Koşyaz Platformu’ndan yazılar

Kocaeli Kadın Şair ve Yazarlar Platformu'ndan yazılar...

Koşyaz Platformu’ndan yazılar
27 Mart 2021 Cumartesi 13:24

#GazeteGebze37Yaşında

Gönüllere tercüman, tarihe canlı şahit olan, Gebze şehrinin gür sesi, can kulağı, gören gözü; Gazete Gebze'nin 37.Kuruluş yıldönümünü kutlarız. Faaliyete başladıkları ilk günden bugüne kadar emek veren başta İsmail Kahraman, Yunus Kahraman olmak üzere tüm çalışanlarını, en kalbi duygularla tebrik eder, çalışmalarında başarılar dileriz.

Koşyaz Platformu

***

Gazete Gebze İthafen!

İlkeli bir yayıncılık Marmara'nın incisi

Bin dokuz yüz seksen beşte başlamış hikayesi

Sultan Orhan, Osman Hamdi izlerinde bu şehir

Dizelerde dile gelmiş rehber olmuş gür sesi

*

Bunca sene  dile kolay ne  engeller aşmışlar

Yaşatmışlar değerleri gönüller dolaşmışlar

Fethetmişler yürekleri sevene ulaşmışlar

Özveriyle hizmet sunar yayıncı habercisi

*

Yakuti Gebze bir sevda sultanların diyarı

Mustafa Paşa Külliye koruyor itibarı

İsmail -Yunus Kahraman onlar basın mimarı

Tarihe bir yolculuktur  bu şehrin efsanesi

Hacer Alioğlu Yakuti

***

GÖNÜL KOLİSİ

Bir rahmet iklimi ki,dört bir yanımızı sarıyor.Ramazan ayının bütünleyen, paylaşmayı öğreten, ruhumuzun yaralarına merhem olan muazzamlığını hissediyoruz.

Ramazan deyince ilk olarak oruç geliyor akıllara. Açlık değil ...Oruç!Gözün,dilin,kalbin,zihnin ve nihayetinde midenin de muhafaza altına alınması...Göz;gönül âlemini arındırırcasına kaçıyor kalbe sıkıntı verecek her görüntüden. Dil;gıybetin yakıcı, yıkıcı zararından Kur'an-ı Kerim'in ruhu yenileyen ayetlerinde huzur buluyor. Zihin;tefekküre dalmanın hazzını yakalıyor. Mide;fiziken arınırken sınırsız yemenin sıkıntısından, ihtiyaç sahibini anlayabilme idrakiyle, müslüman bir insanın organı olduğunu hatırlıyor yeniden !!!

Müslüman için, tamir atölyesine girmek gibi âdeta Ramazan. Kulluğunu, yeniden yeşertme mevsimi...Kuru bir açlıktan ibaret değil elbette.

Bedenler oruçla kulluğu hatırlıyor.

Hayata dair maddi kısmı da zekât temizliyor. Ihtiyaç sahibinin,zenginin malında olan hakkı!Hak sahibini bulmak ve gereğini yerine getirmek gerek diyerek pür dikkat kesiliyoruz.Onbir ay gözümüzün, gönlümüzün göremediği şeyleri farkediyoruz.

Fitreler hesaplanırken, vicdan aynamıza bakıyoruz aslında. Bir iftar mönüsü için, bulunduğumuz kentin nezih mekânlarında bilmem kaç tl.harcarken,"bu yıl kaç tl.den hesaplanmış?" diye ucuz bir hesaba mı düşüyoruz?Yoksa "Ya Rabbi,verdiğin nimetlere sonsuz şükür " diyerek gönül kesemizin ağzını mı açıyoruz?

Hazırlanan yardım kolilerini atlamamak gerek.Makarna,bulgur,pirinç, nohut,fasulye,mercimek...Verdiğin her nimete sonsuz şükür Ya Rab! Duam odur ki; öncelikle cümlemize en büyük nimetin "gönül ve değer vermek" kavramları olduğunu farkettirsin yüce Rabbim.

Tabi ki bunlar da güzel ve ihtiyaç duyulan nimetler.Ancak yardımın en güzeli, gönüllü olarak ve karşıdaki gönlü hissederek yapılanıdır. Farklı kurumlardan ihtiyaç sahiplerine hazırlanan koliler neden hemen hemen aynı?Kendimize gerekli olan ya da tükettiğimiz neler var bu kolilerde!

Örneğin; bütün gün evde çamaşır, bulaşık, yemek,ütü gibi işleri yaparak elleri kuruyan cefakâr anne için bir el kremi var mı?

Evin minik yavruları için çikolata?

Peki evin babasını düşündük mü hiç?Çocuklarını elinden tutup eşiyle marketten alışveriş yapmak istemez mi !!!

Habil ile Kabil misâli...Biri Allah için infak edeceğini inceden inceye düşünürken, diğeri de vermiş olmak için yapmaktan öteye geçemiyor yazık ki!!!

