Dikkatli; 5199 sayılı yasa beklentilerimizi karşılayamadı  

Gebze’de uzun yıllar öğretmenlik yapan ve örnek bir hayvan sever olarak sokaktaki minik dostlarımızı bıkmadan usanmadan her gün besleyen Dilek Uğur Dikkatli, bu haftaki Kadın Kadına sayfamızın konuğu oldu.

26 Temmuz 2021 Pazartesi 12:27

Dilek Uğur Dikkatli ile sokak hayvanlarına olan sevgisini, onları beslerken yaşadığı zorlukları ve kısa bir süre önce çıkan 5199 sayılı hayvan hakları ve hayvanları koruma kanunu yasası hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Dilek Uğur Dikkatli, yasa hakkında yaptığı acıkmada, ‘’5199 sayılı yasadan beklentilerimiz çok fazlaydı. Çok büyük hayal kırıklığı ile sonuçlandı.’’ dedi.

Dilek Uğur Dikkatli kimdir, okurlarımıza kendinizi tanıtırmısınız?

Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmenlik yapıyorum. Aynı zamanda köy yollarında, kırsal alanlarda gönüllü olarak hayvan beslemeleri yapıyorum. Oralarda hasta olan hayvanların tedavilerini yaptırıyoruz, kısırlaştırmalarını yaptırıyoruz. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı rehabilitasyon merkezlerinde kısırlaştırma işlemlerini yaptırıyoruz. Tedavilerde, teknik donanım anlamında yetebilecek bir kısım işlemleri yine rehabilitasyon merkezlerinde yaptırıyoruz ama genellikle viral enfeksiyonlar, kırık ameliyatları söz konusu olduğu zaman yoğun bir şeklide özel kliniklerle çalışıyoruz.

Sokak hayvanlarına olan ilginiz nasıl başladı? Çocukluktan gelen bir sevgi mi?

Evet, sokak hayvanlarına olan ilgim çocukluktan beri vardı ama tabi mesleğe başlamak ve maddi özgürlüğünüzü kazanmak bunu biraz daha ilerletti. Instagram hesabından tanıştığım bir arkadaşımla birlikte onun besleme noktalarını birlikte dolaşarak, günleri paylaşarak başladık. Ondan sonra tabi bu alanlar yavaş yavaş artmaya başladı. Besleme yaptıkça yeni alanlar çıkmaya başladı. Mağdur olan hayvanların olduğu yerlerin bilgisi alındıkça büyüdü ve şu anda 500’e yakın can bakıyorum.

Bu anlamlı uğraşı yaparken karşılaştığınız sorunlardan biraz bahseder misiniz?

