Kıymetli Gebze Gazetesi Okurları
Bundan sonra her cuma, “Gönül Penceresinden” köşemizle sizlerle olacağım. Bana ayrılan bu sayfada birbirinden güzel şiirler ve şairlerini göreceksiniz.
Tabi, bu güzel şiirlerin yorumları da bana ait olacak. Onlara benim gönül penceremden bakışımı göreceksiniz ve okuyacaksınız. Kısacası bu köşe, güzel bir köşe olacak. Okuduğunuzda zevk alacaksınız, kimi zaman “vay be!” diyecek, kimi zaman gözleriniz buğulanacak, kimi zaman tebessüm edeceksiniz. Esasında sizin de yüreğinizde var olanları bulacaksınız bu köşemizdeki yazılarımda.
Bu, gazetedeki ilk yazım. Anneler gününe özel yazdım.Neşet Ertaş’ın dediği gibi “Kadınlar insandır; biz insanoğlu.” Bu vesileyle bütün annelerinbu güzel günlerini kutluyor,yaşayanların ellerinden öperken rahmet-i rahmana kavuşanlara da rahmetler diliyorum.
Bu yazımızda, annelerin şairler üzerindeki etkisinden söz edeceğim. Bu sebeple aşağıdaki şiiri okuyalım ve sonra devam edelim.
ANNECİĞİM
Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!
Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!…
N. Fazıl KISAKÜREK (1926)
“Şairliğim on iki yaşımda başladı. Annem hastahanedeydi,ziyaretine gittim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli bir kızın şiirleri varmış defterde. Haberi veren annem bir an gözlerimin içini tarayıp; ‘Senin şair olmanı ne kadar isterdim!’ dedi. Annemin isteği bana, içimde besleyip de on iki yaşına kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi… Gözlerim hastahane penceresinde savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim: ‘Şair olacağım!’ Ve oldum.”
Evet, gerçekten birçok şairin hayat hikayesinde ve şairliklerinde annelerin bir sesi, bir bakışı ya da bir dokunuşu var. İşte Necip Fazıl ve annesinin ona bir cümleyi geçmeyen ama insanın ruhuna dokunan sözü; “Senin şair olmanı ne kadar isterdim.” Tılsımlı bir söz ve Necip Fazıl’da esasen var olan ve şimdi fark ettiği şairlik istidadı.
Dünyada en uzun en mutlu en güzel kimler yaşamalı, diye bana sorsalar; ben “ANNELER” derdim. Ben de bu yıl anneler gününü annesiz yaşıyorum. Bundan dört yıl önceydi, hastalığına yenik düştü. Göçtü bu dünyadan ve elimizden tutup bizi her yere yanında götüren annem, bu sefer yalnız gitti. O gün az kalsın ben de ölecektim. O ne anlatılmaz, ne zor, ne büyük bir acıydı.Nefesim kesildi, yüreğimin tam üstüne sanki tonlarca ağırlıkta bir kızgın taş konmuştu. Bağıra bağıra ağladım, gözyaşı döktüm. Sesim yankılandı odalarda… Sesime ses verdi beton duvarlar da annem hiç ses vermedi. Ve ben onun o titrek kalbini avuçlarımda tutamadım, ince bir tüy gibi salınıp omuzlarda gerçek yuvasına gitti.
Ve bugün mayısın ikinci haftası… Anneler günü… Bir küçük şiir de benden olsun.
Dördüncü yıldır bu sensiz
Kaç bayramdır böyle!
Kaç anneler gününde
Öylece kimsesiz;
Kalmışım orta yerde!…
…..
Beni hiç üzmemiştin
Gidişinle üzdüğün kadar
Dört yıl değil geçse dört asır
Biliyorum geçmeyecek üzgünlüğüm
Çünkü çok özlüyorum
Çünkü seni çok seviyorum.
……..
07.05.2019 Y. PEKDEMİR
İşte böyle kıymetli okurlarım. Gidince kıymeti anlaşılıyor… Ya annelerimiz yaşarken kıymetlerini biliyor muyuz? Bilelim lütfen. Dizinin dibinde oturun, utanmayın yaşınızdan başınızdan kendinizi sevdirin. Saçlarınızı okşasın anneniz. Öpün, koklayın, sarıp sarmalayın. İçinize çekin kokusunu…
Kısa bir anekdot: Okulun birinde değerler eğitimi üzerine velielere konuşurken, velilerin bir kısmı çocuklarının davranışlarından şikayet etmişti. Ben de onlara . o kadar da değil, dedim ve yukarıdaki şiiri okudum. Çocuklar da annelerini elbette sever… Ey anneler, çocuklarınız da sizi seviyor, unutmayın. Beni de beraber al anneciğim, diyecek kadar.
Evet, işte bir anne ve onun bir sözüyle ortaya çıkmış muhteşem bir şair.. Necip Fazıl.. Başka birçok şair var annesinin dokunuşuyla ya da annesinin onu yetiştirirken takındığı çeşitli tutumlarla… Örneğin; Yahya Kemal’in de sanatçı kişiliğinin oluşmasında annesinin rolü çok yüksektir.
İlmin derin görüşleri, aklın hükümleri
Doldurmuyor boşalmış olan hisli bir yeri. (Y.Kemal)
İşte o hisli yer annenin gittiği yer ve geriye bıraktığı acı ve hüzün… Yüreğimizdeki derin boşluk. İlim de akıl da kâr etmiyor; bırakın yüreğimizdeki boşluğu; odalar boş, salonlar boş, kulağımızdaki sesler arasında bulunmayan anne sesinin doldurduğu yer boş, bunun yerini ne doldurabilir ki…
Kadın değerlidir, kadın annedir.. Peygamberimiz de :” Cennet anaların ayağı altındadır.” der.
Tekrar anneler gününü kutluyor uzun, sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyorum. Haftaya cuma günü tekrar bu sayfada buluşmak üzere…