ZALİMLER İÇİN YAŞASIN  CEHENNEM!

Bir dönemin karanlık yüzünü önceki gün gelen bir haber sonrasında yeniden hatırladım. Önceki gün 28 Şubat 1997’nin lağım çukurunun önde gelen isimlerinin başında olan dönemin Organize Suçlar Şube Müdürü’nün kanser tedavisi görürken vefat ettiği haberi düştü ajanslara…

Allah rahmet eylesin, ya da Allah günahlarını affetsin demek içimden gelmiyor…

Merhum Başkan Ahmet Penbegüllü ve yanındakilere yaptıklarını yakından bilen biri olarak, hakkını helal ediyor musun diye sorsalar bağır bağıra “helal etmiyorum” diyecek insanlardan biriyim…

Çok çektirdi masum insanlara çoook…

Hazırladığı uyduruk dosyalar, tertip ve düzenlerle inançlı insanlara ‘şeriat’ ‘hizbullah’ gibi kılıflar ekletti ve ceza evlerinde türlü türlü işkenceler yaptı…

Ben bu soysuzun yaptıklarını Abdullah Yağcı’dan, Hasan Payyu’dan, Arif Alpaydın’dan bizzat dinledim. 28 Şubat darbesinde, seçilmiş bir hükümet darbecilerin baskılarıyla indirilirken, yine halkın oylarıyla gelmiş Belediye Başkanları da bu süreçte işkencelere, baskılara ve cezaevlerine mahkum edildi. Bu süreçte  Gebze’de seçilmiş Belediye Başkanı al aşağı edilirken Gebze’nin 10 yılına adeta pranga vurularak Belediye çalıştırılmamış, Gebze halkının hizmet alması engellenmişti. Seçilmiş Belediye Başkanı merhum Penbegüllü ile birlikte onlarca kişi gözaltına alınmış, işkenceden geçirilmiş, hapishaneye atılmıştı…

Mahkemede türlü entrikalar ve kumpaslarla Başkan Penbegüllü ve yanındakiler kıskaca alınmıştı. Tutuklanan herkesi Penbegüllü için aleyhte ifade verilmesi için baskı yapılırken, alınan ifadelerin yerine sahte ifadeler yazılıp dosyalara konulmuş.  Nitekim o dönem yaşananları anlatan Penbegüllü’nün çalışma arkadaşları organize şubede sorgulanırken Penbegüllü için aleyhte ifade vermeleri, hazırlanan düzmece ifadelere imza atmaları  halinde  kendilerini bırakacaklarını söylediklerini aktarmışlardı…

O dönemin Batı Çalışma Grubu’nun insanlık dışı faaliyetleri sonucu merhum  Penbegüllü düzmece ifadeler, yalancı tanıklar ve dosyalarla  14 ay cezaevinde tutuklu kalıp türlü işkencelere maruz bırakılmıştı. 14 ay sonra beraat etmesine rağmen cezaevi koşullarında gördüğü işkenceler sonucu yakalandığı Kanser hastalığına yenik düşerek, ülkesi için faydalı olacağı bir dönemde  hayatını kaybetmişti…

İşte o günlerde yaşanan darbenin karanlık yüzlerinden biri olan, Adil Serdar Saçan bugün toprak oldu. Bir nevi merhum başkanımızın ahı yerde kalmadı. Kendisi de ölümle yüzleşmiş oldu. Aklıma Bediüzzaman Said Nursi’nin  ‘Zalimler İçin Yaşasın Cehennem’ sözü geldi. Meğer ne kadar doğru söylemiş üstad;

O dönem Saçan ve ekibi  haşa, ‘Burada Allah yok Peygamber izne çıktı’ diyerek içeri aldığı onca bürokrat ve kamu görevlisine  işkence altında  kendi hazırlattığı ifadeleri imzalatmışlardı. Adil Serdar Saçan’ın sonu belli, dönemin sorumlularının da sonları  aynı olur inşallah. Merhum başkanımız Ahmet Penbegüllü ve 8 arkadaşına yapılanlar göstermiştir ki ; 28 Şubat süreci bu ülkede dindar kesimin yaşadığı en karanlık

dönemlerden biridir. Tek parti dönemindeki o berbat zihniyetin çağdaş versiyonudur. Onun için post modern darbe ifadesi gayet yerinde ve isabetli bir tariftir.

Büyük acıların yaşandığı kara bir leke olan bu ‘post modern darbe’  Refah-Yol Hükümeti ve dönemin başbakanı Merhum Necmettin Erbakan’ı indirmek için başlatılan süreçten başka bir şey değildi.  Süreç, özellikle muhafazakar kesim üzerinde büyük baskılara, unutulmayacak acılara yol açtı. Binlerce vatandaş  28 Şubat darbecilerinin fişleme çalışmaları sonucu işlerinden oldu, memuriyetten atıldı. Silahlı kuvvetlerde, devlet dairelerinde, silahlı kuvvetlerde bir çok yetişmiş insanımız bu fişlemeler yüzünden görevlerinden çekildi. İmam Hatip Okullarına kilit vurulurken öğrencilerin Üniversiteye giden yolları dolaylı yollardan kapatıldı.  Başörtülü kızlarımız ötekileştirildi, üniversite kapılarında yerlerde süründürüldü, ikna odalarında başları açılmaya zorlandı.  Siyasiler yasaklandı ve en acısı da haksız tutuklamalar art arda yaşandı. Hatırlamak istemesek de, bugün yetişen nesilin oturup muhasebe yapması ve aslında ne olduğunu bilebilmesi için yazmak ve anlatmak lazım…

‘28 Şubat 1000 yıl sürecek’ diyenlere inat bu köhne düzen, bu ülkenin bin yıllık bilinç sahibi insanları tarafından tarihin çöp sepetine atılmıştır. Rahmetli Penbegüllü mezarından kalksa, kuşkusuz bu cibilliyetsizleri  15 yıl sonra tek tek hakim karşısına çıkaran, yaptıklarının hesabını sorduran Recep Tayyip Erdoğan’a  ve onun ekibine  ‘Allah razı olsun’ derdi…

Merhum Başkanım Ahmet Penbegüllü’yü bir kez daha sevgi, rahmet ve duayla anıyorum…

Rabbim , bu tür yollara başvuranların oyunlarını bozsun, böyle utanç tablolarının bir daha bu millete yaşatmasın inşallah…