TRT’nin başarılı yönetmeni ile televizyonculuk üzerine sohbet!

Bu röportajımızda “Pelin Çift ile Gündem Ötesi” programının yönetmeni Kadriye Sevinç Erol’a yer veriyoruz. Kendisi Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nda yetişmiş başarılı bir yönetmen. İsmini kjlerde çok görmüşsünüzdür ama yaptığı işleri, isminden daha çok duymuşsunuzdur! Tam da gerçek sanatçılar gibi ismiyle değil işleriyle öne çıkan bir isim Sevinç Erol… Kamera arkasıyla ve televizyon hayatıyla alakalı en çok merak edilen soruları sizler için kendisine sorduk!...

TRT’nin başarılı yönetmeni ile televizyonculuk üzerine sohbet!
04 Haziran 2021 Cuma 17:28

Sevinç Hanım kaç senedir TRT bünyesindesiniz?

Senelerle başlayan sorular! Neyse ki senelerin bana avantajını; eğitimime ve öğrenimime ayırdığım zamanım olarak düşünüyorum. Evet, 1994 yılının Şubat ayında bir tanecik evladım Anıl Berkin’in babası ve o zaman ki eşim TRT de çalışıyordu. Kurumda nasıl çalışılır sorularımın sonrasında, kurumun bazı yerlerinde çalışacak bazı kişilere ihtiyaç var dediğinde hemen atladım, hoş kendisi hiç istememişti.  Zaten benim kuruma bu şartlarla girmeyi isteyeceğimi hiç düşünmemiş. “ Çalışma şartları zor, gece gündüz çalışman gerekiyor,  zaten kadrolu da değil, bence sen başvurma” demesine rağmen… Ben Bilgi İşlem dairesinde önce stajyer gibi başlayarak işleri öğrenmeye başladım… Yani yaklaşık 27 yıldır çok sevdiğim,  parçası olmaktan gurur duyduğum TRT de görev yapıyorum.

Çocukken (hepimizin bildiği bir kanal olan) TRT de çalışmak gibi bir hayaliniz var mıydı?

-Ben Ankara’da doğdum, okudum ve gençliğim Ankara’da geçti. Bazı binalar ve semtler vardır beni hep etkiler, anılarımda yer alır. Çocukluktan gençliğe geçtiğim dönemlerimde Atatürk Bulvarında bulunan TRT binası da beni hep etkilemiştir. Bakmadan geçemediğim binalardandı… Köşelerinde askerler bekler… Bakarken hayallere daldığım çok olmuştur.  Burada kimler çalışır, nasıl çalışılır, neler yaparlar… Hayaller hayaller…

Yönetmenliğe geçişiniz nasıl oldu?

-Çalışkan ve doğru bir kişi olmak bana hep kazandırdı. Kuruma başladıktan bir süre sonra idarecilerin dikkatini çekmişim ve beni program bölümüne seçtiler.  Tabii ki önce yapım ve yönetmen yardımcısı olarak başladım, bu süreç bana çok şey öğretti… Çünkü bir programı yaparken hazırlık aşaması en önemli aşamadır. Önce her şeyi hayal edeceksiniz sonra kafanızda soru işareti kalmayacak, ardından prosedürleri uygulayıp yayına hazır hale getireceksiniz… Bu arada kurumda olan değerli ve işin ehli diyeceğim hocalarım oldu; Muhsin Yıldırım, İsmail Güngör, Bülent Osman, Nazif Arda, Zafer Ası hatta ne mutlu bana Erşan Başbuğ ile çalışma şansı yakaladım. Tabii burada önemli olan; bu ustalar tarafından seçilmiş olmak, en değerlisi bu oldu benim için. Yönetmenliği kesinlikle iyi bir ustadan el almak diye düşünenlerdenim. Altını çiziyorum;  Yönetmenliğin, usta –çırak öğretisi şeklinde gelişmesi gerektiğini düşünüyorum, tecrübe buradan geçmeden olmaz diyorum.

Canlı yayın ile kayıt yayın arasındaki en büyük farklar nelerdir?

