ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!


Kamil Uzunmehmet

Kamil Uzunmehmet

26 Temmuz 2021, 09:43

Köylerimiz;

Artık birer mahalle olarak Belediye imkanlarından yararlanma, belediye hizmeti bekleyen eski köy yeni mahallelerimiz...

Ne onlar bu yeni düzene alışabilmiş, ne de bizler onları bünyemize alabilmişiz...

Hükümet yanılmıyorsam 2014 yılında Büyükşehir  Yasası’nda yaptığı bir değişiklikle 30 ilde 16 bin 220 köyü mahalleye çevirdi. İşte ne olduysa ondan sonra oldu.

Bu değişiklik tarımsal üretime zarar verdi. Bazı yerlerde tarım alanları imar değişiklikleri ve benzeri uygulamalarla amaç dışı kullanıma açıldı. Köylerin meraları belediyeler tarafından satıldı. Bayramda konuştuğumuz köylülerin hemen hemen hepsi bu durumdan şikayetçi. Köyler mahalleye dönüşünce Büyükşehir Yasası ve kuralları uygulandığı için köylülerin ihtiyaç duydukları ahır ve benzeri yapıları yapmaları zorlaştı. Bürokrasi artarken, tarımsal üretim, özellikle hayvancılık yapanlar için her geçen gün daha zor hale geldi. Denetimler, görevlendirme ve yetki  kargaşası ve yasal boşluklar köylü ile devlet arasında ilişkiyi her geçen gün koparttı. Kurban Bayramı’nın son gününde Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Yunus Kahraman’la birlikte Gebze’nin köylerine bir tur yapalım ve Bayram sonrası yaşananları yerinden görelim istedik. Atladık  Tavşanlı köyünden başlayıp, Kadıllı Köyü’ne kadar uzandık. Bayramın ikinci günü bu köydeki vatandaşlardan  derelerdeki kirlilikle ilgili bir ihbar da almış, bunu yerinde gözlemlemek için bir fırsat da olacaktı. Manzarayı gördük, hoş olmayan görüntüler karşısında üzüldük ve şaşırdık. Gerçekten de durum içler acısıydı. Köylerin sahipsiz kaldığı, köylü vatandaşların muhatap bulamadıkları şikayetlerini duyar ama buna inanmazdık. Şimdi ise yaşanan çevre felaketini görünce hak vermedim değil kendilerine. Kadıllı Köyü ve civarında yaşananlar da tam bu sorunların bir birikimi. Bugün gazetemizin manşetinde de yer alan haberde de aktarmaya çalıştığımız  gibi, köylüler ve bu köylerde seracılık yapan, sulama ihtiyaçlarını derelerden temin eden çiftçiler bir hayli muzdarip...

Kurban Bayramı dolayısıyla köy ve civarında 30-40 hayvan kesimhanesi açılmış. Kurban dolayısıyla açılmadan önce bir güzel denetlenmiş, uygun bulunanlara izinler verilmiş.Her biri bu bayram 300-400 arası büyük baş hayvan kesmiş...

Peki ya sonra?

Sonra ne mi olmuş?

Saldım çayıra, mevlam kayıra!!!

BU çiftliklerin biriktirdiği kelle, bağırsak, ayak tırnakları diyelim toprağa gömüldü. Peki ya kanları? Onlar ne oldu?  Ne kadarı depolandı? Ne kadarı doğaya bırakıldı?

Bu durumu, görüşlerine başvurduğumuz  S.S Cumaköy, Ovacık ve Kadıllı Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Erdem Şen bizlere anlattı; Bu ve benzer manzaranın olduğu Balçık deresi, Denizli Göleti’nden gelerek Ömerli Barajına akan derelerimiz. Burada çiftçilikle uğraşan, seralarda üretim yapanlar derelerden seralarının sulama ihtiyaçlarını da gidermekteler. Ancak Bayramın ikinci ve 3.günü ortaya çıkan çevre felaketi maalesef hem köyün doğal dokusuna zarar vermiş, hem de bu üreticilerin seralarının tarumar olmasına sebep olmuş. Bir yandan kırmızıya boyanmış derenin köpüklerle beyaza boyanmış dokusuna bakıyor,  üzerinde  öldükleri için kıyıya ya da taşlara takılmış  balıkları izliyor, bir yandan da Şen’e kulak veriyoruz...

 “ ...Burada yaşanan durum maalesef bir felaket boyutuna ulaştı. Kurban Bayramı öncesinde de bu tür kirlilikleri tespit ediyorduk. Ancak kurban kesimi ile birlikte bu felaket büyük boyutlara ulaştı. Belediye ve Cevre Müdürlüğü yetkilileri buradaki hayvan çiftliklerine gerekli hayvan kesim izinleri için, tesis kurulumunda ve sonrasında denetim yapıp gidiyorlar. Peki ya sonrasında neler oluyor? Bunu sorgulayan yok? Bayram 4 gün sürüyor, denetimlerin bayramın sonuna kadar yapılması gerekirdi. Bu bayramda da  1.günü denetimler yapıldı, kayıtlar alındı ama sonra başıboş bırakıldı. Bu civarda 4-5 bin sera bulunuyor. Bu seraların iki günde bir sulanması gerekiyor. Sulama ihtiyacımızı da derelerden karşılıyoruz.  Maalesef  şu sulama yapamıyoruz. Bahçelerimiz yanmaya, fidelerimiz ölmeye  başladı. Bu kirli suyu seralarımızda kullanan üreticilerimizin seraları kurudu. Atıklar derelerdeki oksijen miktarını azalttı. Suyun üzerinde tortu tabakası oluştu haliyle balıklar ve derede yaşayan canlıların da öldüğünü tespit ettik.  Çevreyi kirleten bu felaketin önlenmesi  ancak  denetimlerin daha sık yapılması ile mümkün olurdu” diyor.

Haksız mı?

Bal gibi haklı Erdem Başkan...

Biz köylerimiz daha gelişsin, daha iyi denetlensin, daha yaşanası bir yerleşim olsun diye yasalarda düzenleme yaptık. Onları Belediye hizmetlerinden faydalanmaları için mahalle yaptık! Ama öyle olmadığı gün gibi ortada...

Köyün kahvesinde çay içmek için mola verdiğimizde, konuştuğumuz köylülere bir dokunuyor bin işitiyoruz;  Vatandaşımız,  “Belediye yaptığımız ahırı yıkmak için, sundurmalarımızı kaldırtmak, ya da ceza yazmak için var. Ama burada yaşanan imar sorunlarımız, arsa sorunlarımız, çevre sorunlarımız için kör ve sağır maalesef. Biz böyle yönetilmeyi hak edecek ne yaptık? “ diye soruyor...

Biz gittik gördük, konuştuk...

İnanmayan bir yerel yönetici ya da kurum yöneticisi, bürokrat varsın buyursun gitsin!

Orda bir köy var uzakta!!!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.