PAKİSTAN INTERNATİONAL AİRLİES - PİA


Yüksel Pekdemir

Yüksel Pekdemir

15 Kasım 2019, 09:20

Kıymetli okurlarım, sayfalar dolusu şiir ve şairden bahsedip de  Atilla İlhan’dan söz etmemek olmazdı. Şairlik onda, romancılık onda ... varken nasıl iki laf etmeyelim hakkında...  İnsan yanından geçen bir nakliye aracının üzeride yazan PAKİSTAN INTERNATİONAL AİRLİES yazısından şiir çıkarabilir mi ? Çok zor tabi ama bu Atilla İlhan olursa olur işte. Üç kelimenin baş harflerini birleştirip adını da PİA  koyup şiir yazmış. Ne de güzel olmuş... Kadıköy ve Kadıköy rıhtımı birçkk şaire ilham kaynağı olmuştur. Ancak bu başka... Denize yazılan şiir değiı... İstanbul’u öven bir şiir değil. Bu şiirde akıl başka türlü işliyor. Çoğu zaman aşk kavuşulamayan, kimi zaman hayali olan, şairin  kafasında tasavvur ettiği, tasarladığı bir duygu olarak tanımlanır. A.İlhan da öyle yapmış zannımca. Bir nakliyat şirketinin aracı üzerinde yazan yazıyı okuyup ondan bir güzel şiir çıkaran şair; beklediği ama hiçbir zaman göremediği veya göremeyeceği ancak kafında tasarladığı sevgiliyi yanı başından hızlıca geçen bir araca, hiç tanımadığı ve ilişkiisinin bulunmadığı araca benzetmiş. Bir anlık bir şey; hızlıca gelip geçmiş. Beklenen, özlenen , tasarlanan en değerli sevgili de öyledir işte. .. Tanımazsın ama gelsin istersin. Gelse neler vermezsin ki... Bakın kendisi ne demiş Pia için: “Belki de o kadın aslında Pia. O hiç olmayan kadın. Aklımda kalanlar, imkânsız aşkların kadını. Yaşanmış aşklar kalmıyor. Bitiriyorsunuz karşılıklı. Hatırlanan, askıda kalmış aşklar. Ama Pia aşkı; yaşanmışlık olmadığı için, hiç bitmiyor. Herkesin böyle bir hikâyesi ve Pia'sı vardır. Pia'nızı bulmanız dileğiyle.”

                  PİA

Ne olur kim olduğunu bilsem Pia'nın.

Ellerini bir tutsam, ölsem;

Böyle uzak uzak seslenmese,

Ben bir şehre geldiğim vakit,

O başka bir şehre gitmese:

Otelleri bomboş bulmasam.

İçlenip buzlu bir kadeh gibi,

Buğulanıp buğulanıp durmasam.

Ne olur sabaha karşı rıhtımda,

Çocuklar Pia'yı görseler,

Bana haber salsalar bilsem.

İçimi büsbütün yıldız basar.

Bir hançer gibi çıkıp giderdim.

Ben bir şehre geldiğim vakit,

O başka bir şehre gitmese,

Singapur yolunda demeseler.

Bana bunu yapmasalar yorgunum.

Üstelik parasızım, pasaportsuzum.

Ne olur sabaha karşı rıhtımda,

Seslendiğini duysam Pia'nın:

Sırtında yoksul bir yağmurluk,

Çocuk gözleri büyük büyük;

Üşümüş, ürpermiş, soluk.

Ellerini tutabilsem Pia'nın,

Ölsem; eksiksiz ölürdüm.

                              Attila İlhan

Bir başka şiirnde de kadınlar için şöyle demiş:

“ne kadınlar sevdim zaten yoktular

yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

azıcık okşasam sanki çocuktular

bıraksam korkudan gözleri sislenir

ne kadınlar sevdim zaten yoktular

böyle bir sevmek görülmemişti.”

Demek ki şairimiz olmayanın, henüz yaşanmamış olanın peşinde, belki de olsun istemiyor, bitmesinden korkuyor. O aşkı hep yaşamak ve yaşatmak istiyor.  Ama gün geliyor, somut olana , gerçek olana dönüp adeta yalvarıyor. Nasıl mı ? İşte aşağıdaki şiirdeki gibi.. Hem de ne yalvarma...

ben sana mecburum bilemezsin

adını mıh gibi aklımda tutuyorum

büyüdükçe büyüyor gözlerin

ben sana mecburum bilemezsin

içimi seninle ısıtıyorum                                  Haftaya görüşmek üzere şiirce kalın!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Onur Genç - 2 ay önce
Cok guzel bir yazı olmus Yüksel Hocam emeginize saglik.
Avatar
Mustafa Batcı - 2 ay önce
Hiçbir kitapta hiçbir yazıda görmediğim okumadığım bir lezzetle, özgün akıcı bir yorumla ve ruhi bir sıcaklıkla işlemişsiniz Atila İlhan'ı kaleminize sağlık binlerce teşekkür efendim. Saygıyla