Yarın elbet bizimdir!



Covid-19 yani Koronavirüs etkisi tüm Dünya’nın başına bela olmaya devam ediyor. Açıklanan vakalar, ölümler ve bu virüsün yayılma hızı her geçen gün içinden çıkılmaz bir hale geliyor. Dünya ülkeleri hatta o çok gelişmiş ülkeler bile bu virüs karşısında mücadelede ne yazık ki baş edemez bir hale geldi. Ekonomileri güçlü olan ülkeler, sosyal devlet anlayışını öne çıkartıp bu virüsten etkilenen insanlarına maddi yardımlarda bulunuyor, kapanan işyerlerine destek için muslukları sonuna kadar açmaktan başka bir çare bulamıyorlar.

Ülkemizde ise durum bir nebze daha iyi. İşler çok daha planlı ve düzgün gidiyor. Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca, her gün eldeki verileri kamuoyu ile paylaşıyor, alınan önlemleri ve izlenen yolu açıklıyor.  Son yapılan açıklama ile de ülkemizde corona virüsü vaka sayısı 5.698’e can kaybımız ise 92’ye yükseldiğini öğrendik. Bu süreçte tedavi gören 42 hastamızın da sağlıklarına kavuşması buruk ta olsa  bir sevinç olmuştur.

Kim re derse desin, Türkiye bu salgının ülkeye de ulaşacağını öngörüp,  zamanında fark edip önceden önlem alan ülkelerin başında gelmekte. Vakanın ilk görüldüğü anda sınır kapılarını kapatan, ülke genelinde önlemlerini ard arda açıklayan, zaten iyi ve yeterli olan sağlık alt yapısını hazır eden Türkiye, salgın nedeniyle tüm dünyada hayat dururken, vakalara ve tedavilere hastaneler yetmezken  bugün çok rahat bir şekilde vakaları tespit edip gerekli tedavilerini yapabilmekte… Dünyayı etkisi altına alan bu virüsle tüm Dünya ülkeleri birlikte hareket edip, ırk, din, dil ve renk ayrımı yapmadan birlikte mücadele etmelidir. Nasıl virüsün ilk başladığı Çin bugün yaralarını sarıp, başta Türkiye olmak üzere dünya ülkelerinin yardımına koşuyorsa bu konuda gerek tıbbi destek, gerek bilimsel anlamda  imkanı olan her ülke bu beladan kurtulmamız için diğer ülkelerle el ele vermeli…

Peki biz ne yapacağız;

Nasıl bir yol izleyeceğiz…

Mecbur kalmadıkça evde kalacağız. Sosyal mesafeyi ve hijyen anlayışımızı üst düzeyde tutacağız. Bakanlığın açıkladığı talimatları ve Bilim Kurulu başta olmak üzere, yetkili kurum ve kuruluşların önerilerini harfiyen uygulayacağız…

Bu virüsü ciddiye alacağız ama ondan korkup panik yapmayacağız…

Sadece kurallara uyma, kendimizi izole etme konusunu ciddiye alıp, onun gerektiği gibi bir yaşam tarzı benimseyeceğiz…

Milletçe  evlere kapanıp yas tutmayacağız tabi ki;

İçinde bulunduğumuz psikoloji çok zor ve kendimizi mutlu etmeye her zamankinden daha fazla çaba harcayacağız.
Biz Türkler özgürlüğümüze düşkünüz ve öyle tanınırız…
Ama şimdi özgürlüğümüzü bir süre dizginleyip, şu beladan kurtulmanın yollarını arayacağız…

Bizimkisi ne ki?

Sağlık sektöründe emek verenler, çocuklarını görmekten vazgeçiyor. Çocuklar, parklardan, dışarıda oyun oynamaktan, okullarından vazgeçiyor.
Büyüklerimiz torunlarını sevmekten vazgeçiyor.
Kısacası hepimiz zorlanıyoruz.

Corona bugün hepimizi evlere soktuysa, evlerimizde de yapacak çok işimiz, kendimize ve aile bireylerimizle geçireceğimiz çok güzel anlar vardır…

En azından bir çoğumuzun unuttuğu, aksattığı aile düzeni bu vesile ile yeniden üstelik daha sağlam bir bağ ile inşa edilir hiç değilse…

Sosyal devlet ile sosyal vatandaş olma yolu açılmış oluyor şu günlerde. Toplum gönüllülüğü oluşuyor iyiden iyiye. Birbirimize otokontrol yolu ile iletişim anlayışı yükledi bu virüs belki de. Toplumda yaşlı insanlarımıza olan hassasiyetimiz gelişti, büyüklerimizin evine ihtiyaçlarını alıp götüren gençler, taşın altına elini koyan, çözümün bir parçası olmaya çalışan, dalga dalga yayılan iyilik hareketiyle yoğrulan insanlarımız oldu. ‘Okulumda eğitim yoksa, atölyede sağlıkçılarımız için maskede mi üretemem’ diyen ve 3D yazıcısının başında maske üreten memleket sevdalısı öğretmenlerimiz oldu…

Evet BU virüs bizden çok şeyler aldı, canlarımızı elimizden aldı ama yeniden aile olmayı, millet olmayı, devlet olmayı ve unuttuğumuz değerleri de hatırlatmış oldu…

Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı asla terk etmeyerek, evde kalarak, kurumların açıkladığı tedbirlere uyarak  bu beladan az hasarla çıkacağız İnşallah…

Yazımı, Cumhurbaşkanımızın da son konuşmasında dile getirdiği Üstad Necip Fazıl’ın ‘Zindandan Mehmet’e Mektup’ şiirindeki şu sözleri sonlandırmak istiyorum;

‘ Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!’

Yarınlar bizimdir!!!