Koşyaz Platformu'ndan Yazılar

Kocaeli Kadın Şair ve Yazarlar Platformu'ndan yazılar..

Koşyaz Platformu'ndan Yazılar
02 Temmuz 2020 Perşembe 09:40

"Gidenlerde Kaldı "

Bir korkuluk yamacımda, ben koca bir yalnızlık tarlasındayım..

İçim elvermiyor gitmeye ..

Yine de kargalar gelip konmuş güzelim yemişlerime..

Bir ağaç gibi kucaklasak

Kuşları, papatyaları, gelincikleri ..

Ben istemiyorum gitmek

Arda kalanlar hep gidenlerde kaldı..

Zeynep Keskin

28.06.2020

***

ÖZLEM

Tik taklarını duymak ne güzelmiş saatimin.

Kaybolmuşum mekanımda bir noktaymışım meğer.

Dışından bakmak ne güzelmiş oysa iç dünyamın

Nefsim kor ateşte kat kat pişiyormuşum meğer.

Tıp tıplarını duymak ne güzelmiş damdaki yağmurun

Dalmışım dostumun o bit meyen ninnisine meğer.

Söndürüyor çileli ruhumdaki ateşi damlaların

İşte geldim ıslat beni şifam senmişsin meğer.

Korna seslerine uyanmakta güzel uzaktan gelen

Yaprak hışırtısı,bekçi sesi,yaşamıyormuşum meğer.

Beni de bekleyin diyebilseydim, sessizliği delen

Bende kendimi adamdan sayarmışım meğer.

Belki de özlerdim sessizliği yırtan zil sesini

Belki de hasret kalırdım tanrı misafirine.

İzleyebilseydim güneşin doğuşunu bir kere bile,

Dikseydim gözlerimi günbatımına, gelseydim kendime.

Müzeyyen Ocaklı

***

Neden Şiddet?

Dünyanın büyük bir kesimi başta olmak üzere ülkemizde de ardı arkası kesilmeyen şiddet haberleri her gün haber kanallarından servis ediliyor. İnsan olan herkesin bu haberler karşısında elbette vicdanı sızlıyor. Peki bu konuda neden "üstün akıl sahipleri" tarafından bir türlü çözüm masası kurulamıyor. Biliyoruz ki kendini güçlü görenin, kendince zayıf olanı ezdiği, bunu kendinde bir hak olarak gördüğü, çoğunlukla bir açığını, bir zaafını örtmek, toplumun ananelerine uymayan kötü alışkanlığını değiştirmekten vazgeçmek istemediğinden ilk ve en kolay uyguladığı şey şiddet oluyor. Şiddet kendi içinde kısımlara, ayrılsa da her türlüsü için çözüm üretilebilinir. Yaygın olan genellikle erkeğin kadına ve insanın kendisinden daha güçsüz olan çocuğa ve hayvanlara şiddet uygulaması olsada her türlü şiddet için çözüm üretmek zorundayız. Çünkü şiddet toplumu derinden yaralayan büyük bir sorundur. Ortada bir sorun varsa muhakkak bir çözümü de vardır. Bu sorunun ülkemizde gangren'e döndüğüde ayrı  bir gerçektir. Belki her şeye rağmen yüzde yüz çözüm üretilemeyebilinir ancak yüzde doksandokuz muhakkak çözüm üretilebileceğini de biliyoruz.

Şiddete başvuranlar genellikle geçmişlerinden bugüne özgüven ve özkontrol sorunu yaşar ve genelliklede bunu kabul etmezler. Savundukları şeylerse hep benzerdir, suçlu hep karşı taraftır ve haketmiştir. Bu nedenlerle

şiddet uygulayanın ve şiddete maruz kalanın muhakkak iyileştirilmesi gerekir. Bu konuda ciddi anlamda faaliyet gösteren, gerektiğinde zorunlu tutulması gereken, psikolojik destek terapi merkezleri kurulması gerektiğini, sorunun çözümü için ilgili mecralar aracılığıyla yeni yasalar ve yeni düzenlemelerin yapılmasını, farkındalık eğitimlerinin çoğaltılmasını ve her mecrada uygulanmasını ve tüm bu saydıklarımın bir an evvel hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir gün karşılaştığınız şiddete boyun eğen olmak istemiyorsanız bugün şiddete karşı dik durmalı ve bunun için mücadele etmelisiniz çünkü bu insan olan herkesin boynunun borcu.

Nurten KESKİN

***

ZOR GÜNLERİN MUTLU ÇOCUKLARIYDIK BİZ

" Kendimle hep gurur duyduğum kesik izlerim, iyi ki silinmediz parmaklarımdan".