Çok büyük sorunlar yaşıyoruz, mesela kırsal kesimlerde besleme yaptığımız zamanlar, genellikle oradaki hayvanların yaşam standartlarını sağlamakta, can güvenliklerini sağlamakta güçlük çekiyoruz çünkü avcıların olduğu yerler oluyor. Çobanlar oluyor, koyun ve keçi otlatanlar oluyor. Bunlar köpekleri tehlike olarak gördükleri için onları ateşli silahlarla vuruyorlar ya da zehirliyorlar. Yerleşim yerlerinde besleme yaptığınız zaman o yerleşim yerlerinde oturan insanlarla sıkıntı yaşamaya başlıyorsunuz. Klasik bir cümle vardır herkeste, ‘’bizde seviyoruz ama burada beslemeyin, buraya alıştırmayın, diğer tarafta besleyin’’ deyip bu tür sıkıntıları yaşıyoruz. Yerleşim yerlerinde arabalarımızı park ederken dahi sıkıntı yaşıyoruz. ‘’Sizin arabanızı tanıyorlar, sizin arabanız burada olduğunda çevresinde birikiyorlar, arabanızı park etmeyin’’ diyenler dahi oluyor. Beslemenin dışında maddi anlamda çok büyük zorluklar yaşıyoruz çünkü besleme sırasındaki yiyecekleri biz temin ediyoruz. Ben kendi adıma, ancak yavrulu olan yerlere kuru mama verebiliyorum. Onun dışındaki yerleri genellikle kemikle besliyoruz. Onu da biz ücretle satın alıyoruz. Mesela ben günde 400 kilo kemik dağıtıyorum, alanım çok geniş ve bir gün bir alanı besliyorum, diğer gün farklı bir alanı besliyorum. Biz kemiğin kilosunu 50 kuruştan alıyoruz, ben her gün 200 TL sadece kemik ücreti ödüyorum. Bunun benzin parası da var, her gün 50 TL’ye yakın benzin koymak zorunda kalıyoruz araca. Benim benzin sponsorum eşim, eşim destek olmazsa zaten benzin parası kesinlikle altından kalkacağımız durum değil. Sanayi bölgesinde yaşadığımız için araçlar çok fazla, hayvanlar sürekli trafik kazası geçiriyor, viral enfeksiyonlar çok fazla. İnsanlar, kendi köpeklerini kısırlaştırmadıkları için çoğalan köpeklerin yavruları 2 aya gelince anneyi sabit tutuyor, yavruları toparlıyor ve getirip besleme noktası adı altında bizim noktalarımıza bırakıyorlar ve bir süre sonra bulaşıcı hastalıklar başlıyor. Viral enfeksiyonları özel kliniklerde tedavi ettiriyoruz. Bir kanlı ishalin tedavisi, kırık tedavisi bin 500 TL’den başlıyor. Biz bunlara ne kadar ilan açsak da sonuçta gönüllüyüz, Instagram ve Facebook sayfalarından ilan açabiliyoruz. Dönüşler çok kısıtlı ve benim maaşım tümüyle gidiyor ve klinik borçlarım şu anda tavan durumda ve benim yaşam standardımı çok aşağılara çekmeye başladı. İyileştirmeye başladığımız hayvanlar genellikle melez hayvanlar olduğu için bunları sahiplendirme konusunda çok güçlük yaşıyoruz. İnsanlar, cins hayvanlar istiyorlar. Yani hem maddi hem manevi açıdan çok fazla yıpranıyoruz.

5199 sayılı bir yasa çıktı hayvan hakları ve hayvanları koruma kanunu olarak, bu var olan yasayı biraz iyileştirmek amacı ile çıktı. Bununla ilgili tepkiler var, bu yasayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

