KRAL VE KRALİÇE ÇOCUKLAR


Özlem Kartal Pazvant

Özlem Kartal Pazvant

27 Temmuz 2021, 09:48

  Zeynep’in mesleğindeki ilk günüydü. Heyecanlı ve sevgi dolu gözlerle bakıyordu öğrencilerine. Minik yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söylemişti, sınıfı kaynaştırmak için iyi bir fırsattı bu. Kuzucuklarına tatlı bir tebessümle seslendi.

"Eveeet şimdi herkes sıraya girerek ellerini yıkasın, yemek saatimiz geldi."

  Küçük kız birden afalladı. Minik ellerini yüzüne kapatarak çığlık çığlığa ağlamaya başladı.

 Zeynep boyunu, öğrencisi Dilara'nın hizasına indirerek ellerinden tuttu, tatlı bir ses tonuyla:

 "Neyin var canım, neden ağlıyorsun? İstersen annen biraz yanımıza gelebilir.” Dedi.

Küçük kız cevap vermiyor, ses tonunu daha da yükselterek ağlamasına devam ediyordu. İkna edilemeyen öğrencinin yanına annesi gelmişti, fakat bir türlü ağlamasını kesmiyordu. Hiç bir telkin ikna edemiyordu onu.

 "Ne olduğunu bana söylemek ister misin prensesim?" dedi annesi. Küçük kız:

 "Dışarıda söylemek istiyorum." diye fısıldadı kulağına.

  Dilara ve annesi öğretmenden izin alarak koridora çıktılar. Kimsecikler yoktu bulundukları yerde, ‘çekindiği bir şey var herhalde’ diye düşündü. Dizlerini bükerek ağlamaklı gözlerini sildi yavrusunun, fakat Dilara'nın gözlerinde bir panik havası ve şaşkınlık vardı.

 Söyle bakalım prensesim neden bu kadar tepki verdin. Arkadaşın mı kötü bir şey yaptı? Yoksa öğretmenin kötü bir söz mü söyledi? Fatma kızından alacağı cevabı heyecanla bekliyordu.

 Dilara istemsiz akan gözyaşlarını küçük elleriyle tekrar silerek ciddi bir tavır aldı, annesinin gözlerinin içine bakarak bilmiş bir edayla.

 "Anne bana sıraya gir dedi. Benim gibi bir prensese nasıl olur da sıraya gir der. Prensesler hiç sıraya girer mi?" Dedi.

  Bir okul müdürünün gözleriyle şahit olduğu ve gerçek bir tecrübe.

 Şu an ki anne babaların yaptığı en büyük yanlış evlat değil de adeta kendisini kaf dağının zirvesinde gören krallar, kraliçeler yetiştirmek. O kadar abarttık ki söylemlerimizi, sonunun nereye varacağını hiç düşünmeden savurur olduk kelimeleri.

 Annelik adına yaptığımız sadece hizmetkarlık ve istekleri yerine getirmek. Çocuğumuza hayır diyebilmenin de bir erdem olduğunu sildik zihinlerimizden. Uzun vadede hayır diyebilmek onlar için güven sağlayan önemli bir etkendi oysa. Ne yazık ki onlar kral ve kraliçe bizler uşakları olduk. Doğru yanlış ne dedilerse “aman psikolojileri bozulmasın” diyerek el pençe divan durduk. Her şeye evet demek çocuklarımızın gözünde adeta çocuklaştırdı bizi. Onlarla oynarken çocuklaşmak yerine, çocuk olduk, arkadaş olduk fakat anneliğimizi esirgedik yavrularımızdan. Her istediğine anında ulaşan küçük yürekler, çaba göstermeyi, fedakarlık yapmayı öğrenemedi bir türlü.

 Ve sonuç her zaman en önde olmak isteyen, girdiği yarışmada birinci olmayınca depresyona giren, mutluluğu sadece almakla yaşayan, pahalı markaların tutkunu, hep enleri yaşamak isteyen gençler oldu. Kendimizin oynayıp,  yönettiği bu tiyatronun sonunda da hep birden başladık söylenmeye. “Bu çocuk beni hiç dinlemiyor, artık isteklerine yetişemiyorum, bir şey desem bin söz işitiyorum.” diye.

 Alttan almaya gerek görmüyorum. Bizler annelik değil, hizmetçilik yaptık yavrularımıza. İyiliği emretip kötülükten alıkoymayı ihmal ettik. “Din nasihatten ibarettir” e karşılık en korktuğumuz şey oldu nasihat etmek. Ruhlarını değil bedenlerini ve nefislerini büyüttük sadece. Hizmet etmenin büyük bir erdem olduğunu anlatmadık, çoğumuz hizmeti küçük gördüğünden anlatmaya tenezzül bile etmedi.

 Zararın neresinden dönersek kardır. Bırakın en birinci gelmesin yarışmalarda evlatlarımız, giydikleri ayakkabı en pahalısından olmasın, lüks oyuncaklarla oynamasınlar, çok güzel olmak zorunda da değiller. Yeter ki bizler yavrumuzun gözünde küçülen çocuklar değil, saygı duyulan anneler olalım. Herkes kendi rolünü oynamalı hayatta. Eş, anne, baba, evlat, öğretmen, kardeş, arkadaş herkesin rolü farklı. Rollerin karışması çıkmaza sokuyor bizleri. Ancak annelik yapabilirsek karşımızda evlat görebiliriz çünkü. Anneliğimizi sermeyelim yerlere…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hülya Ekmekci - 2 ay önce
Tebrik ediyorum sizi. Zamanın kanayan yarasına parmak bakmışsınız.