-Canlı yayın ile bant yayın arasındaki fark,  program olarak baktığınızda ön hazırlık tam ve eksiksiz ise kayda girip programı çekmek nerdeyse aynı,  bunu stüdyo programları için söyleyebilirim.  Ancak canlı yayın rejisi yapıyorsanız tabii ki zihninizin çok daha berrak olması ve yayına konsantre olmanız gerekiyor. Söylenilen her şey, yapılan her bağlantı, alınan her telefon ve yaşanabilen her terslik konusunda pratik düşünüp karar verebilme yetisine sahip olmanız gerekiyor. Bant yayında, denetimden ve yayından önce birkaç kere daha gözden geçirip, kontrol etme lüksü yaşanıyor.

Bize unutamadığınız bir yayın hatıranızı anlatabilir misiniz?

-Eurovision Şarkı Yarışmaları Türkiye elemelerini unutamam. Tabii pek çok değerli müzisyen ve söz yazarlarımız ile orada tanışmıştım.  Nurlarda Yatsın Melih Kibar’la da o yayınlarda tanıştım, bana bu meslekte devam etmem ve İstanbul’a taşınmam konusunda sevgili eşi Ethel Kibar ile çok yönlendirme yaptı ve çok güvendi kendilerine minnettarım. Melih Kibar ile 2004 yılı yazında bir program yapmaya karar verdik “İŞTE ÖYLE BİRŞEY”  programı hazırlayıp Melih Kibar’a ne dersin dedim: “Bu şarkı benim için çok önemli hayatımda pek çok başlangıçları yaptı çok beğendim” dedi.  Ben hazırlıkları yaparken Melih Bey hastalandığını öğrendi 13 bölüm olarak kabul gören programın 12. Bölümünde çok sevdiğim arkadaşım, ağabeyim, program sunucum büyük bestekâr Melih Kibar’ı ne yazık ki hastalık yendi. Ve 13. bölümü Usta Sanatçı Erol Evgin yılların dostluğu ve büyük tecrübesi ile Melih Kibar Anısına yapmak zorunda kaldım. Yaptığım en zor yayındı.

Sizin gibi başarılı bir yönetmen olmak isteyen gençlere şimdiden neleri iyi öğrenmesini tavsiye edersiniz? (Teknik olarak, ışık, açı vs)

-Rica ederim ustalık kısmı ne kadar doğru bilemedim,  teşekkür ederim. Ben bu meslekte hiçbir zaman “ben oldum” diyemiyorum, bence işin püf noktası bu desek nasıl olur? Gençlerimiz çok başarılı çok geniş düşünüyorlar ve ben onlardan çok ilham alıyorum bunu sen de biliyorsun.  Bir program yaparken büyük ekiplerle beraber çalışmak durumundasınız. Dolayısı ile ekip çalışmalarına uyumlu olmak gerekiyor.  Şöyle bir solukta aklıma gelenler yapım ve yönetim ekibinin dışında teknik ekip, yayın ekibi, dekor, aksesuar, ışık, kamera, kamera kontrol, ses, injest, altyazı, resim seçici geliyor. Yayından önce her birimden ne istediğinizi, yayında kullanacağınız tüm argümanları bilmeniz ve ona göre bu kişilere anlatmanız gerekiyor.  Her program özel;  bu nedenle en önce çok iyi gözlem yapmalı genç arkadaşlarımız ve rejiden ne kadar çok program yayını izlerlerse arkası gelecektir diye düşünüyorum. Okul bilgileri de eklendiğinde çok daha başarılı ve güzel işlere imzalar atacaklardır. Hepsinin yolunun açık olmasını dilerim.

Yönetmen olmak TV seyretme keyfinizi olumsuz anlamda etkiliyor mu? (bak burada şu hata olmuş deyip diziden keyif alamamak gibi)

Ben programcılığa Müzik ve -Eğlence Programları ile başladım. Sonra çocuk programları ile çalıştım. Burada söylediğine katılıyorum: Keyifle izlediğim müzik programlarını özledim diyebilirim… Çocuk programlarında biraz daha gözlemci gözü ile bakıyorum bu biraz da kurumdaki ilave görevimden de kaynaklanıyor. Dizilerde devamlılık ve kurgu hataları dikkatimi çekiyor ama severek izlediğim pek çok dizi var. Haber programlarında da kamera kadrajlarına takıldığım olmuyor değil.

