Nohut ve büyük çocuk


Dr. Murat Yürükcü

Dr. Murat Yürükcü

18 Kasım 2020, 10:02

Merhabalar efendim. Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Birincisi, bugün size hazır kışta gelmişken güzel bir nohut yemeği nasıl olur onu anlatacam. Malum biliyorsunuz yemek proğramlarının reytingleri çok yüksek. Öyleyse ben de neden yararlanmayayım. İşin şakası bir yana bakalım benim Mevlana hazretlerinden okurken beğendiğim bu tarifi siz de beğenecek misiniz?

İkincisi de neden çocukları, aileyi önemseyip yazıyorum? Bir okurumun görüşlerinden hareketle cevap vermiş olacağım.

Önce yaşanan zorluklar karşısında mücadelemizi nohut hikayesinden bakıp değerlendirelim.

NOHUT HİKAYESİ

İnanan kişinin belalara uğrayınca çırpınarak kaçması, sabretmemesi, tencerede kaynayan nohutun ve bakla gibi yenecek şeylerin sıçrayıp tencereden çıkmak için savaşmalarına benzer.

Nohutun tencerede ateşten canı yandı mı, yukarıya doğru sıçramaya başlar. Tencere kaynamaya başlayınca, her an hareket halinde olup tencerede yüzerde coşkunluk göstermeye başlar.

Nohut der ki:

“Neden beni ateşe attın, kaynatıyorsun? Madem satın aldın, niye bu hallere uğratıyorsun?”

Nohutu pişiren de onu kepçeyle karıştırıp der ki:

“Hayır! Güzelce kayna, tencereden çıkmaya kalkışma. 

Hamsın, ayrılık ateşiyle piş de bir lezzetin olsun. 

Ben seni sevmediğim için kaynatmıyorum. 

Bir zevke, bir çeşniye sahip ol da gıda haline gel; yen, cana karış diye kaynatıyorum yoksa bu imtihan, seni horlamak için değil. 

Bostanda sular içtin, yeşerdin, taptaze bir hale geldin; işte o su içiş, bu ateşe düşmen içindi. 

Ey nohut, belara düş, kayna, piş de; ne varlığın kalsın, ne de sen kal! 

Su ve toprak bahçesinden ayrıldıysan lokma oldun, dirilerin vücuduna girdin. 

Gıda ol, kuvvet ol, düşünce ol.”

Nohut bu sözleri duyunca:

“Mademki böyledir ey hüner sahibi! 

Yardımcım ol da ben de coşup kaynayayım! 

Sen bu kaynatmada beni yapıp yoğuran mimarımsın.

 Kepçeni vur, karıştır, zira güzel iş görmektesin” der.

Hanım nohuda der ki:

“Ben de bundan önce senin gibi yeryüzü cüz’lerindendim. 

Ateş gibi yakıcı olan nefisle mücadeleyi kazanmanın zevkini tadınca, makbul bir insan oldum. Ben de bir zaman yeryüzünde ten tenceresinde kaynadım. Bu iki kaynayışla duygulara yaklaşıp ruh sahibi oldum. Seni de böyle terbiye ediyorum.

Sen cansızlar alemindeyken sana hal diliyle derdim ki; ‘O mertebeden koş, yüksel ki, insanlık mertebesine gelesin, manaya mensup sıfatlar elde edesin.’ 

Sen cansızlıktan kurtulup canlı olunca, bu sefer de diyorum ki; ‘Bir kere daha coş, kayna da hayvanlıktan da geç!

 O dereceden, mertebeden yüksel.’’’ Mesnevi

Nasıl bu tarif? Umarım beğenmişsinizdir.

 Nohut hikayesinden bakarsan önce kendi zihninde dünyaya anlam verir ve ona göre çok çalışırsın çok. Ağlayıp durmazsın.

***

Bir okurum diyor ki, hocam çocuklarla ilgili yazılarınızla ilgili ne zaman okusam hep şunu diyordum: Çocukları anlamak ne işimize yarayacak? Şimdi anlıyorum ki çok işe yarıyor.

Teşekkür ediyorum okuyucuma. Ben de şunu eklemek istiyorum: 

Aslında çocuklarla ilgili yazmak yetişkinlere yazmaktır. 

Ne demek istiyorum tam olarak söyleyeyim: Bir anne baba ailesini daha iyi yönetmek, çocuklarını daha iyi yetiştirmek isterken aslında kendi dünyasını, kendi çocukluğunu fark etmeye başlar.

 Kendini, geçmiş yaşantılarını fark etmek beraberinde hem kendini yetiştirmek hem de çocukların daha iyi yetiştirilmesi anlamına gelir. 

Yani her zaman söylediğimiz bir şey, her yetişkinin aslında büyük bir çocuk olduğu gerçeğidir. 

Çünkü hepimizin içinde bir çocuk var. Bu çocuk ama kırılmış ama incinmiş ama aşağılanmış zamanında. Kimini hatırlıyor, kimini hatırlamıyoruz ama duygularımıza yerleşmiş durumda olan bir çocukluğumuz var hepimizin hayatında.

Neden dünyayı bazı insanlar berbat bir yer olarak görürken, bazı insanlar güzel bir yer olarak görür?

Neden bazı insanlar önce olumlu olanları görürken, bazı insanlar önce olumsuzlukları görür?

Neden bazı insanlar için dünya yaşanılası bir yer değildir ve olmayacaktır?

Köşe yazılarını severim bu yüzden. Önce cevabı verir sonra soruları sorarsın. 

Yazarlar da tuhaf insanlar değil mi?

Bazen kendileriyle de dalga geçebiliyorlar! Kalın sağlıcakla.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tülin - 2 hafta önce
Burdada çok iyi bir şekilde belirtiğin gibi hocam; Çünkü hepimizin içinde bir çocuk var. Bu çocuk ama kırılmış ama incinmiş ama aşağılanmış zamanında. Kimini hatırlıyor, kimini hatırlamıyoruz ama duygularımıza yerleşmiş durumda olan bir çocukluğumuz var hepimizin hayatında
Yeniden dünyaya gelsem çocuk olmak isterdim koşup düşmeyi düşünce ağlamayı annemin gelip sarıp sarmalamasını arkadaşlarımla seksek oynamayı ip atlamayı özledim tekrar yaşayamayacığım şeyleri
Aile çocuğun temelidir her yaptığı doğru veya yanlışında
Kalemine sağlık hocam diğer yazılarınızı merakla bekliyorum ????
Avatar
Zül eyha - 2 hafta önce
Çok güzel bir derleme ile yazmışsınız elinize saglik
Avatar
Ayla Pehlivanlı - 2 hafta önce
Murat Hocam iyi akşamlar
Öncelikle kaleminize sağlık ..???? yazınızı okuduktan sonra kafam karıştı, parçası eksik kalmış puzzle gibi oldu düşüncelerim???? sanırım daha sonra bir daha okumam gerekiyor☺️