Selçuklu’dan Türkiye Cumhuriyetine Vakıf Medeniyeti ve Canik Dağları'nda Bir Vakıf


İsmail Kahraman

İsmail Kahraman

07 Eylül 2020, 09:31

Türk İslam tarihinde vakıf Kültürü çok önemlidir. Vakıflar ve vakıf malları kutsal görülmüş ve  korunmuş, vakıf mallarına el uzatıp tecavüz edenlerin ocaklarının döneceğine inanılır.

Türkiye Devleti'nin temel kuruluşlarından olan Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün logosunda   1048 tarihi yazılmakta. Türkler ilk vakfı, Malazgirt  Zaferi'nden yıllar önce 1048 yılında  Selçuklular tarafından  Erzurum Pasinler'de  kurulmuş. Türkiye Devleti Vakıflar Genel Mğdürlüğü logosuna 1048 yılını yazarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kuruluş tarihini 1048 olarak kabul etmiş.

Canik Dağları'nda 609 yıllık örnek bir vakıf

Değerli arkadaşım Erdoğan Erdoğdu'nun Tokat-Ordu arasında, Canik Dağları zirvesinde, Reşadiye taylarında 609 yıl önce kurulan Esleme Hatun Vakfı ile ilgili paylaşımını sizlerle payaşıyorum.

TOKAT VE ORDU BÖLGESİNDE KURULAN EN ESKİ VAKIFLARDAN CİMİ DEDE - CİMİTEKKE VAKFI VE VAKFIN BAĞIŞÇISI ESLEME HATUN VE VAKFİYESİ

Tokat ve Ordu tarihine ışık tutan Cimitekke Vakfı, vakıf belgesi ve Cimi Dede Türbesini yerinde görmek ve saha araştırmasını sürdürmek üzere Cimitekke Belediye Başkanı Kaya Gül’ün Misafiri olarak Cimitekke’deyiz. Organizasyona, araştırmacı yazar Erdoğan Erdoğdu öncülüğünde, bölge hakkında değerli araştırmalar ve çalışmalar yapan Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Necati Demir Hoca'nın ilmi başkanlığında ve Devri-Alem Belgesel Yapımcısı İsmail Kahraman, Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cemal İncesoyluer, Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı vekili Cahit Açıkkapı, Tokat Vakfı Başkanı Salih Tanrıverdi, Gazeteci İsmail Avşar ve Emiroğulları Beyliği Proje Koordinatörü Muzaffer Günay ile birlikte tarih konusunda uzman birbirinden değerli isimler katıldı.

Saha araştırmasında Tokat ve Ordu bölgesinde kurulan erken dönem Anadolu Beylikleri'nden Emiroğulları Beyliği'nin en önemli devlet adamı Süleyman Beyin Kızı Esleme Hatun tarafından kurulan Cimi Dede Tekke Vakfı, Cimidede Türbesi, ve çevresinde inceleme araştırma yapıldı.

Tokat Reşadiye'de Cimitekke Belde Belediyesi sınırları içinde yer alan Ordu ve Giresun  bölgesinin Fatih’i  Emiroğlu Süleyman Bey'in Kızı Esleme Hatun tarafından 1411 tarihinde kendi gelirlerinden bağışta bulunduğu Cimi Tekke Vakfı'nın korunup gelecek kuşaklara aktarılması için önemli çalışmalar yaptıklarına dikkat çeken Belediye Başkanı Kaya Gül, vakfın 609 yıl önce kurulduğunu, bölge tarihinin geçmişini yansıttığını açıklayarak ''Bu vakıf ve tekke bölgemizin tarihi geçmişini göstermekte'' diye konuştu.

Yapılan çalışmalar Devri-Alem Belgesel Yapımcısı İsmail Kahraman tarafından bir belgesel yapılmak üzere kayıt altına alındı. Hacı Emiroğlu Beyliği belgeselinin çekim çalışmalarına Tokat-Reşadiye Cimi Tekke Beldesi'nde Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Necati Demir başkanlığında devam etti. Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Necati Demir saha çalışması ve bölge hakkında bilgi verdi: Hacıemiroğulları İle Taceddinoğulları İskefsir Savaşı Cimitekke'de Tomağın Mezarlığı denilen yerde yapıldı. Hacı Emiroğlu Beyliği ile Taceddinoğlu Beyliği arasında 1386 yılında gerçekleşen savaş; Tokat, Ordu, Reşadiye ve bölgenin tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Söz konusu savaş, Reşadiye/İskefsir sınırlarında Ulu Yol üzerinde, Cimitekke Kasabası ile Cimban Yaylası arasında yaylaya giden yol üzerinde bulunan ve bugün halk arasında Tomağın Mezarlığı diye anılan çok eski ve büyük mezarlığın olduğu bölgede gerçekleşmiştir.

