PANDEMİ VE SONRASI!


Kamil Uzunmehmet

Kamil Uzunmehmet

19 Mayıs 2020, 10:07

Türkiye pandemi sürecini gelen rakamların toplum üzerindeki olumlu etkisi ile atlatmak üzere. Mart ayı ortasında baş gösteren ve 11 Mayıs ta ilk olarak normalleşme adımlarının atılmaya başlandığı süreçte, toplum olarak bir nebze rahatlık yaşansa da artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı gerçeği de iyiden iyiye öne çıkmış durumda. Bu birinci aşama sonrası sırada ikinci ve üçüncü aşamalar devreye alınacak. Toplumda, virüs tehdidi azaldı, vakalar minimuma indi, artık bu işin sonuna gelindi gibi beklentilerin bir gerçeklik payı olmayacaktır!

1 Ocak 2021 ve sonrasında 4.Kademe serbestlik sonrası dahi bu ülkede vatandaşlar maske takacaklar , sosyal mesafe ve hijyen konusuna sonuna kadar dikkat edecekler…

AVM’ler ve berberlerle başlayan normalleşme farklı iş kollarındaki İş yerleri, kamusal alanlar, topluca gidilen sosyal alanlar, ibadet yerleri, toplu taşıma, eğlence sektörü, yiyecek içecek sektörü, turizm alanları gibi bir çok noktada önlemlerin hafifletilmesi ile devam edecektir.

Sağlık Bakanlığı bu süreçte de pandemi sırasındaki o yoğun ve etkili çalışmasını , normalleşme sürecinde de devam ettiriyor. Hazırladığı rehberle sektörlere nasıl normalleşecekleri konusunda yön göstermekte.

Bu da en az Covid-19 ile sağlık merkezlerindeki mücadele kadar önemli ve mesai istenen bir durum zaten…

Artık büyük toplantılar, seminerler, eğlence merkezlerindeki eğlence etkinlikleri, düğünler, fuarlar olmayacak. Online toplantılar, sanal fuarlar, sanal konserler toplumda yer bulacak, bulmaya da başladı bile. Koronavirüs, hemen hemen görüldüğü bütün ülkelerde bir çok alışkanlığı ve uygulamayı tersine çevirmiştir. Aşı bulunsa, dünya ülkelerinde tek tek insanlara uygulanmaya başlasa bile 1 yıl önceki halimize dönemeyeceğiz. Bir başka deyişle Türkiye ve dünyada artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu tedbirlerle yaşamaya uzun bir süre daha devam edeceğiz. Maskeyle yaşamaya, sosyal mesafeye dikkat etmeye, kalabalık ortamlara girmemeye, bazı işlerimizi online yapmaya, belki evden çalışmaya, toplu hareketlerden uzak durmaya devam edeceğiz.

Salgın bittiğinde, kuvvetle muhtemel uluslararası sistem dayanışma temelli vicdani yeniden bir inşa sürecine yönelecek. Sosyal güvenlik, sağlık, istihdam, çevre alanlarında bunun etkisi de görülecektir. Salgın sürecinde her ne kadar uluslararası sistemin aktörleri kendi içlerine kapansalar da, bu doğalarındaki bencillikten değil, ilk kez böyle bir küresel sorunla karşılaşmanın yarattığı refleksin sonucu olduğu muhakkak. Önümüzdeki süreçte kuşkusuz dünya üzerinde yer alan  ulus   devletler güçlenecek. Bu tür bir milliyetçilik etnik milliyetçilik gibi, dışlayıcı, bencil olmak yerine, gücünü ulusal çevreden alan, katkılarını uluslararası sisteme de yayacak şekilde bir güçlenme olacak gibi. Avrupa ülkeleri özellikle bu salgına hazırlıksız yakalanan İspanya, İtalya, Fransa ardından bir AB üyesi olmamasına rağmen Avrupa kıtasında olan İngiltere’nin AB fikri ve dayanışma ruhu sorgulanmakta ve daha uzunca bir süre sorgulanacak gibi. Böyle bir dönemde dayanışma gösterilmediği için üye ülkeler 'Bu birlik neden var?' diye ister istemez tavır almak durumunda kalmıştır.

Bu dönemin en önemli özelliklerinden biri, belki her şey çok radikal bir şekilde değişmeyecek ama günlük hayatın hızı yavaşlarken tarihin hızı ve kırılgan noktaları daha belirgin hale gelecek.

Türkiye’de bu dönemin başında dersine iyi çalışan, sınavını iyi veren bir ülke olarak Ulus devletlerin başını çekeceği, özellikle sağlık alanında bir rol model yönünde evrilecektir. Türkiye, salgınla mücadele ve önleme stratejisi idari anlamda tek merkezden aşağıya doğru kurgulanan, bu dinamik süreçte, alınan tedbirler hep salgının seyrine göre güncellenerek geldi. Burada Cumhurbaşkanımızın siyasi liderliği ve devlet başkanlığı koordinasyonunda Sağlık Bakanlığımız, Bilim Kurulumuz ve ilgili bütün bakanlıklarımız yoğun bir mesai içerisinde bu salgınla sonuna kadar mücadele verip,  sorumluluk ve hassasiyetle hareket ettiler.

Bu süreçte iyi ve doğru olanı söylediğimiz gibi,  eksik olan, yada yukarıdaki ivmeye ayak uyduramayan bir yerel yönetim işbirliği ve koordinasyon anlamında eksiklikleri de söyleyebilmeliyiz.

Ülke olarak, İlk yapmamız gereken şey, bütün enerjimizi, dikkatimizi, kaynaklarımızın büyük bölümünü eğitime ayırmak olmalı. Çevre konusunda duyarlılığımızı geliştirmeli, kirletici ve hantal sanayiden uzaklaşmalı, yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermeliyiz. Demokrasimizi, ülkenin her bir ferdinin düşüncelerine önem veren, kendisi ile ilgili kararlara katılma hakkı olduğu' gerçeğinden yola çıkarak, katılımcı bir noktaya taşımalı, iktidar kavgalarının, çıkar kavgalarının, gözü dönmüş rant hastalıklarının, kültürel içerikli çatışmaların, yaşam biçimlerinin ve inanç istismarlarının üzerine çıkan, geniş gönüllü bir siyasal sisteme kapı aralamalıyız. Devleti bireysel veya grupsal çıkarların rant paylaşım aracı olmaktan çıkarmalıyız. Adaleti her şeyin üzerinde tutarak, zulme geçit vermemeli, gelir dağılımındaki dengesizliği gidermeli, kayırmacılığı ortadan kaldırmalıyız. Unutmayalım, geleceğin insanı kafasında çiplerle dolaşan, bir merkeze bağlı makineleştirilmiş insan değil, nefsini, hırslarını, duygularını denetim altına alabilmiş, taleplerini sınırlayan, aklı önceleyen, herkesin yararını düşünen, geniş gönüllü ve bunlar yönünde istikametini sürdüren insan olmalıdır…

Bunu başardığımızda, bu pandemi illetinin nelere mal olduğunu bir az olsun unutup, insan olmanın ve doğa ile iç içe yaşamanın hazzını eminim ki daha iyi hissedeceğiz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.