Koşyaz Platformu'ndan Yazılar

Kocaeli Kadın Şair ve Yazarlar Platformu'ndan yazılar...

Koşyaz Platformu'ndan Yazılar
24 Kasım 2020 Salı 10:49

Bir Öğretmenin Günlüğünden Notlar

Minik elleri arasına aldığı iki yanağından süzülen damlacıkları,
yine çaktırmadan avuç içlerine silerken yakalamıştım,
sınıfın siyah tahtasına yazdıklarımı izlediğini.
  
Oysa tüm sınıfa;
"Tahtaya yazdıklarımı, sizlerde defterinize yazın" demiştim.

"Neden yazmıyor ki, neden sulu ve aktı akacak gözleri boş boş bakıyor tahtaya?”diyerek geçirdim içimden.
her zaman ilk o yazardı ve sorduğum sorulara ilk onun parmağı kalkardı.

Bazende bilerek istemezdim; zekası gözlerinden okunan bu ufak kızın sorularımı yanıtlamasını, diğer öğrencilere haksızlık olur diye düşünerek.
Diğerleride benim öğrencilerimdi anlayıp anlamamalarından emin olmalıydım, sonuçta hepsinin hakkıydı öğrenmek.
Tam yirmisekiz öğrencim vardı. 1.sınıftan alıp 4.sınıfa kadar okutmuştum ve kendi öz çocuklarım kadar tanıyordum hepsini.
  Zehra' yı da, dört yıldır tanıyordum, düzenli ve temiz bir kızdı, köyde elektrik olmamasına rağmen gaz lambasının titreyen ışığında ödevlerini zamanında ve eksiksiz yapardı.
Arkadaşları sırayla okulda görev alsalarda; Zehra’yı daha sık , kitaplık, temizlik kolu ve sınıf başkanlığına seçerlerdi.

Teneffüslerde, çocuk oyunları( sek sek, beş taş, saklambaç v.s) yerine bir köşeye çekilip kitap okumaya özen gösterir arkadaşlarınıda okumak için teşvvik ederdi.

Sıraların arasında dolaşırken çaktırmadan yaklaştım yanına...

Dayanamayıp sordum...
" Neden yazmadın kızım bir sorun mu var?"
Gözleri dolu dolu, elinde ki bitmiş hatta o kadar bitmiş ki tepesine,  yolda bulduğu mermi kovanını geçirmiş olduğu kurşun kalemi gösterdi.

"Şey öğretmenim" dedi utana sıkıla!
“Dedeme uğrayacaktım ama derse geç kalırdım diye gidemedim”
-”neden dedenlere uğrayacaktın ki?”
“-yumurta alıp bakkaldan yerine kalem alacaktım da”dedi.

Zehra’nın anne babası yurt dışına çalışmaya gitmişlerdi ve kendi köyünde okul yoktu.
her gün bayır tepe beş kilometrelik yoldan  okula geliyordu, yakın akrabaları ve dedesi okulun bulunduğu bu köyde yaşıyorlardı.

"Hadi git, bakkaldan kalem al gel" dedim, gizlice avucuna elli kuruşu koyarken.
İtiraz eder bakışlarına fırsat vermeden çabuk  koş haydi diyerek göz kırptım susturdum sessizce! arkadaşları duyup onlardan utanmasın diye.
Gülümseyerek kalkıp hızlıca çıktı sınıftan ve on dakika sonra geldiğinde gözlerinin içi gülüyordu.

Bir hafta sonra masamdaki ders kitabının üzerine bırakılmış beş adet on kuruş vardı ve kimin bıraktığını tahmin etmem güç olmadı elbette.
Parayı cebime koyup akşam paydos saatini bekledim.
Diğer öğretmen arkadaşlarla okul bahçesinde volta atıyordum ki yine Zehra yı aynı köşesinde kitap okurken ve sayfaların arasından ürkek ürkek bana baktığını gördüm ve hiç oralı olmadım.
(Sanırsam o da,iade ettiği parayı kabullenip sessizce aldığımı sanıyordu)
Ders bitip paydos saati geldiğinde, müdür odasına çağırıp parayı geri almasını söylediğiğimde

"Olmaz öğretmenim, o gün kabul ettiğimde içimden ödünç olarak geçirmiştim yoksa almazdım" dedi.

" hediyem olsun, yine kalem defter al, senin gibi başarılı çocuğun derslerden geri kalmasına gönlüm razı olamaz"diyerek zor ikna ettim.
O gün, daha;  4. Sınıfa giden bir kız çocuğunun onurlu duruşuna şahit olmuştum hali tavrı mahçubüyeti; üzdüğü kadar gururlandırmıştıta beni.
“Bu kızın mutlaka okutulması lazım” dedim içimden.
İlk aklıma gelen,bu gibi çocukların gelecekte ülkemdeki insanlara büyük faydalarının olacağını düşünmüştüm.
Yurt dışında olan anne babası; Zehra’nın başarısından bihaberdiler çünkü.
Mutlaka okutulmalıydı,kocaman yürekli dürüst, sevgi dolu alçak gönüllü bu kız çocuğu mutlaka..

