Kalp Hastalığı Riskini Azaltmak Mümkün


Kalp ve damar hastalıkları erkeklerde 40’lı yaşlardan itibaren, kadınlarda ise daha çok menopoza girdikten yaklaşık 5-6 yıl sonra gelişiyor.


Kalp Hastalığı Riskini Azaltmak Mümkün

Kalp ve damar hastalıkları erkeklerde 40’lı yaşlardan itibaren, kadınlarda ise daha çok menopoza girdikten yaklaşık 5-6 yıl sonra gelişiyor. Kalp hastalığı riskinin yaş ilerledikçe arttığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Kalp ve damar hastalıklarıyla mücadelenin temelini, kardiyovasküler hastalık risk faktörlerinin tespiti ve risklere karşı önlem alınması oluşturuyor. Günümüzde kullanılan çeşitli skorlama yöntemleriyle kalp ve damar hastalıkları riskini öğrenmek ve alınacak bazı önlemlerle bu riski düşürmek mümkün” açıklamasında bulundu.


Türkiye’de tüm yaş grupları için değerlendirildiğinde her iki ölümden birinin kalp ve damar hastalıkları nedeniyle gerçekleştiğini, üstelik bu erken ölümlerin yüzde 80’inin önlenebilir nitelikte olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde kuşkusuz pek çok faktörün rolü var. Özellikle diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, tütün ürünleri kullanımı ve ileri yaş ana risk faktörleri arasında. Ayrıca erken yaşta kalp ve damar hastalık öyküsünün bulunması, fiziksel hareketsizlik, obeziteye yol açabilen sağlıksız beslenme gibi risk faktörleri de kalp-damar hastalıkları için önemli” dedi.

AİLE BİREYLERİNDEKİ KALP-DAMAR HASTALIKLARI RİSKİ ARTIRIYOR


ABD’de 20 yıldan uzun süredir takip edilen 49.255 erkek hastayla yapılan bir çalışmaya göre, aile risk faktörü olan ve olmayan hastalar karşılaştırıldığında, aile üyelerinde 50 yaş öncesi kalp ve damar hastalık öyküsü olan grupta, aile risk faktörü olmayan gruba kıyasla yüzde 50 oranında daha yüksek kalp ve damar hastalığı gelişme riskinin görüldüğünü dile getiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Aile bireyleri ne kadar erken yaşta kalp krizi, stent veya bypass öyküsüne sahipse hastanın riski de buna paralel olarak artıyor” diye konuştu.


Ailesel yüksek kolesterolün genetik olduğunu, belirgin yüksek kolesterol seviyelerinin izlendiği ve kalp krizi riskinin yüksek olduğu bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Alagiç, “Bu sorunu yaşayan kadınların yüzde 30’u 60 yaşına kadar; erkeklerin ise yüzde 50’si 50 yaşına kadar kalp krizi geçiriyor. Bir diğer yandan ailesel hiperlipidemisi olan kişilerde erken tanı ve tedavi ile koroner arter hastalığını yüzde 80 oranla azaltmak mümkün. Bu nedenle ileride kalp krizi geçirme riskini azaltmak adına olası risk faktörleri için koruyucu önlemlerin alınması önemli. Alınacak koruyucu önlemler hastanın risk faktörlerine ve sahip olduğu riske bağlı olarak değişiyor. Bu, sadece yaşam tarzı değişikliği olabilirken bazen de buna ek olarak ilaç başlamayı içerebiliyor” şeklinde konuştu.