Gümüş; ''Ülkemizde aile tahrip ediliyor''
Uzun yıllardır Gebze'de yaşayan, Kardelen Kreş'in sahibi ve Saadet Partisi Gebze İlçe Kadın Kolları Başkanı Şükran Gümüş; iş hayatını, aile yaşantısını ve siyasi çalışmalarını Gazete Gebze'ye anlattı.
Gümüş ile keyifli bir röportaj gerçekleştirerek eğitim ve topluma faydalı bireyler yetiştirmek hakkında ve kadının toplumdaki önemine dair önemli konuları konuştuk.
Sizi kısaca tanıyalım, Şükran Gümüş kimdir?
1973 Kadıköy İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Darıca’da tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden mezun oldum. Evli ve iki çocuk annesiyim.Uzun yıllardır Gebze’de ikamet etmekteyim. İnsanın değer olarak yetiştirebileceğinden başka bir şey düşünmediğim için kendi girişimlerimle Kardelen Kreş’i kurdum ve geleceğimizi oluşturacak olan çocuklarımızın, ahlaklı bireyler olarak yetişmesinde önemli rol oynuyoruz. Aynı zamanda, daha iyi bir toplum ve aile bilincini oluşturmak amacıyla Saadet Partisi’nde Gebze İlçe Kadın Kolları Başkanlığı görevini yapmaktayım.
Kardelen Kreşi kaç yılında kurdunuz? Kardelen Kreş’te çocuklar nasıl bir eğitim alıyor?
Kardelen Kreşi 2006 yılında kurdum. 15 yıldır eğitim ve öğretime devam ediyoruz. Milli Eğitim’e bağlı bir kurumuz. Ailelerimizle ve öğrencilerimizle aile gibiyiz. Amaç iyi insan yetiştirmek ve Allah rızası olunca onların dönüşümü de bize gerçekten gelmekte. Eğitim sistemimizde, okul öncesi eğitimi ciddi bir şekilde vermekteyiz. 6 yaş grubumuz şuan okuma yazmayı öğreniyor, matamatikte toplama çıkartmayı öğreniyor. Yani çocuklarımız birinci sınıfa gittiği zaman bir zorluk yaşamıyor. Geçen yılki öğrencilerimizin velileri bizleri arayıp teşekkür ediyor, araya pandemi dönemi girdi fakat çocuklarımız bir kayıp yaşamadı. Birinci sınıfa yeni başlayan diğer çocuklar şuan sıfır seviyesinde kaldılar. O yüzden eğitim konusunda çok iddialıyız. Bizim için en önemli olan şey çocuklarımızın iyi bir insan olması, iyi bir insan olmanında değerler eğitiminden geçtiğini biliyoruz.
Kardelen Kreşi kurduğunuzdaki hedefi yakaladınız mı?
Kardelen Kreşi kurduğumuzdaki, en iyi olma ve en iyisini yapma gayreti ve azmi ile yıllardır çalışmaktayız. Bünyemizde çalışan her bir eğitimci arkadaşımız ile bize kayıt yaptıran her veli ve öğrencinin bizim nezdimizde özel olduğunu hissetmeleri için , her öğrencimize hep daha fazlasını vererek hedefimize ulaştığımızı düşünüyorum. Uzun yıllardır milli ve manevi değerler ışığında harmanladığımız eğitim sistemimiz ile hem üstün ahlaklı hem de öğrenim hayatında önde giden başarılı bir nesil yetişmesine vesile olduğumuzu düşünüyorum. Bu da benim ideallerim arasındaydı. Yeni adil bir dünyayı kurmak için de böyle inancıyla, adaletiyle, başarısıyla geleceğe yön verecek, inançlı genç nesile ihtiyacımız vardır. Bu nedenle, Kardelen Kreş benim için bir iş olmaktan ziyade kutsal bir görev anlamını taşıyor.
Siyasete ne zaman başladınız? Kaç dönemdir ilçe başkanısınız?
Aktif Siyasete 2014 yılında başladım. 3 dönemdir Saadet Partisi Gebze İlçe Kadın Kolları Başkanlığı görevini yürütmekteyim. Tüm teşkilat kadrolarımız ile canla başla çalışmaktayız. Pandeminin gölgesinde bile her hafta düzenli olarak toplantılarımızı gerçekleştirmekteyiz. Teşkilat çalışmalarımızda, tüm yönetim kadrolarımız ile düzenli toplantılar yapıyoruz. Sandık müşahitimizden mahalle temsilcimize kadar, teşkilatımızdaki herkes aktif olarak görev yapmakta. Mahallelerimizin nabzını tutan temsilcilerimiz ile pandemi nedeniyle zor durumda olan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın her zaman yanındayız. Talepleri, teşkilatımızın destek kurullarıyla karşılayarak yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Pandemiden dolayı belirli gün ve haftalar için ziyaretlerimizi ve kutlamalarımızı internet ortamında devam ettiriyoruz. Gebze’deki hedefimiz, bizi bekleyen üyelerimizin kayıtlarını alıp, daha güçlü kadrolarla, milletimize ve devletimize hizmet etmektir. Adil bir dünyanın kurulması için tüm liyakatli kadroları ile Saadet Partisi göreve hazır beklemektedir.
Şükran Gümüş’ün ev ve iş hayatındaki başarısının sırrı nedir?
