YENİ NORMAL?!



YENİ NORMAL?!

“Geri döööönnnn,

O eski yerimizde beklerim seni,

Üzülme sevgilim affettim seni…”

Diye bangır bangır caddeden birkaç defa geçişine şahit oldum bir aracın. Şehir magandası mı desem, ruhsuz mu bilemedim? Ya aşk acısı çekiyor ya da normalleşmeye (!)çalışıyordu.Henüz depremin üzerinden on beş gün geçmemişti. Sanki tüm yakınlarını kaybedenlerin adına ben incindim!Nasıl bir bencilliktir bu diye düşünmeden edemedim. Aşk (!) acısı çekiyor olabilir,fakat geri dönülmez bir yolculuğa en sevdiklerini uğurlayanları anımsayınca haya eder insan ya hu! Aşağıda olduğumda denk gelirsem,arabanın camını tıklayıp “edeb ya hu!” diyeceğim dedim kendi kendime.

En yakınım olmasına gerek yoktu, candı yitirilen ve şairin dediği gibi “nerede bir can ölse oralı olur yüreğim” tadında geçiyordu günler.Mahallede cenaze olduğunda ailemiz,”yavrum televizyon açmayın, sokakta gülmeyin” diye tembihlerdi. Ya şimdi? “Ne yapalım,hayat devam ediyor.Ruh sağlığımız mi bozulsun?” diyenlerin ruhunda kısmî felç yaşanıyor olmalı! İnsanî vasıflar merkezinde…

Duygular yaşanmak ister demiştik daha önce. Yas süreci de birebir bize ait bir kayıp olmasa da; toplumsal birliktelik şuuru taşıyan, kalbi olan,vicdanını rafa kaldırmamış olan herkes için aynı durum. Rahmetli anneannem “hiçbir şeyin tadı tuzu kalmadı” derdi biz çocukken. İçten içe itiraz eder,anlam veremezdim.Herşey çok güzeldi bence… “Ya şu zamanı görse ne derdi kimbilir?” diye düşünürken, yine zihnimde sesi yankılandı;

“Ahir zamanda insanlar kabirlerin başına gidecek,siz kalkın da biz yatalım diyecekler.” diye anlatışını anımsadım.

İmanını kurtararak ölene ne mutlu,dünya yükünden kurtuldu diyoruz ya işte tam öyle bir zaman…Ama umutsuz muyuz? Elbette hayır, korku ve umutsuzluk kafire yaraşır.

Gelelim normalleşme sürecine. Elbette zaman içinde usul usul denge kazanacak yaşamlar. Ama emin olun hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.Yas süreci, her bireyde farklı süreçte ve şekilde tamamlanır. Ortalama üç ay ile bir yıl arası bir zamana ihtiyaç vardır. Bir yılı aşmadan tamamlanması sağlıklı olanıdır.

En sevdiklerini kaybedenler çok iyi bilir bu süreci. Rahmetli babamı kaybettiğim zaman  henüz dört aylık lohusaydım.Abartısız diyebilirim ki,büyük oğlum mezarlıkta büyüdü. Her gün mezarlıktaydık…Kar,yağmur, sıcak, soğuk farketmedi.Çünkü bizde mevsim yastı. Yaşım henüz 24 ! Sandım ki babamdan sonra asla bir şey yapamam,gülemem, sokağa çıkamam! Hayata bizimle tutunan annem,aynı zamanda bizim de elimizden tutuyordu.Bir sene sonra arkadaşlarım toplanırken ;

“Canın çok acıyor biliyorum,o özlem hep yüreğimizde bir ömür bizimle olacak.Ama ben seninle,abinle hayata tutunuyorum.Bak kuzucuğunun da sana ihtiyacı var.Hadi yavrum,hazırlan, hayat devam ediyor.” diyerek konuşmaya başladı annem.O çok kıymetlisini kaybetmişken, bir de benim acıma merhem oluyordu. Ama zaman … İzin vermiştik acıya, hissetmiştik, normal akmayan bir rutine dönmüştü herşey. Yeni normal! Çarşıya çıkmanın bile bir yeni normali vardı bende artık, onaltı yıldır asla kullanmadığım bir sokak var meselâ. Geçersem ne olur,birşey olmaz elbette. Ama o sokağı anlamlı kılan, benim koşarak sarıldığım kahramanım yoksa,olmasa da olurdu!Ve bu benim yeni normalimdi.

