Koşyaz Platformu'ndan Yazılar

Kocaeli Kadın Şair ve Yazarlar Platformu'ndan yazılar...

Koşyaz Platformu'ndan Yazılar
31 Ekim 2020 Cumartesi 13:35

YAŞA VAR OL CUMHURİYET

Egemenlik , milletlerin sahip olduğu vazgeçilmez yegane zenginlik . Vatan denilen toprak parçasından çok çok ötesi , alınan nefeslerin , dalgalanan bayrağın kucakladığı sevdanın sesi .

Bağımsızlık ateşiyle harlanan yürek senfonisinde , semaya kudretiyle haykıran var olma mücadelesi .

Engin bir savaş sonsuza dek kandilini yakacak ve yanan kandiller eşliğinde çoğaldıkça çoğalacak .

Yaş yaş , boy boy , yoğurulan her hamurda mayası vatan toprağı , mayası vatan suyu , mayası vatan aşkı . Öyle bir ateş ki havayla celallenen öyle bir hava ki ateşle nefeslenen ve sözlüklerden fırlamış kelimelerin büyüsüyle taşıp ,kâlbin süveydasına tahtını kurmuş yiğitlerden yiğit denilen .

Atalarımızdan yadigar her karış toprağında cumhuriyet nidalarıyla ayakta kalan vatan ; namusum şerefim sesim nefesim , fertleri millet yapan vazgeçilmezim .

Bu gelen  29 Ekim ,  bu gelen  milletçe yeniden şahlanışın ayak sesleri . Ey yolcu ! maziden bugüne bugünden geleceğe bıraktığın izlere bak , mukaddes toprağın mukaddes dediğimiz havasına , suyuna , ateşine bağımsızlık kandilini hiç sönmemek üzere daima yak .

Ulusları tek bayrak , tek toprak , tek dava  sevdasında millet haline getiren Türkiye Cumhuriyeti egemenliğini ilelebet yaşat .

Doksan yedi yıl önce tüm dünyaya güçlü sesiyle haykıran bu milletin verdiği özgürlük savaşını , yeni yetişen nesillerle birlikte kendi yüreğine de bir kez daha hatırlat .

Başta büyük önder Mustafa Kemal olmak üzere şehitler , gaziler , adsız kahramanlar , çoluk çocuk genç yaşlı , ruhuyla bedeniyle bu mukaddes topraklar uğruna canlarını koyanlar , haklarınızı helal edin bağımsızlığı biz emanetçilere ulaştıranlar .

Hangi birini ansak hep eksik kalır şükranlarımız , dilimizde dualar yüreğimizde özgürlük ateşi , vatan semalarında dalgalanır ayla yıldız kızıllığında bağımsızlık güneşi .

‘’Ekim 29 , vatandan ses var

Bayrak gururla dikilmiş

Düşmanda yas var

Anadolu şahlanmış

Toprakta kan var

Çekilin yol üstünden

Egemenlik bizimdir !..’’

Sibel Çakcak

***

İçimi Acıtan Bir Yazı…

  İçimi acıtan ve beni içten içe çok korkutan bir durumdan bahsetmek istiyorum sizlere. Hani şu sosyal medyalarda sürekli reklamlarıyla karşılaştığımız evrene mesaj göndermeler, yoga terapileri, Nirvanalar…

  Son zamanlarda Müslümanlar olarak elimizi nereye atsak bir fiyaskoyla karşı karşıyayız. Herkes görevini yapıyor, yalnız Müslümanlar uykuda, rahata erdikçe uykumuz derinleşiyor gibi… Önce maddiyatla donattık ruhumuzu mutlu olacağız zannettik yanıldık. Yeni şeyler aradık, farklı şeylerde huzuru yakalamaya çalıştık. Müslümanlar olarak bizler ileriydik canım, medeniyete ayak uydurur, kendimize laf ettirmezdik, yeni söylemlere açıktık yani. Dinledik…  dinledik… bir daha dinledik. Allah Allah dedik ne olacak canım dedik, başladık evrene mesajlar göndermeye. Bir iki derken dua etmeyi, zikir etmeyi, şükretmeyi, sabretmeyi unutturdular bazılarına…

 Evrene mesajlar göndermeye başladı gençler, hatta bir şeyler keşfettiğini zannetti anneler…

  Sonra ne mi oldu; cisimleştirdik ruhumuzu, duygularımızı, gözyaşımızı, dualarımızı cisimleştirdik. Madde olarak evrene mesaj gönderdik ve madde olan evrenden cevap bekledik. Tevbe etmek yerine arınma kavramını, huzura ermek yerine nirvana kavramlarını yerleştirdiler zihinlere ve algılar farklılaştı. Bir çok kişi yoga ritüellerinin içinde buldu kendini farkında olmadan, nefes çalışmaları mutluluk terapileri adı altında aslında hindulaştırıldığının farkına bile varmadı. Aslında yaşadığı islamla hinduluk arası bir şeydi hangisi işine gelirse yani.

  Allah aşkına dostlar bizler Rabbimize açarız ellerimizi yoga nedir, enerjiden medet ummak nedir. Hıristiyanlaştıramadıkları  Müslüman toplumunu hindu yapma çabası içindeler farkında değilmisiniz. Rabbim “ol” dedikten sonra; enerjiyi yaratandan istemek varken, bu saçmalık neden. Bizler nice mucizelere şahitlik etmiş Peygamberleri ve onlarca keramet yaşamış alimlerin hayatlarını bilen insanlarız. Üzgünüm ama bunun ucu putperestliğe kadar gider. Lat ve Uzza ‘dan isteyenlerde onun içindeki ruhtan istiyorlardı.

  İçim acıyor yazdıkça yazasım geliyor. Dinini bilen insanlar dahi farkında olmadan bulaşıyor bu furyaya ki vay halimize… İnternet sitelerinde sürekli reklam halindeler çünkü. Tüm bunlar mutluluk adına kendini gerçekleştirme adına yapılıyor. İslamda huzur kavramı vardır dostlar ve ancak “Allah’ı çokça zikredenlerin kalpleri mutmain olur”.(Rad28)

  Allah aşkına kendimize gelelim bizler neredeyiz, nerede duruyoruz, çizgimizden, dosdoğru yolumuzdan sapmayalım. Önce kendi nefsime söylüyorum doğru ve yanlışı lütfen ayırt edelim. Hele ki doğru ile yanlışı karıştırıp doğru diye servis edenlerden yılandan kaçar gibi kaçalım.

  Şu da kafama takılmıyor değil tarikatları kapatma çabası içerisine girme nedenlerinden biri de zikreden insanlara ulaşamama kaygısı olabilir mi? Neden olmasın ki. Anlayacağınız islam düşmanları harika çalışıyor. Bizlerse kavga edip duralım, ha bir de çok para kazanalım zengin olmazsak olmaz. Ahhh…  çekmekten başka bir şey diyemiyorum artık.

Doğruyla kalın… sağlıkla kalın…

Özlem KARTAL PAZVANT


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.