Hacıemiroğlu Beyliği'nin Beyi Süleyman Bey, Taceddinoğlu Beyliği’nin Beyi Taceddin Çelebi’yi dar bir yerde ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Öyle ki Taceddin Çelebi bir kısım askeri ile birlikte savaş meydanında kalmıştı (Ekim 1386). Süleyman Bey'in bu zaferi Taceddinoğlu beyliği için pek ağır bir darbe olmuştur. Bu savaştan sonra (Ekim 1386) İskefsir/Reşadiye Hacıemiroğlu Beyliği'nin sınırlarına dahil olmuştur. 1386 yılında İskefsir – Reşadiye Hacıemiroğlu Beyliğinin sınırlarına dahil olduktan sonra Hacı Emir Bey’in oğlu Süleyman Bey’in kızı “Esleme Hatun” (Selime Hatun) kendi adıyla bir vakıf kurmuş ve bu vakfın gelirlerini İskefsir’deki (Reşadiye) “Cimi Dede” zaviyesine vakfetmiştir.

*

Tokat ve Ordu bölgesinde kurulan erken dönem Anadolu Beyliklerinden Emiroğulları Beyliği'nin en önemli devlet adamı Süleyman Beyin Kızı Esleme Hatun tarafından kurulan Cimi Dede Tekke Vakfı ile ilgili uzun süredir araştırma yapan ve bize bilgiler veren araştırmacı yazar Erdoğan Erdoğdu bölge ile ilgili saha araştırmaları yapmak için organizasyon düzenlediklerini ve araştırmaların devam edeceğini söyledi. Erdoğan Erdoğdu Cimi Dede ve Cimitekke vakfı ve bölge hakkında bilgi verdi.

Hacı Emir Bey’in oğlu Süleyman Bey’in kızı “Esleme Hatun” (Selime Hatun) kendi adıyla bir vakıf kurmuş ve bu vakfın gelirlerini İskefsir’deki (Reşadiye) “Cimi Dede” zaviyesine vakfetmiştir. “Esleme Hatun” (Selime Hatun) kendi adıyla kurduğu vakfın tarihi Hicri 814 yılının Recep ayı başlarında, Miladi 1411 yılının ekim ayıdır.

Vakıf kayıtlarına göre Cimi Dede Zaviyesi/Tekkesi, 1411 yılından önce kurulmuştur. Vakfiyenin yazıldığı tarihte Cimi Dede’nin ve oğlu Şeyh Ali’nin hayatta olmadığı bu Tekkede metfun olduğu belirtilmektedir ve burada Cimi Dedenin adı ile (Cimitekke) bir tekke ve köy zaten mevcuttur. İskefsir/Reşadiye’nin Hacıemiroğulları Beyliği’ne geçmesiyle birlikte Hacıemiroğulları Beyliği’nin hükümdarı Emir Süleyman Bey’in kızı Esleme Hatun, Cimi Dede Zaviyesi/Tekkesi’ne İskefsir/Reşadiye’ye bağlı iki köyün gelirlerini bağışlamıştır.

CİMİ DEDE: Kutbil Aktab velevtud, telkin ve irşad sahibi Şeyh Cimi ve tevnid ehlinin rehberi, birlik ashabının özü, ilahi sırları toplayan, lahuti letaif taşıyan “Şeyh Ali bin kutbü’l-meşayeh Cimi şeklinde Cimi Dede’nin manevi makamlarından bahsedilmektedir.

ESLEME HATUN: Vakfiyenin giriş bölümünde Esleme Hatun’un kimliği ve kişiliği hakkında bilgi vermektedir. “…Bundan sonra hayat ve hasenat sahibi, sadaka ve meberrata rağbet gösteren hatunların tacı, muhadderatın çelengi, zamanın Hazret-i Ayşesi, devrinin Hazret-i Fatması, hayır ve bereket kapılarını açan, zatı yüce, sıfatları kerim Esleme Hatun ki, vaktin emiri, büyük, şanıl, zülum ve tuğyanı gökleyen, fısk ve isyanı men’ eden Süleyman Bey’in kızıdır.

Anadolu Beylikleri'nin beylerinin eşleri, kızları yani hanedanın kadın üyeleri vakıflar kurmuşlar, var olan vakıfları ihya etmişler bağışta bulunmuşlardır. Yani toplumun ihtiyacı olanı yapmayı kendilerine vazife saymış ve bu amaç doğrultusunda en önemli hayır kurumlarını açmıştır. Sadece saray hanımefendileri değil, saray dışındaki saygın hanımefendiler de bu amaç uğruna birçok yararlı iş yapmıştır. Hayırseverlikleriyle ve kurdukları vakıflarla hayatın merkezinde olan hanımefendiler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde otuz bin vakıftan iki bin üç yüz kadarının yönetiminde söz sahibi olmuşlardır.

