“NASIL YAŞARSAN, ÖYLE İNANIRSIN…”


Özlem Kartal Pazvant

Özlem Kartal Pazvant

14 Eylül 2021, 09:42

 Hayatım boyunca dikkate aldığım, izlediğim bir filmde içkili olan masaya oturmayıp sınırlarını net olarak belli eden bir genç hanımı, hatırlatan bir söz benim için. Sözün kime ait olduğu konusunda net bir kaynak bulamadım. Hz. Ali(r.a), Hz. Ömer(r.a.), ya da Mevlana hazretlerine ait olabileceği düşünülüyor. Hepsi başımızın tacı….

İnanç, hayatı anlamlandırmada insanın en değerlisi, olmazsa olmazı… Değerlerle var oluyor, inandığımız ne ise ona göre şekilleniyor davranışlarımız. Ve biz, biz oluyor kendimize özgü davranıyoruz.

Bazen bunun tam tersi, bizi yansıtmayan, belli genel doğrularımıza dahi aykırı olan ortamlarda bulunabiliyoruz. Bir işyeri, kimi zaman bir okul çevresi, hatta iyi eğitim almak için gittiğimiz bir kurs dahi olabiliyor bu. Bir, iki gün belki kısa zaman bizler için fakat aylara, yıllara yayıldığında ister istemez bizler de parçası oluyoruz bulunduğumuz ortamın. Öyle ki yavaş yavaş ısıtılıyor ortama göre piştiğimizin farkına bile varmıyoruz. Yanlış bildiklerimiz bir de bakmışız doğrularımız olmuş.

 Neyi en çok dahil ediyorsak hayatımıza ondan ibaretiz aslında. Zihnimiz hayır diyerek kabullenmeyebilir. Yaşamak harekete geçmekse eğer, ne kadar karşı çıksak da yaşadığımız kadarız hepimiz.

Hayalinizde istediğiniz kadar yardımlaşın, gerçekte yapamıyorsanız eğer, eliniz geri gidiyorsa yardımsever olamazsınız. Tıpkı namaz kılmayanın kendisini çok takvalı, gıybet edenin, çok iyi niyetli görmesi gibi…

 Kendim de dahil olmak üzere birçok insan tanıdım çevresi değiştiğinde değişen, ortamını düzelttiğinde eski benliğine dönen. Bir de “etrafımdakiler ne düşünür “ kaygısı varsa değişmek kaçınılmaz. İnanın kendinizi tanıyamayacak hale gelmeniz muhtemel. Neden derseniz, her ortam farklı bir kişi yapar sizi “ne derler” putunun yaptığı en büyük kötülük, sizi siz olmaktan çıkarıp kişiliksizleştirmesidir.

Bu konu o kadar vahim ki önce bireyleri, sonra toplumları, nesilleri, yüzyılları barındırıyor içinde. Bazı şeyler yaşattırılıyor bizlere ve farklılaşıyoruz. Hareketlerimiz değiştikçe, algılarımız bakış açılarımız değişiyor. Toplum olarak ısıtıla ısıtıla değişiyoruz.  Müslüman Türk toplumu olarak beş on yıl sonrasında nasıl bir sabaha uyanacağımız meçhul. Bu konuda hiçbir mazeretimiz de yok bile isteye, güle oynaya dikenli yollara adım atıyoruz. Ayaklarımızdan kanlar aka aka ama acısını hiç hissetmeden…

Tam da bu yüzden önce Müslümanın, sonrasında kendine insan diyen insanın, çizgileri olmalı. Öyle ki sizin değerinize çarpan, ya da ona savaş açanın kılıcı elinde parçalanıp, kalemle yazdığı sizin doğrunuz olmalı. Değişen siz değil, yanlışlar, yollarda ise diken yerine güller olmalı…

Anlayacağınız inanmak lazım, inandığımız gibi yaşamak… Sonrasında yaşatmak, yaşattığına inandırmak…

Edeplice, insanca…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.