Velhâsıl izin verin! İnsanların hayatı depremle,selle alt üst olmuşken “geri dönnn” diye bir magandalıkla değil de,efendice usulca yaşayın siz de duygunuzu. Bir sürü anne evlâtsız, bir sürü evlât kimsesiz kalmışken, hayatlar alt üst olmuşken sadece kendini düşünmek insan denilen cevhere yakışmaz.Evet insan cevherdir,yaratılmışların en şereflisidir. Bu yüzden de o güzelliğini muhafaza etmeli.

Herşeyin bir normali vardır.Ancak acıların ardından gelen normalle , temizlik/sınav/düğün telâşı/taşınma gibi sebeplerle rafa kaldırıp yeniden geri döndüğümüz normal aynı değildir şüphesiz.Ve sıkıntılı dönemlerin de dereceleri vardır. Asrın felâketinin üzerine yaşanan selden sonra,madden ve manen yorgun olan kardeşlerimiz varken; keyif kahvesi,buluşma bilmem nesi,düğün şeysi,annesinin kuzusu diye paylaşım yapmazsak psikolojimiz bozulmaz emin olun.Ama insanî değerleri taşıyan herbir hücremiz deformasyona uğrar!

Herşeyin bir normali var elbette .Meselâ yabancı biri şaşırınca “oohh my God” der ve normaldir,yadırgamayız. Müslüman korkunca “Aman Ya Rabbi!” der,beğenisini “Subhanallah” diyerek ifade eder, mutlu olunca “Elhamdülillah” der, hayrete düşüren nimete “Allahuekber” der,başarıyı tebrik ederken “Maşallah” der vs.vs.vs… İlginçtir ki Müslüman ülkede bu tepki ve ifadeler normal görülmezken, normalleşme konusundaki hadsizliklere de “normalleşme” kılıfı uyduruluyor.

Yeni normal nedir diye düşündünüz mü hiç? Annesiz/babasız kalan yavruların bir kurumda kendini iyi hissedebilmek için minicik yüreğiyle bir savaş verişi!

Evlâdını toprağa vermiş annenin bir süre sadece yaşama tutunmaya alışma süreci!

Mal varlığını kaybetmiş bir babanın çadır şartlarında ailesini koruma mücadelesi!

Yeni yaşamların sadece zahiren değil, manen de inşa edilme süreci…Ülkemizin cânım onbir şehri yerle bir olmuşken yavaşlayın dostlar.Ne zaman biraz nefes alır ve zahiren toparlanmış görürsek o bölgeyi, o zaman kendi rutininize odaklanırsınız.Klinik Psikolog Mehmet Dinç Beyefendi;

“Oradaki kardeşlerimiz kadar bizim içinde zor geçmesi lâzım. Ama bu zorluğa teslim olmak,zorluk karşısında çaresiz/aciz hissedeceğiz demek değil. Bu zorluk nasıl aşılır hep beraber buna odaklanmalıyız.” diye ifade ediyor.

Efendimiz (S.A.V);

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”  (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66) buyurur.

Bakmayın siz sandık peşine düşüp, ucuz siyaset derdinde olana! Derdi millet olana,toparlanmak için koşana omuz verin dostlar…

Bu günler de geçecek inşallah.Önemli olan geri dönüp bakıldığında kim ne iz bırakmış, hangi yaraya merhem olmuş,hangi yükü hafifletmiş,yoldan taş mı kaldırmış, çamur mu temizlemiş ?

Niyetimiz amelimizden hayırlı şüphesiz, hadisin müjdesidir bu.Ettiğimiz niyete göre adım atmak, kulluk gücünü kullanmaktır. Niyet hayr, akıbet hayrolsun inşallah…

Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…