Turanlı, karantina sürecinde sanat ve çocuğu değerlendirdi!


Geleneksel Türk tiyatrosu gölge oyunu sanatının içinde 18 yıldır yer alan ve 2020 yılından beri Kral Şakir çizgi filminde Fil Necati karakterini seslendiren Emre Turanlı ile çalışmaları ile ilgili keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.


Turanlı, karantina sürecinde sanat ve çocuğu değerlendirdi!

Öncelikle kimdir Emre Turanlı?

Emre Turanlı, 1981 Ankara doğumlu, dört çocuklu ailenin en küçük ferdidir. Çocukluğu mahalle kültürünü doyasıya yaşamış biri olarak çocukluğa aşık ve her zaman çocuk gibi bakmaya çalışan biriyim aslında. Bu sebeple 1997 yılında tanıştığım oyunculuk hayatıma bu bakış açısının yön vermemde etkisi olduğunu düşünüyorum. Üniversiteyi Ege Üniversitesi Sahne Animasyonu bölümünde tamamlamış yıllarca tiyatro oyununda ve çocuk projelerinde yer almaktan vazgeçmeyen biriyim. Televizyon dünyasında belirli aralıklarla yer alıyorum, şaka programlarından, sunuculuğa, oyunculuktan proje üretimine kadar dahil olmuşumdur. Ayrıca uzun yıllar lösemili çocuklara Dr. Palyaço olarak hastanelerde gönüllü hizmetler verip şimdi ise tıp öğrencilerine çocuklara yaklaşım konularında seminerler vermekteyim. Son beş yıldır çocuk sinema okulu yapımcısı ve Çocuk Fakültesi kurucularındanım. Yine çocukların hiç kopmaması gereken Geleneksel Türk tiyatrosu gölge oyunu sanatının da 18 yıldır içindeyim. Haa bir de çok sevilen Kral Şakir çizgi filminde Fil Necati karakterini 2020 yılından beri ben seslendiriyorum… İnsanın kendini anlatması çok itici galiba!

Oyuncu Emre, Hayali Emre, Seslendirmen Emre, Eğitmen Emre… Ruhunuza en çok hangi Emre hitap ediyor?

Ruhuma en çok Emre abi hitap ediyor, çocukların bana mesafeli yaklaşmalarından çok sanki evin bir ferdi gibi yaklaşmalarına bayılıyorum. Çünkü onlar benim için çok değerli. Meslek olarak sorarsanız oyuncu denmesi ayrı bir yere sahip çünkü oyun oynamak hep güzel bir meslek deneyimi.

Pandemi sürecinde en çok hangi Emre kısıtlandı?

Bütün sektörler gibi sanat ve eğlence sektörü de etkilendi ama sanırım en son halka olmasından kaynaklanan eğlence sektörü daha çok etkilenmiş durumda, bu sebeple açtığımız sanat merkezi dahil olmak üzere birçok kurumumu kapatmak zorunda kalan bir insanım. Ortağım Esra Özge Aktürk de ben de çocuklara daha çok ulaşabilmek için hem okullarda hem de mekanlarda projelere üreterek birebir temas halinde olmayı severken iki senedir çocukların gözlerine hasret kaldık. Bence paradan daha da değerli olan çocuk kahkahaları eksik olunca etkilenmemek elde değil.

Türkiye’nin en gözde çocuk projesi Kral Şakir’de olmak nasıl bir duydu?

Aslında benim bu projeye dahil olmam acı bir olayın gerçekleşmesi sonucu meydana geldi. Fil Necati karakterini seslendiren Levent Ünsal’ın 2020 yılında vefat etmesinden sonra bir ara verilmiş ve kaldığı yerden devam ettirecek birini aramışlar. Sağ olsun, Varol Yaşaroğlu ayrıca benim ortağım olur, benden de bir ses denemesi yapmamı istedi. Karagöz ve Hacivat oynatan insanlar belirli ses aralıklarına sahip olmalıdır ben de bir Hayali olarak Rahmetli Levent beyin ses aralığını yakaladım galiba ve Varol Yaşaroğlu çok benzetti ve işte budur dedi. Tabi 175 bölüm seslendirilmiş bir karakteri aniden başkasının seslendirmesi inanılmaz zor çünkü artık beyinlerde o ses başkasıyla bütünleşmiş. Ama şu ana kadar iki televizyon filmi ve kırka yakın yeni bölümü seslendirdim, olumsuz hiçbir geri dönüş almadık.

Peki hayali olmak nereden geldi aklınıza, gölge oyunu sizin için ne ifade ediyor?

Hayali olmak insanın aklına gelmez; ruhuna gelir, kalbine gelir. Bu bir meslek gibi görülse de aslında yoldur. Ben bu yolu seçerken farklı karakterleri tek kişinin seslendirmesi ve oynatması konusundan çok etkilendim. Usta çırak ilişkisini ve sabrı değerlendiren bir sanat dalıdır Karagöz gösterisi, perdesini hazırlamak, tasvirlerini yapmak, klasikleşmiş oyun metinleri dışında anlık doğaçlama reaksiyonlar vermek, çocuk veya yetişkin aynı anda o ruha selam çakmak çok hoşuma gitti. 2002 yılında gördüm arkasını, kaldım orada.

 Fil Necati ile Karagöz arasında bir gönül bağı var sanki. İkisi de çocukların kalbini kazandı. Ortak noktaları ne olabilir?

