Kanser artık  bir ‘Kader’ değil!


4 Şubat Kanser Günü dolayısıyla, kanser hastalığının teşhis ve tedavisinde sadece ülkemizde değil Dünya’da önemli bir merkez olan  Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü ile bir röportaj gerçekleştirdik.


Kanser artık  bir ‘Kader’ değil!

Kanser hastalığında artış ne kadardır? Kansere yakalanma yaş gurupları hakkında bilgi verir misiniz? Hastanenize gelen hasta sayısında artış gözlemliyor musunuz?

Kanser her geçen yıl daha çok sıklığı artan bir hastalık. Bir oran verecek olursak her 6 kişiden biri yaşamının herhangi bir döneminde kansere yakalanabiliyor. Dünyada 1 yılda 12 milyon yeni kanser tanısı konuyor. Bu kanser hastalarının 7 milyonu da 1 yılda maalesef kaybediliyor. Bu kadar sık görülen ve ciddi seyreden bir hastalık. Türkiye’de ise bir yılda yaklaşık 180 bin kişi kanser hastalığı tanısı alıyor, kanser hastalığı sıklığı her geçen yıl da artıyor. Bu durumda 2020 yılında dünyada 1 yılda Kanser artık  bir ‘Kader’ değil!yaklaşık 25 milyon kişinin kanser hastası olacağı tahmin ediliyor. Bu çok büyük bir sayı. İnsanların bilinçlendirilmesi ve farkındalığın arttırılması bu anlamda çok önemli. Aslında bunların büyük bir kısmına erken evrede tanı konabiliyor. Çok büyük bir kısmı ise tanı konmadan önlenebiliyor. Yaşam şartları ve çevresel faktörlerin düzeltilmesi ile kanserlerin 3’te 1’i hiç ortaya çıkmadan önlenebiliyor. Genetik faktörlere bağlı önleyemediğimiz bir kısım da var 3’te 1 oranında. Bunun dışında ideal şartlar sağlanabilse çevresel faktörlere bağlı kanserlerin 3’te 2’si önlenebilir. Farkındalığı arttırmak bu kadar önemli.

Hastanenizde kanser tedavi ve tanı anlamında ne gibi hizmetler veriyorsunuz? Onkoloji Merkeziniz hakkında bilgi verir misiniz?

Anadolu Sağlık Merkezi’nde onkoloji alanında multidisipliner tedavi yaklaşımını tek bir çatı altında uyguluyoruz. Merkezimizde, kanser tanı ve tedavisindeki en son gelişmeler yakından izleniyor. Hastanemizde; patoloji uzmanları, radyologlar, nükleer tıp uzmanları, medikal onkologlar, radyasyon onkologları, cerrahi birimler, dahili birimler ve uluslararası hastaların tıbbi koordinasyonlarını sağlayan hekimlerden oluşan tümör kurulları bulunuyor. Tedavi, bir plana karar verildiği ve hasta tarafından da kabul edildiği takdirde başlatılıyor. Genel Tümör Kurulu’nun dışında, kanser tanısı alan her hastanın tartışıldığı toplam 9 tümör kurulu var. Bu kurullar, bütün tedavi sürecinde hastanın tedaviye cevabını ve tıbbi takibini tartışmak için düzenli olarak toplanıyor, bir hastayla ilgili kararı tek bir doktor değil, ilgili olan tüm branşlar toplanıp birlikte, multidisipliner bir şekilde alıyor. Anadolu Sağlık Merkezi ayrıca Türkiye’de ve yakın coğrafyada Avrupa Kanser Enstitüleri Birliği (OECI) tarafından akredite edilmiş olan Türkiye’deki ilk ve tek hastane olmanın, yani kanser tanı ve tedavisinde sunulan hizmetin dünya standartlarında olduğunun OECI tarafından tescil edilmiş Kanser artık  bir ‘Kader’ değil!olmasının da gururunu yaşamaktadır.

Merkezinizde, kanser tanı ve tedavisindeki en son gelişmeler nelerdir?

Kanser ile ilgili olarak dünyadaki tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Hastanemizde tedavilerimizi son gelişmelere göre gerçekleştiriyoruz.

Kanser tedavisinde son yıllardaki en büyük gelişme immünoterapi. Hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi gelişmeleri çok iyi. Her gün yeni hedefler saptanıyor ve bunlara yönlendirilmiş moleküller sentezleniyor, bunlara yönelik tedaviler, ilaçlar geliştiriliyor. Bunlar en büyük gelişmeler ve güdümlü füzeler gibi direkt olarak tümöre kilitlenen ve onu yok eden ilaçlar. Son birkaç yıl içerisinde özellikle kişinin kendi hücrelerini kullanarak kanserle savaşma gücünü arttıran tedavilerde ciddi gelişmeler var ve birçok hastalıkta bunlar artık standart tedavi haline gelmeye başladı.

