Neye İtibar ?


Arzu Yaman

Arzu Yaman

10 Şubat 2020, 09:29

Nedir bir insanı kıymetli yapan özelliği ? Fiziksel özellikleri mi, makam mevki sahibi olması mı, hatırı sayılır bir finansal ya da cemiyet gücüne mi sahip olması, ince zarif, medeni, saygılı ve kültürlü olması mı  ? Bizim için referans olan özellikler hayata bakış açımızın ışığında şekilleniyor. Kendimizi nerede ve nasıl konumlandırıyor ve yaşamdan ne bekliyorsak ona göre tutum sergiliyoruz.

Sıralamada öncelik verdiğim özellikleri kime sorsak, asla kendileri için önemli olmadığını söylerler fakat pratik yaşamda durum bazıları için tam tersi. Örneğin; eğitim seviyesi yüksek bir akademisyen, bir hukukçu, önemli bir siyasetçi ya da zengin bir iş insanı karşısındaki davranış şekli ve sesteki tonlama son derece ince ve zariftir. Bir tür hizaya geçme durumu söz konusudur. Gösterilen saygı ve ihtimamın boyutu karşıdakinin sahip olduğu imkanlar nispetindedir. Bunu “güç sahibi olmak” şeklinde ifade edebiliriz. Gerçek düşünceler ise genelde arkadan sarf edilir. Hepimiz için ne kadar tanıdık bir durum öyle değil mi !

Nasrettin Hoca’nın “Ye kürküm ye” hikayesini hatırlamamak mümkün değil. Gönül ister ki, kıymet ölçüsü insanlık hasletleri olsun. Zira itibar edilen şey ortadan kalkınca, ya da beklentiler uyuşmayınca hukukun devamı da mümkün olmamakta. Çağın hastalığı tüketim çılgınlığı, hızla her şeyin tüketildiği ve yenisiyle değiştirilişi kendisini insan ilişkilerinde de göstermektedir. Güç odağı değiştikçe, itibarın yönü de değişmekte.

İlginç olan şu ki; materyalist referanslarla değer biçen insan, aynı zamanda muhatabın ‘kalıbının adamı’ olup olmadığını da yine kendisi tayin etmekte. Bu nasıl bir çelişki !

Bir kıyafetin bile karşı tarafın algısı noktasında ne kadar önemli olduğunu tecrübe etmemiş kişi var mıdır ? Salaş bir kıyafetle ya da şık bir takımla karşılanışınız aynı olmayacaktır muhtemelen. Hemen aklımıza geliyor veciz sözlerden biri; “kıyafetinizle ağırlanır, şahsiyetinizle uğurlanırsınız”. Evet temiz, pak giyinmek önemlidir lakin şahsiyetin önüne geçmemeli. Biz yine bunu “kürke” tercih edelim. Zira daim olan budur.

Marka giyinmek, marka yerlerde vakit geçirmek; güncel tabirle “takılmak” iyi bir nüfuz sahibi olmak ve güçlü bir imaj oluşturmak için olmazsa olmaz. Ya sonrası ! Kısa bir görüşmeden sonra vedalar edilir, yeni ilişkilere yelken açılır.

Hayatta var olmak için, yaşam giderlerini karşılamak için çalışmak ve gelir elde etmek durumundayız. Buna kimsenin itirazı yok elbette. Lakin, bunun da bir adabı, ölçüsü olsa gerek. Kul’a kul olmaya da gerek yok.

İnsanın insana bu dünyada sadece bir vesile olduğunu gözden mi kaçırıyoruz acaba ! Tıpkı yaşam içerinde türlü türlü vesilelere muhatap olduğumuz gibi. İnsanın cüzi çabası elbette kesindir ve olması gerekendir, fakat rızkın teminatı değildir. Kimin, neyi lütfettiğini unutmamalı !

Yaşamda tercihlerini maddi değerlere göre yapan kişinin sonrasında yalnızlıktan şikayet etmesi kaçınılmazdır. Zira kalabalıklar içinde olmak yalnız olmaya da engel değildir. Kaç kişi vardır hayatınızda, kendinizi yanında güvende hissettiğiniz, ya da onu da geçiyorum kaç kişi vardır tanıyıp bildiğiniz, bu dünyada sadece var olmasından ötürü mutluluk duyduğunuz ? Ve o insanlarla ilgili ilk aklınıza gelen nedir ? Kürk müdür ?

*******

Bi’Mola vermek isteyenler için; Oğuz Atay’dan “ Tutunamayanlar ” kitabı okumaya değer.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet çetinkaya - 1 hafta önce
Herkes herkese insan gibi davransa insanlar insan oldugunu bazen dehil unutulmuş dünyada yaşıyoruz keske kimse çıkar bi mevki sahibi olmaktan neyi kaybettikeri neleri yiktiklarinin farkında degiller belki konuyla yazilanla alakasi yok bu soylemimin ama icimden bunu demek geldi