Benim hem ev hayatım hem de iş hayatım aynı derecede önem arz ediyor. Kendi çocuklarımın eğitimi ne kadar önemli ise aynı oranda, okulumuza gelen her öğrencinin eğitiminide üst düzeyde tutmaya gayret ediyorum. Bu gayretimdeki amacım; bize emanet edilen her çocuğun iyi yetişmesinde vebalimizin büyük olduğu bilincidir. İşte bu nedenle bizim mezun ettiğimiz öğrencilerimizin çoğunluğu gittiği okullarda sınıf birinciliği almıştır. Başarının sırrı ne derseniz, size Hadis-i Şerif’le cevap vermek isterim; “Kendisi için istediğini mümin kardeşi içinde istemedikçe, gerçek iman etmiş olamaz”. Peygamber Efendimizin gösterdiği bu kutlu yolda çalışmaya hem evimde hemde okulumda gayret ettim. Bu nedenle insanlığa hizmet için var olduğumuzu kendi evlatlarıma da aşılayarak, o minvalde başarılı ve iyi ahlaklı öğrencilerin yetişmesine vesile olduğumuzu düşünüyorum.
Kadın hakları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Toplumun temeli aile; ailenin temeli ise anne olarak kadındır. Maalesef yaşadığımız kapitalist dünyada en çok ihmal edilen de yine kadındır. Kadınların hakları gasp edilmekte, bulunduğu yerde ikinci sınıf muamele görmekte, yok sayılmakta, şiddet ve ayrımcılığa maruz kalmakta, kapitalist sistem tarafından sömürülmektedir. Dünyada en fakir insanların büyük çoğunluğu kadın, erkeklere oranla %25-50 düşük ücretle çalışanlar yine kadın. Uluslararası Af Örgütü’nün raporunda; kadına yönelik şiddetin dehşet verici oranda arttığı, dünyada her üç kadından birine tekabül eden 1 milyara yakın kadının sürekli şiddete maruz kaldığı, şiddetin kadını sokakta, evde, savaş alanlarında bulduğu, kadınların çok acımasızca şiddete maruz kaldığı açıklanıyor. Ülkemizde de olduğu gibi çalışmak zorunda olan kadınlarımızın çocukları da burada büyük mağduriyetler yaşamaktadır. Her yere yetişmeye çalışan kadınlar, toplum ve aile bireylerince hak ettiği değeri bulamamaktadır. Bir toplumda huzur ve saadetin olabilmesi, sağlıklı nesillerin yetişebilmesi için toplumda anneye hak ettiği değerin verilmesi gerekir. Çünkü bir ömrün temeli anne eliyle atılır. Gelecek, annelerin yetiştirdiği evlatlarla kurulur.
Kadına toplumda hak ettiği değerin verilmesi için çözüm önerileriniz var mı?
Aile bir toplumun en önemli yapı taşıdır. Bu yapı taşının manevi gücü anneden gelir. Annenin gücü aileye, ailenin gücü topluma, toplumun gücü dünyaya yansır. Ülkemizde aile tahrip ediliyor. Sorunun kökünde, değerlerimizden, inancımızdan uzaklaşmak yatmaktadır. İnanç ve insani değerlerin ön planda olmadığı aile yapısı olmadan çözüm üretilemez. Böyle bir ailede doğal olarak bu değerlerle yetişmeyen, bu değerlerle eğitilmeyen çocuklar yetişecektir. Velhasıl, her şeyi vakum gibi emen, kadın erkek demeden ruhunun üstünü bir hayal ile kuşatan bir sistemle hesaplaşmadan ne bu cinayetleri engelleyebiliriz ne de bu çözülmeyi. Çözüm; insana yeniden insan olduğunu hatırlatmak, hatta yeniden insan olduğunu öğretmekten geçmektedir. Çözüm, kapitalist batıdan yönümüzü içimize çevirmektedir, “Kadınlar size Allah’ın emanetidir!” düsturuna hem kadının hem de erkeğin uymasındadır, kadını bir meta olarak gören sistemlere sırtımızı çevirmektedir. Çözüm, kadını fıtri saygın olan gerçek yerine getirmektedir, kadını kapitalist sistemin dişlilerine kaptıran düzenden vaz geçmektir. “Kadına daha çok iş” “İş dünyasında kadına öncelik” gibi politikalar olayı daha çok içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Çünkü, kadın asıl fıtri görevi olan anneliğini, çocuk eğitimini yapamamaktadır. Kadının ekonomiye katkısı için çırpınışı çocuklara yeteri kadar eğitimin verilmesinin de önünde bir engeldir. Yeteri kadar ilgi görmeyen ve gerekli eğitimi almayan çocuk ve gençlerde ise maneviyat azalmaktadır. Sonuç ne mi? Sonuç, maddi düşünen ruhlar, acımazsız insanlar. Ağır cezalar mutlaka olmalıdır. Ama ağır cezalar asla kadına şiddeti önlemede yeterli olmayacaktır. Birbirimize saygıyı yitirdiğimiz ve her şeyi alınıp satılan bir meta olarak gördüğümüz dünyada yaşamaya devam ettiğimiz sürece; bize emanet edilen kadınlarımızı, analarımızı, bacılarımızı üzüntü içinde görmeye devam edeceğiz. Toplumsal seferberlik ile ahlaklı insan olmanın, erdemli olmanın insana, canlıya hatta eşyaya saygılı olmanın gereği anlatılmalı, dünyayı, insanları, kadınları tüketmek yerine “emanet olduğu” bilinci inşa edilmeli ve korunmalıdır. Kadın Haklarının tesisi ile hak ve adalet merkezli yeni bir dünya düzeninde, kadının ve insanlığın, huzur, mutluluk ve saygı bulacağına inanıyoruz.
Röportaj: Ayşe KAHRAMAN- Selvi GEÇAL







