Zweig’in Son Hamlesi/ Satranç
Freud’un psikanalizin babası olduğunu bilirim. İşini de iyi yapar. Fakat Stefan Zweig’in de ondan eksik kalır bir yanı yok. Hatta eserlerini okurken bazen hangisi daha iyi karıştırabilirsiniz. Mesela bir Satranç kitabı. Zweig’in yazdığı son eser. Şüphe, yalnızlık, karamsarlık ve kimseye güvenememe. Buna rağmen bulduğu tek çareye sıkı sıkı sarılma. Eser sizi alıp bir ruh savaşı içine götürüyor. Satranç’ın da bir oyundan ibaret olmadığını muhteşem bir taktik klavuzu olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Eser Dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ve
Dr. B‘nin aynı yolcu gemisinde rast gelmesiyle başlıyor. Dr.B. Dört ay bir otel odasında tutsak olarak kalmış ve otel odasında artık yalnızlıktan bitip tükenmek üzereyken eline geçirdiği satranç kitabı sayesinde satranç oynamayı öğrenmiş. Bir çoğu ona deli gözüyle bakarken o yaptığı bu ilk hamlesiyle aslında 75 sayfalık eserin ilk ölümcül vuruşunu yapıyor. Dünya şampiyonu ile tanıştıktan ve kendini kanıtladıktan sonraki süreç ise işte tam psikanaliz. O hamleler ve geçmişte yaşanan hatıraların ani yansıması.
Ne enteresandır ki yazar bu eseri yazdıktan kısa bir süre sonra intihar ediyor. Dünyanın adaletsizliğine tahammül edemedim diyor eşiyle birlikte hayatlarına son veriyorlar.
Aklıma bizim menkibelerimiz geldi. Birinde şöyle diyor ki; “Allah dostları için en büyük imtihan dünya hayatına tahammül etmek, can emanetine sahip çıkıp yaşamaktır.” Şimdi şimdi anlıyorum dünya hayatına tahammül etmenin ne denli büyük bir imtihan olduğunu. Ne diyelim daha güzel bir dünyaya uyanmak duasıyla. Hayırda kalalım inşallah.