Bir başka gelişme de gen tedavisi. Kanseri ortaya çıkaran onkogen ortadan kaldırılabiliyor gen tedavileriyle.

Bir diğer gelişme de CTC gibi likid biyopsiler. Bu tetkikler sayesinde kanser bir yere yerleşip henüz kitle haline gelmeden kanda dolaşırken, çok küçük boyutlardayken saptanabiliyor. Bu işlemi biz de çok yapıyoruz. Bunun tespiti de önümüzü çok açıyor ve kanser kitlesine ulaşamasak bile dolaşan örneklerden aldığımız hücrelerle onun moleküler yapısına, hedeflerine ulaşabiliyor ve tedaviyi yönlendirebiliyoruz.

Son yıllarda kanser hastalığında kullanılan Robotik Cerrahi hakkında bilgiler verir misiniz?

Robotik cerrahi, birçok tıp alanında cerrahi işlemi kapalı olarak daha kolay yapılmasını sağlayan bilgisayar yardımlı bir sistemdir. Bu yöntemde cerrah bilgisayar destekli uzaktan kumandalı bir konsolda oturarak operasyonu üç boyutlu bir görüntüyle yapabilmektedir. En çok jinekoloji, üroloji ve göğüs cerrahisi kullanmakla birlikte, diğer cerrahi alanlarda da kullanımı artmaktadır. Hasta hastanede daha kısa süre yatar ve daha az komplikasyon yaşar. Kozmetik olarak daha başarılı sonuçlar elde edilebilir. Tek dezavantajı maliyetinin daha yüksek olmasıdır.

Kanser tanı sürecinde kullanılan görüntüleme merkeziniz hakkında bilgi verir misiniz?Kanser artık  bir ‘Kader’ değil!

Kanser tanısını koymada, evrelendirmede ve tedavi planlamada görüntüleme merkezi çok önemlidir. Günümüzün en son teknolojisine sahip gelişmiş cihazlarla donatılan radyoloji ve nükleer tıp görüntüleme cihazlarımız sayesinde tanı koymada ve girişimsel işlemlerde etkinliğimiz çok artmıştır. Hastanemizde en ileri özellikli manyetik rezonans, bilgisayarlı tomografi, PET-CT, anjiyografi, mamografi ve ultrason cihazları bulunmaktadır. Gelişmiş görüntüleme merkezimiz, kanser yönetiminde multidisipliner anlayışa çok ağırlıklı bir katkı sağlamaktadır.

Küba Aşısı olarak adlandırılan tedavi yönteminden bahseder misiniz?

Racotumomab etken maddeli “Küba aşısı”, Küba Moleküler İmmünoloji Merkezi ve Arjantin Buenos Aires Üniversitesi ile ortaklaşa olarak 2013 yılında Küba’da Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanserleri için geliştirilen bir aşıdır. 2008 yılında başlayan laboratuvar çalışmaları, Küba’nın yanında Arjantin, Brezilya, Singapur ve Malezya’nın da katıldığı çokuluslu klinik çalışmalarla devam etmiş ve yaşam süresini uzattığı görülmüştür.

Bu aşı, tüm akciğer kanserlerinin %85’ini oluşturan “Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri” ileri evre hastalarında kullanılıyor. Küba ve Arjantin’de bu aşı, akciğer kanseri dışında, meme kanseri ve “glioblastoma” denilen beyin tümörünün tedavisinde de kullanılıyor. Türkiye’de de bu aşı uygun kriterleri taşıyan, “İleri Evre Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri” olan hastalara uygulanıyor.

Aşı direkt olarak tümöre saldırmıyor. Tümörün ürettiği ve kanda dolaşan “epidermal büyüme faktörü” adlı proteini hedef alıyor. Bu protein hücrelere büyümesini ve bölünmesini söylüyor. Aşı işte bu proteinin kanser hücresine yapışmasını engelliyor. Küba’daki aşı tedavileri önleyici bir aşı değil, var olan tümörlerin büyümesini ve metastaz oluşmasını engelliyor. Aşının cilt altındaki uygulama yerinde dahi herhangi bir yan etki görülmüyor.

Kanser artık  bir ‘Kader’ değil!