazetecilerle, yöneticilerle, sanatçılarla, akademisyenlerle, sivil toplum temsilcileriyle ve vatandaşlarla bir araya geldim.
Çok güzel dostluklar kurduk.
Bazıları zaman içerisinde uzaklaştı, bazıları unutuldu, bazıları ise yıllara meydan okuyarak devam etti.
İşte Mehmet ve Osman Çetinkaya kardeşlerle olan dostluğumuz da yıllara meydan okuyan dostluklardan biri.
2001 yılında başlayan arkadaşlık, bugün hâlâ aynı samimiyetle devam ediyor.
Bazen bir telefon, bazen kısa bir ziyaret, bazen bir selam, bazen de birlikte yapılan bir program…
Bunların her biri dostluğu yaşatmaya yetiyor.
Çünkü dostlukta önemli olan sürekli yan yana olmak değil, gönül gönüle olabilmektir.
Bir söyleşi, bir hatıra
Karabük ziyaretimiz sırasında Mehmet Çetinkaya ve Osman Çetinkaya kardeşlerle gerçekleştirdiğimiz sohbeti de bu nedenle çok anlamlı buluyorum.
Bu söyleşi sadece bir gazetecilik söyleşisi değil.
Aynı zamanda yıllar öncesine uzanan bir dostluğun, arkadaşlığın ve vefanın hatırasıdır.
2001 yılında Karabük’e geldiğimiz o soğuk kış gününden bugünlere uzanan bir hikâyenin küçük bir bölümüdür.
Dostlukların kıymetini bilenler için belki de en güzel şey, yıllar sonra aynı insanlarla yeniden bir araya gelip eski günleri konuşabilmektir.
Ne mutlu bizlere ki yıllar geçmesine rağmen hâlâ arayıp soran, kapısını açan, gönlünde yer veren dostlarımız var.
Son söz
Hayat kısa…
İnsanların birbirini kırması, unutması ve vefasızlık etmesi çok kolay.
Ama bir dostluğu yıllarca yaşatmak, zor günlerde birbirinin yanında olmak, mesafeler girse bile gönül bağını korumak çok daha değerlidir.
Bu nedenle arkadaşlıklarımızın kıymetini bilelim.
Dostlarımızı arayalım.
Hatırlarını soralım.
Bir selamı, bir telefonu, bir ziyareti çok görmeyelim.
Çünkü yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda elimizde makamlar, mevkiler, unvanlar değil; insanlarla kurduğumuz güzel dostluklar ve bıraktığımız güzel hatıralar kalacaktır.
Karabük’te Mehmet ve Osman Çetinkaya kardeşlerle 2001 yılında başlayan dostluğumuzun bugünlere kadar gelmesi benim için işte bu yüzden çok anlamlı.
Kendilerine gönülden teşekkür ediyorum.
Vefalı dostlara, can arkadaşlara, yıllara meydan okuyan güzel dostluklara selam olsun.
Dostluk baki, hatıralar daim, vefa gönüllerde olsun…