MEDENİYET KURUCU, BÜYÜK HUKUKÇU MEVLANA CELALETTİN İ RUMİ (1)


Av. Necmi Özen

Av. Necmi Özen

12 Ocak 2021, 09:10

Mevlâna Celalettini Rumi, büyük hukukçu olarak duyunca şaşırdık. Ama o bir okyanus, okyanusta başka neler neler var?

Mevlana,sufi, bilge ve çok büyük bir düşünürdür. Çok yönlülüğü içerisinde aynı zamanda yetkin bir hukukçu, devlet teorisi ve siyaset düşünürü kimliğine sahiptir.

Yaşadığı dönemde çağdaş hukukun bir çok problemine değinmiştir. Hukuk devleti ilkesinin tesisi, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi,

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması,

Yolsuzlukla ve rüşfetle mücadele,

Şiddetin ve aşırılığın önlenmesi ile terörizmle mücadele,

Insan odaklı politikaların uygulanmasında uygulayıcılar için gerekli zihniyet değişimi ve dönüşümünün sağlanması,

Kamuda liyakat, etik ilkeler ve iyi yönetişimin gerçekleştirilmesi gibi konularda günümüz hukukçularının faydalanabileceği bir hazinedir. (Ergün Ergil Hukukçu ve Yöneticiler için Mevlâna Bilgeliği. s.26)

Mevlâna düşünce suçunu kabul etmemiştir. “Mademki köle değilsin, padişah gibi seslen, görüşlerini ıstediğin gibi şekilde şöyle “ Demek suretiyle ifade özgürlüğü’nü savunur.

Mevlâna dev eseri Mesneviyi bir okyanus olarak niteler. Mevlâna “Vahaya ulaşmak ve duygu denizinden kanarak içmek istiyorsan; çorak ruhunu, bir gedik açarak Mesnevi’nin sonsuz okyanusuna terk et “ der.(Celâl Oymak,Nevin Balta, Düşünce Okyanusu Mevlana ) Mevlâna gerçekten bir okyanustur. Talep eden her insan, bir dalgıç marifetiyle bu okyanustan inci mercan elmas çıkarır gibi aradığını arar bulur çıkarır.

Mevlâna Moğolların Anadoluyu ve dünyayı talan ettiği, Selçukluların otoritesinin sarsıldığı kaos döneminde yaşamıştır. Mevlâna böyle bir dönemde,Moğollardan korkmayın! Moğolların Allah’ına sığının! demiştir.

Anodolu Selçukluları döneminde yöneticiler üzerinde etkili olmuş kendini adeta bir kamu denetçisi konumuna taşımıştır. Osmanlılarda uygulamaya konulan Batıya OMBUDSMAN olarak ilham kaynağı olan, tekrar, batıdan alarak Türkiye de bir kamu reformu olarak uygulama alanı bulan, kamu denetçiliğinin, Anadoluda ilk uygulayıcılarından biridir.

Mevlâna çok iyi bir hukukçudur. Mevlananın babası da “ Bilginler Sultanı” lakaplı yetkin bir hukukçu olarak tanınmıştır. Mevlâna üniversitede babasının yerini aldıktan sonra akademik hukuk eğitimini Seyyid Burhaneddin Muhakkik Tirmizi’ nin yönlendirmesi ile Şam ve Halep gibi çağın en büyük bilim merkezlerinde ünlü hocalardan eğitim almıştır. Mevlâna büyük bir bilgin, hukukçu, şair ve sufi düşünür olarak dönemin devlet adamları nezdinde büyük saygınlık kazanmıştır.

Mevlâna insan hakları ve hukukun üstünlüğü başta olmak üzere hukukun ve siyaset biliminin ilgilendiği çağdaş ve küresel sorunlar söz konusu olduğunda İslam dünyasının geçmiş parlak medeniyetinin manevi mimarlarından olan Mevlâna, günümüz için ilham kaynağı olabilecek evrensel bir şahsiyettir.

Mevlâna, Türkiye ve İslam medeniyeti ve tüm dünya için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.Onun eserlerinin ingilizceye çevrilmiş olanlarının türkçelerinden daha çok satılması bunun en büyük delilidir.

Mevlana ; “ Ben tahttan inip tabuta binecek kişi değilim. Benim yerim sonsuzluk makamıdır.” demiştir. İnsan onuru ve adalet fikri onun düşünce dünyasının merkezinde yer alır. Mevlâna aynı zamanda adaletin özgürlüğün ve aşkın şairidir.

Mevlâna uzmanı, Ankara Üniversitesi İlahiyat fakültesi öğretim üyesi Annemarie Schimmel’in şu sözleri Mevlanayı çok iyi izah etmektedir” Her millet, her insan Mevlana’nın eserlerinde kendi durumuna göre, kendi dini ve kültürel seviyesine göre, kalbine dokunan sözleri bulacaktır” demiştir.

Mevlâna, Şems Konya’ya geldiğinde tanınmış, büyük bir profesördü. Dört fakültede ders veriyordu. Özellikle islam hukuku okutuyordu. Öğretim üyeliği maaşı ve fetva verme ile hukuki danışmanlık karşılığı aldığı küçük bir ücret karşılığı geçimini sağlamaktaydı. ( Feridun bin Ahmed-i Sipehsalar.Mevlana ve etrafındakiler, Çev. Tahsin Yazıcı, pinhan,İstanbul,2011, s.116)

Şems’le karşılaştıktan sonra, öğretim kürsüsünü bırakmış, profesör cübbesini çıkarmıştır. Ancak hayatının sonuna kadar hukuki konularda müracat edenlere küçük bir ücret karşılığı yazılı olarak çözüm üretmeye devam etmiştir.

Mevlâna’nın hukukçu yönü eserlerine o kadar sinmiştirki, hiç umulmadık konuları bile hukuki kavram ve benzetmelerle ele alabilmektedir. Düşünce dünyasının merkez kavramı olan “aşk”ı bakın nasıl izah eder: Aşk davaya benzer; Cefa çekmekte şahide, Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki! ( Şimşekler,a.g.e,s .23)

Yine aşk fakültesinin kurallarını hukuk fakültesinin öğrenci disiplin mevzuatına benzeterek açıklar. Ünlü hukukçu ve devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa “ Her devrin bir dili vardır. Mesnevî her devrin dilidir” demiştir.

Mevlâna yedi asır önce İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin çıkış noktası olacak şekilde evrensel manifestoyu dile getirmiştir.” Ne kul vardır, ne köle, bütün insanlar kardeştir.” O yine hukuk için” Hukuk rahmettir.Mücadeleleri ortadan kaldırmanın bir aracıdır. Kıyametteki okyanusta bir damladır “demiştir.

Mevlâna bugünde bize yol gösteriyor. İnsanlığın kurtuluşu için reçeteler sunuyor. O kendisini anlatırken “ biçare değiliz, çünkü çareyiz biz”, “biz alemin çaresiyiz” ve “ ilacımız dertlere birebir devadır” der.

Mevlâna’nın hukuk sistematiği hukuk fakültelerimizde ders olarak okutulmalıdır.

Mevlâna’nın hukukla ilgili düşünceleri üzerine akademik çalışma yapan Avrupa İnsan hakları Mahkemesi yargıçlığı görevini de ifa eden Doc dr Ergin Ergül gibi (Hukukçu ve Yöneticiler için Mevlâna Bilgeliği adlı kitap yazan) hukukçularımızın sayısının artmasını temenni ediyor, kendilerine de teşekkür ediyoruz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.