*

Genç kadın akşam saatlerinde, enerjisi iyice tükenmiş bir vaziyette eve gitmeye çalışıyordu. Bir anda nasıl olduysa her zaman kullandığı yola değil de diğerine girmişti.Farkedince geri dönmek yerine "olanda vardır bir hayır " deyip yürümeye devam etti. Minicik bir kız çocuğu belirdi dizlerinin dibinde;

-"Ablacığım, bana ayakkabı alır mısın?"

-"Ahh, kuzum buralarda ayakkabıcı yok ki!"

-"Var abla,bak şurada yeni açılmış " derken gözleri ışıldadı.

"Mevlâ minik bir gönüle hizmet için yolumu değiştirmiş demek " diye geçti gönlünden. Minik kızın adımları heyecanla hızlandı, dükkâna girince dükkândakiler ;

-"Dışarı dedik ya az önce " dediler .

Genç kadın arkasındaydı. Onunla gelmiş olabileceğini tahmin etmemişlerdi belli ki!

-"Hayırlı işler "

-"Hoşgeldiniz efendim buyrun "

-"Minik prensese göre neler var?"

Kısa süreli bir şaşkınlık! Aslında kuzucuğun gönlünde bir ayakkabı yer etmiş önceden, hiç tereddüt etmenden "bunlar" dedi.Dükkân sahibi denetmek istemiyordu yüz ifadesinden anlaşıldığına göre. Ayakları eski terliğin içinde toz içinde kalmıştı çünkü.O denedikleri olmazsa kıymetli (!) ayakkabıların içi kirlenecekti.

-"Şu güzel çoraplardan da ister misin?Hatta birini deneyelim,ayakkabıyı da öyle giy.Ne dersin?"dedi genç kadın.

Dükkân sahibi memnun bir yüz ifadesiyle yöneldi çoraplara.Artık ayakkabılar kirlenmeyecekti, hem de bir de çorap satmış olacaktı.

Velhasılı,dükkân sahibi mecburen genç kadına ayak uydurmuş, küçük kızı mutlu etmeye çalışıyordu.Ayakkabılar artık onundu. Kelebek gibi uçuşarak ayrıldı dükkândan.

*

Ramazan ayı,rahmetin dünyada farklı silüetlere bürünmüş hâlidir. Kâh kulluğun en zirvesinde kılınan teravih memnun eder Yaradanı, kâh bir küçük sadaka kelebek gibi uçuşturur minicik adımları. Bazen iftar saatine yakın çalınan kapıda komşunun bir tabak ikramında gizlidir bereket, kimi zaman da bir avuç duada yer alabilmek için gizlice yapılan yardımda...

Recep ve Şaban ayları ile Ramazan ayına hazırlanan manevi âlemimiz,artık bayramı haketmenin tatlı telâşına düşmüştür.

Ruhlarda yankılanan bir hadistir insanı diri tutan;

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerîflerinde şöyle haber vermişlerdir:

“…Cebrâil -aleyhisselâm- bana göründü ve; «Ramazan’a erişip de günahları affedilmeyen kimse rahmetten uzak olsun!» dedi. Ben de «Âmîn!» dedim.” (Bkz. Hâkim, IV, 170/7256; Tirmizî, Deavât, 100/3545)

Ramazan'ın kıymetini öncelikli olarak hâneler hissetmeli ki,minik yavrular öğrenebilsin Müslüman olmanın ne büyük nimet olduğunu. Anne mutlu bir çehreyle sahuru hazırlamalı. "O daha küçük " diye fısıldayan şeytana,anneliğin "Rahim" sıfatının tecellisi olduğunu ispat edercesine,uyandırmalı yavrusunu sahura.Annelik merhametini,helâl/haram/farz kavramları devreye girdiğinde kenara bırakıp,kulluk şuuru ile davranmalı.

Baba,kavvamdır.Öyleyse ailesini bu dünyanın aldatıcı cazibesinden,cehennemin ateşinden korumak için Ramazan ayını fırsata çevirmelidir. Akşam iftardan sonra ne tatlı bir hazırlıktır teraviye yetişme çabası. Baba bu güzelliğe yavrularını da dahil ederek,gönül âlemini harekete geçirmelidir. Bazen namaz sonrası minik bir ikrâm ile ödüllendirerek,bazen de yavrusunu takdir ederek...

Onbir ayın sultanı" diye tanımlıyorsak mübarek ayı, sultanlara lâyık bir şekilde misafir edebilmeli.Öyle bir ay yaşanmalı ki,onbir ay boyunca sarıp sarmalasın kulluğumuzu.Bir ayın bitimiyle sönen bir gönül fenerinden bahsetmiyorum. Onbir aya yetecek bir sevda ateşi yansın kalplerde diyorum.

Zahiren görünenlerden öte,zihin-ruh ve gönül âlemini bir yörüngeye getirip hâle yansımasına gayret ediştir Ramazan. Ruhun,zihnin,gönlün ve hâlin Hâk yörüngeye girdiği bir ömre vesile olacak, dopdolu bir Ramazan ayı duası ile...

Ayşenur Sezer Sever


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.