Nostalji Candır …


Arzu Yaman

Arzu Yaman

13 Kasım 2020, 10:08

Geçmişe özlem duyulan anlar vardır. Bu özlem, bazen ne geçmişin kusursuz oluşundan ne de an’a taşınmak istenmesinden kaynaklıdır. Kimilerinin dediği gibi yaşlılık alametlerinden midir bilinmez fakat bir sığınma duygusu hakim olur yüreğe, kaçıp gizlenme dürtüsü.. O geçmişi çekip getiren araçlar vardır da, bu araçların en ruha dokunanı şarkılardır.

Son zamanlarda sık sık 80’lerin ve 90’ların şarkılarını dinler oldum. Zihnim tazelenirken öte yandan bana ne kadar iyi geldiklerini fark ettim. İnsan düşünmeden edemiyor, neden bu gibi şarkılar dinleyemez olduk artık !

Nostalji derler adına, öyle değil mi ! Nostaljidir insanı alıp götüren geçmişin tozlu sayfalarına. Nice şarkılar vardır, unutulmaz aşkları dile getiren, nice şarkılar vardır, ruhun yaralarını öfkeyle açığa çıkaran ve nice özlemler vardır, boğazına düğümlenen umutları dile getiren..

Sen susarsın ve bir besteye tutunmuş dizeler hislerine tercüman olur. Ne de güzel olur. Dilden dudağa getiremediklerin, bir bakmışsın kulaklarda hoş bir seda..

Dingindi eski şarkılar, yormazdı insanı dinlerken. Sen hafiflerdin dinlerken onları. Sanatçının sesini berrak duyardık, dokunurdu içimizde bir yerlere.. Ya şimdi ! İstisnalar olmakla birlikte, tam anlamıyla bir gürültü dinlediğimiz. Çalınan enstrümanların arasında söyleyenin sesini duymak dahi güç. Sanatçı demek gelmiyor içimden, affola !

Ekranlarda yeni yüzler görüyoruz fakat gözler bir Sezen Aksu, bir Nilüfer, bir Candan Erçetin’i arıyor. Bir nesil veda ederken yavaş yavaş aynı zamanda bir devir de kapanıyor. Geçmişe damgasını vuran sanatçıları ve şarkıları artık göremiyor oluşumuz belki de o sadelikteki hayatı ve o dönemki ruh derinliğini yaşamıyor oluşumuzdan.

Modern yaşam üretkenliği de sekteye uğrattı. Çünkü insan ruhu her geçen gün mekanikleşmeye başladı. Yeni nesilde, eski şarkıları yeni düzenlemeyle söyleyenler var. Bu durum, eskiler kadar iyi bir üretkenliğin olmadığından mıdır yoksa dokunaklı oluşlarından kaynaklı yeni bir yorum mudur bilinmez, hoşa gidenleri var elbet. Mesela arabesk bir parçayı pop formunda söylemek oldukça yaygın. Arabesk dinlediğini gizleyen pek çok kişinin pop formuna dönüştürülen bu parçaların müdavimi olduğunu görüyoruz. Halbuki bu durum o parçanın arabesk bir ruha ait olduğu gerçeğini örtmez. Buradaki asıl çekince ne ola ki !

Müziğin her çeşidinin insanda bir yansıması vardır. Bazen hard rock, bazen pop bazen sanat müziği ya da arabesk… Tüm bu duygu dalgalanmalarını yaşamıyor muyuz hayatın içinde. Zaten tam da yaşama ayna tutarcasına kendini gerçekleştirir bu çeşitlilik. O halde sınırlandırmak niye ? Neyin kompleksi?

Her şeyi hızlıca tüketiyoruz. Bugünkü nesil, dinlediği müzikleri acaba bir yirmi yıl sonra aynı keyifle dinleyebilir mi ? Hiç zannetmiyorum.. Evet, gelişiyoruz, değişiyoruz, küreselleşmenin yansımasıyla çeşitleniyoruz da, bu kaçınılmaz. Fakat özgün kalan yanımız ne ola ki ? Müzik ruhun gıdasıdır, aynı zamanda kültürel bir birikimdir, topluma ayna tutan bir boyutu vardır. Bu birikimi kucaklayıp taşıyacak bir yetenek rezervimiz var mıdır ?

******
Bi’Mola vermek isteyenler için; Sezen Aksu klasiklerini kahvelerine konuk etmelerini öneririm.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.