Ertesi yıl tayin olacaktım, 1. sınıftan 4. Sınıfa  kadar bu köy okulunda görev almıştım ve gitmeden bu kız için bir şeyler yapmalıydım.
Yıl sonu müsamerelerinde Zehra’nın da rol aldığı piyesi izlemeye gelen dedesine bahsettim biraz.
" Çok başarılı zeki  girişken bir çocuk, onun mutlaka okuması lazım, yazık! kız çocuğu harcanır gider köy yerinde" dedim.

Dedesi...
"Olur öğretmenim  ben anne babası izine  gelince söylerim".dese de...

Yaşlı adam unutabilir diyerek o akşam yurt dışındaki anne babaya bir mektup yazdım ve okul müdürü olarak yine ben ve diğer üç öğretmende imzamızı atıp; Zehra’dan, daha önce istediğim adrese göndererek biraz olsun üzerimdeki bu sorumluluğun yükünü hafiflettiğimi sanıyordum; ki...on yıl sonra öğretmenlikten emekli olup  yerleştiğim kasaba da eşimle gittiğim bir akrabamın düğününde tesadüfen karşılaşıncaya kadar.

Yanında iki küçük çocukla ve kendisinden bir hayli yaş farkı olan eşiyle gördüğümdeki, üzüntümün tarifini hiç bir kalem yazamaz..

Aliye Uyanık/ Bo'zok Kızı

***

 BİR AŞK HİKAYESİ…
 Benim zihnimde bir aşktır öğretmen olmak. Farkında olun ya da olmayın çocuklukta başlar serüveniniz. Çocuk olanın en güzel hayallerinin dua niyetine kabül olacağına inananlardanım. Kendimden biliyorum:)
 Eğer bu; öğrenmek ve öğretmek üzerine ise,  fiili duanız da varsa eğer olmayacak şey yok hayatta. 
  Ve hayallerin sonunda çocuklar; asıl olan onların mutluluğudur. Gözlerindeki ışıltı ve güven nasıl yol alacağınızı gösterir size. Onlar güvenle gülümsüyorsa eğer doğru yolda olduğunuzun kanıtıdır.
  Bir çocuk kalbinden ayrı kaldınız diye ağladığınız oldu mu hiç. Başkalarını bilmem ama çalışmadığım senelerde benim çok oldu.
 Sonrasında kendinizi unuttuğunuz derdinizin sadece minik yürekler olduğu zamanlar gelir. Bazen yorulsanız da iki küçük kolun size sarılması tüm yorgunluğunuzu alır. Tıpkı evladınız gibi günün uzun zamanı birlikte oynar, güler, ağlar, öğrenir, dener ve birlikte keşfedersiniz. Bir bakışından anlarsınız heyecanını, sevincini, hüznünü, kızgınlığını.
 Ailesine, okuluna, arkadaşlarına, öğretmenine bakışını yüreğinizde hissedersiniz.
 Onların verdiği güçle her sözünüzü, doğruluğunuzu, duruşunuzu tartarsınız. Yeter ki ışıltılı olsun yolları miniklerin. Feneriniz elinizde, önlerinde yürürken, ışığın sönmesine hiç izin vermezsiniz. 
 Ayrı kalırsanız eğer, tıpkı evladınız gibi; acaba ne hissediyorlar, mutlular mı? Yürüyebilecekleri yolları aydınlık mı? Diye de düşünmeden edemezsiniz.
 Işığını söndürmemeye çalışan tüm öğretmenlerimizin ve ilk öğretmenimiz olan annelerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.
 Sevgiyle ve ışığınızla kalın:)))

Özlem Kartal Pazvant /  24 Kasım 2020

***

Dünyanın ışığı ÖĞRETMEN 

Bize şu hayatı öğreten 
Gökkubbeden inen oku sesi 
Dünyayı öğreticisi
Anne öğretmen 
Ata öğretmen 
Nice güzel yiğit öğretmen 
Onlar işte başımızın tacı 
Yarınlarımızın aydınlığı 
Doğduğumuz günden ölene kadar
yolumuzun ışığı 
Yol gösterenimiz Yenilikler öğretenimiz Devleti devlet 
Milleti millet yapan 
Baştacı öğretmenlerimiz 
Sizler varolun ki vatan var olsun 
Ülkemin yükselişi Özgürlüğün tek sesi 
Öğretmenin ilk öğretisi okul alfabesi Allah’ın "A"'sı 
Annenin "a"'sı 
Ata’nın "a"'sı 
Alfabenin "a"'sı  
Kainatın elif "ba"sı 
Eli öpülesi 
Öğretmenlerimize can feda olsun 
24 Kasım Öğretmenler Günü
Kutlu olsun????????
Ümran Yavaş Tepecik 2020


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.