Bu soru çok hoş! Evet kesinlikle bir bağ var, çünkü tiyatroda dişi ve erkek diye nitelendirilen rol kalıpları vardır espriyi hazırlayan erkek espriyi patlatana da dişi karakter denir. Karagöz ve Necati dişi karakterle yani Hacivat ve Remzi’nin hazırladığı pası gole çevirirler ve gönülleri kazanırlar. Karagöz ve Necati aslında yük bindirilecek bir karakter ama ikisinin de sakar ve denileni yanlış anlaması bunu engelliyor. Bu arada kendi dünyalarında yaşamayı çok seviyorlar. Onlar için tek doğru var, kendi inandıkları.

Mesleğiniz gereği hep çocuklarla iç içesiniz. Sizce alfa kuşağı ile sanat arasında nasıl bir bağ olmalı?

Alfa kuşağı çok yüksek bir potansiyelle geliyor, onların sizi anlamasını değil bizim onları anlamamız gerektiğini düşünen bir insanım. Şöyle bizler büyüklerimizin söylediklerini yerine getirmeyi saygı diye adlandırırken onlar bunu görev diye nitelendiriyor. Bu sebeple eğlence anlayışları bile çok farklı olabiliyor. Ellerinde tablet, telefon gündelik hayatlarını şekillendirirken birden onların ruhlarına hitap etmek çok zor. Ben bu konuda geç kaldığımı hiç düşünmedim, çünkü ne izleseler, nelerle oynasalar hep takip ederim. Onların dilinden anlamadan onlara bir oyun sergileyemezsin. Geleneksel değerlerimizden vazgeçmeden nasıl Alfa kuşağına ulaşırız diye baya çalışırım mesela.

Anne babalara, çocuk ve sanat üzerine söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?

Her çocuk bir sanatçıdır, şimdi nasıl yani diyeceksiniz ama anlatayım. Kelime dağarcığı eksik olan bir çocuğun sizinle aynı seviyede iletişime geçerek kendini anlatması ifade sanatının başında gelir. Ağlayarak kendini anlatan, gülerek kendini anlatan bir bebek gibi düşünün. Sanat insanın içinde vardır ama nasıl çıkarılacağı konusunda ailenin de bilgisi olmalı, benim oğlumun seslere karşı hassasiyeti var bu sebeple kesin müzisyen olur demek yerine iyi bir oyuncu, iyi bir dansçı olabileceğini de düşünmek lazım. Gerçi ülkemizde sanat ikinci bir meslek ya da hobi olarak görüldüğünden bu sözlerim anlaşılmayabilir…

Günümüzde hemen hemen her aile çocuğunu ajanslara yazdırıp, oyunculuk ile tanışsın istiyor. Çocuklar adına doğru bir yol mu? Ne önerirdiniz?

Kesinlikle önermiyorum. Ben Çocuk Sinema Okulu sahibi biriyim, bizim elimizden her sene en az 300 çocuk oyunculuk ve sinema üzerine eğitim alıp mezun oluyorlar, hiçbir aileye ajansa gidip kaydolun demedim. Demem de, çünkü bir çok reklamda ve TV projesinde baba rolleriyle ekran karşına çıktım. Bu set ortamlarında çocukların neler yaşadıklarına şahit oldum.

Her Ramazan, tabiri caizse Alfa kuşağını etkiniz altına alıyor her akşam onlara unutamayacakları bir gölge oyunu sergiliyorsunuz. Geri dönüşler nasıl oluyor? Aileler nasıl yaklaşıyor?

Aslına bakarsanız Karagöz sanatı sadece Ramazan ayına bağlı bir sanat değil ama maalesef toplumumuz bunu böyle kabul etmiş. Bu sebeple ben yıl içerisinde (son üç yıl hariç) genelde yüzbinlerce çocuğa ulaşıyordum. Ama Ramazan ayı ayrı bir tarifemiz varmış gibi hem kazancımıza hem de oyunlarımıza daha da değer veriliyor. Aileler kendi çocukluklarına gittikleri için daha saygılı ve değerli buluyorlar.

Son iki Ramazan karantina sürecine denk geldi. Ama en büyük projeleri de bu sezona sığdırdınız. Pandemi sürecinde Emre Turanlı’ dan bahsedebilir misiniz biraz?

Çok zor bir dönemden geçerken sadece kendimizi düşündük ve geleceğin teminatı çocukların pandemi döneminden nasıl etkilendiğini fark etmemiş olabiliriz. Temasın olmadığı, beraber oynayamadığınız çocukların nasıl etkilendiğini düşününce asıl şimdi elimi taşın altına koymam gerektiğini düşündüm. Bu sebeple iki Ramazan ayına özel 60 oyun tasarladım ve her akşam online olarak milyon seyirciye ulaştım. Yorucu ama bir o kadar da keyif aldım çünkü alfa kuşağına yine ulaştım onların dilini onlara sundum.

Ekranlarda hep gülen ve pozitif enerji saçan bir Emre Turanlı var. Bu sizi yoruyor mu?

Yok aksine, ben %45 engelli biriyim aslında ama %65 de şanslıyım bunu düşünmek yeterli sanırım.

Turanlı, karantina sürecinde sanat ve çocuğu değerlendirdi!

Turanlı, karantina sürecinde sanat ve çocuğu değerlendirdi!