Sanırım ilkokul üçe gidiyordum annem fırından keşik almam için fırın sahibi olan teyzesine saldı beni,

dönerken komşumuz Ahmet emmiyi gördüm bahçede baltayla bir şeyler kesiyordu oldu bitti çok meraklı bir çocuktum değişik alışılmışın dışındaki şeyler bende soru işaretleri uyandıyordu.

O günde öyle oldu, doğru Ahmet emminin yanına gittim ve o saplarını baltayla döverek tirşeledikten sonra ince ince kıydığı şeyin ne olduğunu sordum..

“Geven “ dedi

“ne işe yarıyor ki” dedim

“İneklerin samanı bitti sığıra göndersek havalar soğuk, hemde otlar daha karın altından çıkmadı kızım”

-bizim ineklerinde samanı çok az kalmış, ya bir gün, ya da iki günlük diyor annem dedim,

“sen bunları nereden buldun Ahmet emmi”?

Dağdan gidip getirdim.

O zaman yarın senle bende gelsem olmaz mı,?

bende kendi İneklerimize toplasam dedim.

“Olmaz kızım, sen yapamazsın bu çok dikenlidir önce dikenlerini yakıyorsun sonra köklerinden baltayla kesmen lazım bir çocuğun yapacağı iş değil”

nasıl ezilip parçalara ayrılacağınıda tarif ederek, elime ayağıma da dikkat etmemi bir güzel tembihledi ve baltayla, keserle şaka olmaz diye gülümseyerek bir kucakta bana verdi.

Ben çocuk kucağımla öyle bir geveni kucaklayıp yürüdüm ki, danalarımıza ineklerimze yeni bir yemek ziyafeti çekeceğim edasıyla.

Bahçedeki odun kütüğünün yanına bırakıp baltayı almamla gevenlerin kalın saplarını önce baltanın düğdüsüyle (tersiyle) ezerek Ahmet emmiden gördüğüm gibi parçalamam bir oluyordu.

Yarısını yaptım yada yapmadım ki baltayı sol elimin tam üç parmağına öyle bir indirdim ki üçünüde yarıya kadar kesmişim, nasıl bağırıyorum ama annee!!! anneee!!!! diyerek fırına doğru bir koşuyorum kesilen sol elimin parmakları sağ avucumun içinde, koştukça kanlar üstüme başıma saçılmış korkunç bir görüntüyle her şeyden habersiz zavallı anam beni görünce yüzü bembeyaz kesilmiş daha ne olduğunu merak edip sormadan parmaklarımı sağ elimin içinden alıp fırında dikilen komşu oğlan çocuğunu sidikletti, tabi ben sidiğin yakmasıyla daha bir canhıraş bağırıyorum ki yakındaki konu komşuyu da fırına dökmüştüm...

Orada bulunan bir bez parçasından yakıp parmaklarımı bir güzel sardılar ağrı sızı içindeki ben olanı biteni anlattım tabi anneme.

Annem, bir daha senin yanında yokluğumuzdan asla söz etmeyeceğim dedi..

Çok duyarlı olmamdan şikayetçi bir tavırla, hem seviniyor hemde çok üzülüyordu..

Ahmet emmi, bana geven verdiği için kendisini kötü hissetmesin diye parmaklarım iyi olana kadar gözüne gözükmeden okuluma gidip gelmiştim..

Aliye Uyanık/ BOZOK KIZI

26 . 07.2015/ GEBZE

GEVEN : Kışın, sökülüp kökleri dövülerek hayvanlara yem olarak verilen iğne yapraklı bir bitki

KEŞİK : Sıra, nöbet.

DÜĞDÜ: Çekiç ve keser gibi âletlerin bir şeyi döğmeye ve ezmeye yarayan tarafı, düz ve yuvarlak kısmı.

***

HER ŞEY ÖLÜR

Acılar düğümlenir kursakta pare pare

Saat gidişi gösteriyor kal demek ne çare

Tüy misali sürtünerek mermere

Gidiyor soluk benizli bilinmeyen aleme

*

Geliş gibi gidişte sorgusuz elde değil

Bir emir ki feryat boş sus ve eğil

Kalmaktan yana olsa da için de meyil

Yaşar ve gidersin kalmaz bir tek delil

*

Her şey ölür nerede hani geçmişten kalan

İnanmak güç gelen de giden de yalan

Sen ey! Sırlarla mezarında yatan insan

Kalk ve anlat neymiş gerçek susmadan

 Gül ALTUNTAŞ


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.