BEKLENEN – BEKLEYEN

Kıymetli okurlarım, İnsan bazen bekler, kıymet verdiklerini belki bir ömür bekler...

BEKLENEN – BEKLEYEN
23 Mayıs 2019 Perşembe 13:35

Bazen bekleme süresi birkaç dakika da olsa insana saatler gibi uzun gelir çünkü beklenen önemlidir. Edebiyatımızda şarilerin çoğu hep bekleyen olmuştur. Necip Fazıl Kısakürek de beklemiş bir zaman.  Bekleyen ve beklenen konusunu iki dörtlükte çok da güzel ifade etmiş.

       BEKLENEN

Ne hasta bekler sabahı,

Ne taze ölüyü mezar.

Ne de şeytan, bir günahı,

Seni beklediğim kadar.

Geçti  istemem gelmeni,

Yokluğunda buldum seni;

Bırak vehmimde gölgeni,

Gelme, artık neye yarar?

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

Bu şiir öyle durup dururken ortaya çıkmamış, bir hikayesi var. Tabi toplum nazarında önemli bir yere sahip tanınmış kişilerin eserleri farklı yorumlanabiliyor.  Bu şiire gelince şiir, tamamen bir gençlik aşkı hikayesine dayanıyor. Şiirin hikayesini Hıncal Uluç’tan okudum. Kısaltarak anlatayım.

Delikanlı, bir lisenin voleybol takımında oynayan güzel mi güzel bir kıza vurulur. Okulun küçücük salonunda yapılan voleybol maçlarını hiç kaçırmaz. Kızın dikkatini çekmek için, kız hangi tarafta servis atıyorsa o tarafa gider. Bir gün yine kız bir servis kullanır, tam o esnada delikanlı kızın önünden geçer, hafifçe gülümser. Kız da gülümser ve maçına devam eder. Delikanlı kızın okul çıkışlarını takip etmeye başlar. Tesadüfen oradan geçiyormuş giibi yapsa da kızla karşılaştıkça hafif bir baş eğerek ve tebessümle selamlaşırlar. Delikanlı , kıza fena vurulur. Onunla tanışmak ve konuşmak ister.

Okul takımının kaptanı delikanlının arkadaşıdır ve bu konuda ondan yardım ister. Kaptan der ki :”Haftaya güzel bir konser var sen de gel, orada tanıştırayım.” Delikanlı mutluluktan uçar...Konser günü gelinceye kadar uyumaz bile. Nihayet konserin olacağı sinemanın önünde buluşurlar. Kaptan onları tanıştırır ve tokalaşırlar. Konser sırasında da bir şekilde yan yana otururlar. Biraz önce sıktığı el şimdi daha da yakındır. Elinden tutmak istese de bunu beceremez ama numaradan ellerini kızın koltuğunun üstüne atar. Kız doğrulunca kızın saçlarından birkaç tel delikanlının eline değer. Delikanlı heyecandan ve sevinçten havalara uçar. Konser biter ve kız: “ Bütün maçlara geliyorsun alıştık size.. Yarın Adana’da maçımız var,bakalım seni orada da görebilecek miyim?”  der. Delikanlı durur mu biletini alır erkenden Adana’ya gider. Maç sırasında kız delikanlıyı fark eder, şaşırır biraz da gururlanır.  Maç biter delikanlı hiçbir şey konuşmadan döner. Söylemek istediği çok şey vardır ama söyleyemez. Bir gün gaztede bir dörtlük görürür, tam da söylemek istediği şeyler vardır dört mısrada. Onu bir karta yazar ve kıza veririr  (ilk dörtlük). Ertesi gün okul yolunda buluşurlar ve kız: “bak benden hoşlanıyorsun, belki anlamışsındır ben de senden hoşanıyorum ama benim hoşlandığım biri daha var ve onu terk etmek için herhangi bir neden yok.” der. Delikanlı , bir gün karar verirsen ve kararını benden yana verirsen beni ara,der ve ayrılır. O günden sonra maçlara da gitmez. Bekler, bekler, bekler... Bazen özlemle bazen öfkeyle bekler. Aylar geçer... Bir gün bir antolojide kıza verdiği dörtlüğün diğer parçasını bulur. Onu da beyaz bir karta yazar. Epey zanam cebinde taşır. Nihayet kızla karşılaşırlar ve kız ona: “Kaç zamandır seni arıyorum. Kararımı senden yana verdim.”der. Delikanlı kıza sadece; yaaa, yaaa, derve cebinden şiirin diğer dörtlüğünü çıkarır kıza verir. Artık şairin hayalindeki güzelliği bu kız doldurabilir miydi?

Bakın Orhan Veli de “Bekliyorum “demiş. Kısa bir alıntı yapacağım.

                             Bekliyorum

........

Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.

Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.

Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,

Hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.

Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.

Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.

Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.

İşte Orhan Veli de bekleyen... Vazgeçmenin mümkün olmadığı bir ânı bekliyor. İşte tam o anda gelsin istiyor. Peki ben de bir şey demiş miyim? Evet , demişim. Galiba ben de bekleyen olmuşum.

             SEN YOKSUN

.........

Şimdi yalnızım / Sessizim/ Sensizim

Yangın yeri yüreğim

Ahhh! Kederliyim, dertliyim

Sen yoksun ya / Yetim çocuklar gibi

Bir köşeye sinmişim

Öylece beklemedeyim

Öylece seni beklemekteyim. (Y.Pekdemir)

Bu yazıyı niçin yazdım; 25 Mayıs Necip Fazıl’ın ölüm yıldönümüdür. Bu vesileyle büyük üstadı anmak istedim. Allah rahmet eylesin.

Haftaya Cuma görüşmek ümidiyle...


Etiketler; #Yüksel Pekdemir

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.