Türkiye’de hatta dünyada kadın yönetmen çok az. Yönetmenliğe meraklı hemcinslerinize özel bir mesajınız var mı?

-Kadın yönetmen olmak,  ben hiç zor olduğunu düşünmek istemedim biliyor musun Sultancım, eğer ki düşünmüş olsaydım bu düşünce beni engellerdi.  Ama bir kız çocuğum olsaydı daha az yorulacağı bir iş seçmesi için yönlendirmeye çalışırdım, kıyamazdım. Bu arada kadınların girdiği yayınlarda bazen imkânsızı bile zorladığımız bir gerçek, yani biz kadınlar aklımıza koyduğumuzu yapıyoruz, bu da bir gerçek.

Şu an hangi projelerde çalışıyorsunuz?

-Şu an TRT İÇ Yapımlar Dairesi Başkanlığında görev yapıyorum. Bizler yapımcı ve yönetmen olarak TRT Kanallarında işler yapıyoruz. Şu aralar TRT Çocuk Kanalında projelerle ilgili olarak çalışıyorum ve TRT 1 de “Pelin Çift ile Gündem Ötesi” programı yönetmeniyim.

En eğlenerek ve keyif alarak çalıştığınız program hangisiydi?

-Kendi önerilerim olan ve Yapımcılık –Yönetmenlik yaptığım programlar tabii ki..

“Bir Tatlı Huzur” Klasik Türk Müziği Programı

“Nerelerdesiniz?” yarı belgesel müzik programı

“Kitaplık” belgesel kitap tanıtım programı

“İyi Şeyler” dizi tanıtım programı ( Seninle Çalıştık  )

“Haberin Olsun” Çocuk Haber programı severek yaptığım programlardan bazıları.

Türkiye de televizyonculuk adına sizce en büyük eksiğimiz nedir?

-İzleyiciler doğru seçtiklerinde çok başarılı programlar var, diziler, belgeseller, spor programları, yarışma programları…  Sosyal platformlarda da yayıncılık gelişiyor orada da yayınlarımız tekrar ediliyor bunlar çok önemli gelişmeler. Eksikten çok gelişme var. Ama bizler izleyicilere program yapıyoruz, dolayısıyla izleyenler çok kıymetli olduklarını bilmeli ve tercih ettikleri programları önemsemeliler, artık bütün programlarda geri dönüş son derece önem kazandı. Buraya ekliyorum lütfen izleyenler çok kıymetli olduklarını bilmeli ve eleştiri ve yorumlarının kıymetinin farkında olsunlar.

TRT dizileri çok ciddi anlamda seyirci kazandı. Reyting rekorları kıran birçok dizisi var. Bir yönetmen olarak ne düşünüyorsunuz, bu başarıyı neye borçluyuz?

-Evet. Diziler tabii ki çok büyük projeler ve çok sevindirici bir haber beğenilmesi. Öncelikle hikaye seçimi ve senaryolar çok özel olarak seçiliyor. Oyuncu seçimi, gerçekten çok başarılı sanatçılar eğitimli oyuncular. İleri teknoloji diyeceğim tabii ki dizilerin görselliğine verdiği önem… Çok büyük emek yani… Yapılan başarılı işleri ödüllendiren seyirciler.

Son olarak sizinle uzun zaman çalışmış biri olarak şunu eklemek istiyorum “yönetmen kaprisi” diye bir şey varken birçok yönetmen bu kaprisle bir şeyler üretmeye çalışırken siz nasıl bu kadar güler yüzlü, enerjik ve insan odaklı bu işi sırtlıyorsunuz? Zor olmuyor mu?

-Sultancım öncelikle beni utandırıyorsun çok çok teşekkür ederim bu güzel düşüncelerin için, ne desem ki; işimi çok seviyorum severek yapıyorum, sevmeyi önünüze aldığınızda hayat ve insanlarda sizi seviyorlar, ben de sevilmeyi seviyorum.

Bizlere vakit ayırdığınız için Gazete Gebze Kültür Sanat ekibi adına teşekkür ediyor, projelerinizi ilgiyle takip ediyoruz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayşe - 2 ay önce
Çok güzel roportaj oldu, emeği geçen herkese başarılar diliyorum