5199 sayılı yasadan beklentilerimiz çok fazlaydı. Çok büyük hayal kırıklığı ile sonuçlandı çünkü bunun öncesinde uzun bir süreç vardı ve ne öneriyorsunuz şeklinde STK’lara soruldu. STK’lar, bununla ilgili dosyalar hazırladı, yanlışları ortaya koyan, değiştirilmesi gereken maddeleri dosyalayarak yetkili birimlere verdiler. Ancak çıkan kanun, eski kanunla çok fazla örtüşüyor. İyileştirme yapıldı gibi görünüyor bazı maddelerde ancak o kadar açık uçlu bırakıldı ki maddeler, bunlar istenildiği yere çekilebiliyor. Mesela hayvanlar mal kapsamından çıkarılıp, can kapsamına alındı. Bu çok güzel bir şey ama arkasından baktığınız zaman petshoplarda hayvan bulundurmak yasaklandı can kapsamına alındığı için ama kataloglardan seçilerek satın alınacak yani yine mal kapsamında aslında fark eden hiçbir şey yok. Suçüstü şartı getirildi yani bir hayvana yapılan şiddeti, zulmü ancak suçüstü yakalarsanız ya da yakalatırsanız suç duyurusunda bulunuyorsunuz. Yakalatamadığınız takdirde, ihbarla iş yapmaya kalktığınızda Tarım Müdürlüklerine başvuru yapıyorsunuz. Onlar eğer bunu suç olarak görürse dava açma hakkınız olacak. Yasaklı ırklarla ilgili çok büyük beklentilerimiz vardı ama onula ilgi maalesef ki sadece önümüzdeki 6 ay içinde sahipli olup, kayıt altına alınanlar ya da barınakta olup, sahipleri tarafından çıkarılmak istenenler kayıt altına alınacaklar. Onlara dokunulmayacak ama 6 ay sonrasında yine aynı şekilde alınan tüm yasaklı ırklar barınaklara konulacak ve barınaklarda kafeslerler 7’şer, 8’er ve daha fazla konuluyorlar ve öldürülmelerine hiç gerek yok, hayvanlar çıkan kavgada birbirlerini öldürüyorlar zaten. Evde bakılan hayvan sayısı tamamen çıkacak yönetmeliklere bırakıldı ve ucu açık bir şekilde bırakıldı. Mesela biz hayvan severler olarak mağdur canları alıp sahiplendiriyoruz, bunlarda çok büyük sıkıntı yaşayacağız gibi görünüyor. Belediyeler suç kapsamına alınmadı yani hayvanlarla ilgilenebilecek ilk birim şeklinde kanun çıkarıldı ama onların yaptığı yanlışlarda, biz genelde sıkıntılarımızı belediyelerle yaşıyoruz. Kırsala atılan hayvanlar, besleme konusundaki sıkıntılarda eğer ki yapılan şikayet suç olarak görülürse dava açılacak. Yunus parkları ile, hayvanat bahçeleri ile ilgili hiçbir düzenleme getirilmedi sayılır. 10 yıl gibi çok uzun bir süre verildi ve sonrasında belediyelere ve diğer kamu kuruluşlarına doğal yaşam alanları adı altında, çok geniş bir yelpazede bir yaşam alanları açma hakkı verildi. Mesela bunun başına yaban kelimesi getirilmedi, daha sonra bu yaşam alanları büyük ihtimalle kedilerin ve köpeklerin hapsedildiği barınaklara dönüşecek ve kısırlaştırma konusu çok büyük bir sıkıntı şu anda. 25 binin altında nüfusu olan yerlere rehabilitasyon merkezi açılma şartı getirilmedi. 25 binin üzerinde olan yerlere rehabilitasyon merkezi açılma şartı getirildi ve biz biliyoruz ki belediyeler merkezden alıp kısırlaştırdıkları hayvanları genellikle kırsallara atıyorlar ve kırsalların nüfusu genellikle 25 binin altında. Yani oralarda patlamalar olacak ve hayvanlar hastalıklardan kırılacak. Yük hayvanları, çiftlik hayvanları, avcılıkla, kürk hayvanları ile ilgili hiçbir düzenleme, yasak getirilmedi. Hayvanlar takip için çiplenecek. Bu çok güzel bir durum yalnız terkedilen hayvanların sahipleri konusunda tam olarak ne yapılacağı belirli değil. Acaba bu gerçekten caydırıcı olabilecek mi çünkü çiplenen hayvan terkedildiğinde, para cezası ile karşılaşacak olan insanlar acaba bu hayvandan kurtulmak için başka hangi yollar deneyecek mesela? Bu hayvanlar belirli sürelerde takip edilecek mi oda çok önemli. Dediğim gibi çok açık uçlu her şey. 

Yerel yönetimler bu yasa ile sizin gibi hayvan severlerin önünü açabilecek mi?

Değişen hiçbir şey olmayacak biz aynı düzende devam edeceğiz. Biz hep şunu istedik, barınaklarda gönüllüler de olsun dedik, gönüllüler barınaklarla birlikte rehabilitasyon merkezleri ile çalışsınlar dedik. Bizlere de birer oda verilsin dedik ama bunların hiçbiri kabul edilmedi. Verdiğimiz mücadele, büyük bir mücadele ve şu zamana kadar yaptığımız çalışmaları artırarak devam edeceğiz. Kısırlaştırma yeterince yapılmadığı sürece, rehabilitasyon merkezleri tedavi anlamında, teknik donanım anlamında geliştirilmediği sürece bizlerin hayatında hiçbir şekilde kolaylaşma olmayacak. Beslemelerde belediyeler bize mama yardımı yapmadığı sürece bizler maddi ve manevi olarak yine kliniklere büyük borçlar, yiyecek alımı konusunda büyük borçlar ve büyük sıkıntılar yaşamaya devam edeceğiz. Ceyda ÖZER- Selvi GEÇAL- Ayşe KAHRAMAN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.