Esleme Hatun, Hacıemiroğulları Beyliği’nin hükümdarı Emir Süleyman Bey’in kızıdır. Kendi mülkü olan Taşlısekü ve bitişiğindeki Ermeni köylerinin gelirlerini, Ulu Yol üzerinde Kuzey-güney hattında, Ordu-Ulubey-Gölköy-Mesudiye-Reşadiye ve batı-doğu hattında Niksar-Başçiftlik-Reşadiye-Koyulhisar yolunda Ulu yolu kullanan ayende ve revendeye hizmet için vakfetmiştir (VGMA, VD 624: 419/394).  1530 tarihli Muhasebe Defteri’ne göre Taşlısekü’den 350, Ermeni köyünden 545 olmak üzere toplam 895 akça gelir elde edilmektedir (Tapu Tahrir 387: 597, 604).

Ordu- Tokat yöresine ait en eski yazılı belge olan vakfiye. Hicri 814 yılının Recep ayı (Miladi 1411 yılının Ekim ayı) VGMA 624 numaralı vakfiye defterinin 419 sayfasında şöyle kaydedilmiştir:

 “…Bundan sonra hayat ve hasenat sahibi, sadaka ve meberrata rağbet gösteren hatunların tacı, muhadderatın çelengi, zamanın Hazret-i Ayşesi, devrinin Hazret-i Fatması, hayır ve bereket kapılarını açan, zatı yüce, sıfatları kerim Esleme Hatun ki, vaktin emiri, büyük, şanıl, zülum ve tuğyanı gökleyen, fısk ve isyanı men’ eden Süleyman Bey’in kızıdır. O da değerli Emir, Haremeyn hacısı Hacı Emir Bey’in oğludur. O da Bayram kadısı Mübarüziddin’in oğludur. Meclis-i şer-i şerife mahfel-i tarikat-i münife hazır olarak bütün tasarrufatının sahih, teberrüatının nafız olduğu bir sıhhat halinde iken açık niyyet ve temiz maksatla Allah’ın rızasını dileyerek kalb-i selimden başka oğlu ve malın asla fayda vermediği kıyamet gününde azaptan kaçınmak için sahih malları, sarih hakları sırasında dizilip işbu vakfiyenin kendisinden süduruna kadar elinde olan mülkünü vakfetmiştir ki o da şudur:

Burada ise Cimitekke Vakfına bağışlanan köyler ve onların gelirleri hakkında bilgi verilmektedir.

“Bayramlu Kazası’na tabi İskefsir Nahiyesi’nde vaki birbirine bitişik iki köyün tamamı ki bunlardan birine Ermeni Köyü, diğerine Taşlıseki denir. Hudutları, şark tarafından Kotanı Köyü, Taşlıktepe ile şimalen Kürtler Köyü ve Çalıbaşı ile. Garp tarafından Gelyeme Köyü, Tombalakbaşı ile, kıble tarafından Meğdün Köyü ile çevrilmiştir. İşbu köyler bütün hudut ve menafi’iyle dahil ve hariç yol ve levahikiyle, pınar ve dereleriyle, yemiş veren, vermeyen ağaçlarıyla, zikrolunsun, olunmasın, söylensin, söylenmesin, tayin olunsun olunması bütün tevabiiyle mezkur İskefsir Nahiyesi’ne bulunan “Cimi” diye meşhur olan köyde vaki zaviyenin mesalihine vakıftır. İşbu karyede tevnid ehlinin rehberi, birlik ashabının özü, ilahi sırları toplayan, lahuti letaif taşıyan “Şeyh Ali bin kutbü’l-meşayeh Cimi” burada medfundur.

İşbu iki köyün geliri mütevelli eliyle toplanır, şer’in iktizası üzerine ihtiyaç görülürse vakfın imaretine harcandıktan sonra beşte biri mütevelliye sarfolunur. Beşte dördü de mezkur zaviyede şeyh olana verilir. O da oraya inen misafirlerin, oraya uğrayan gariplerin yemeğine münasip şekilde sarfeder. Tevliyeti evvela sağ oldukça kendisine şart eylemiştir. Sonra merhum şeyh Ali’nin erkek evladına, evladının evladına nesilden nesile, batından batına geçmek üzere en Salih olanına nesil devam ettikçe şart eylemiştir. Erkek evladının inkırazından sonra yine nesilden nesile, asıldan fer’a geçmek üzere kız tarafından olan evladına, evladının evladına meşrut kılmıştır. Allah göstermesin, onlar da inkıraz bulursa onlardan tek bir kişi kalmazsa o takdirde mezbur mahalde kadı olan kimse mütevelli olur.”

Ayrıca, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde 582 numaralı vakfiye defterinin 117. sahife ve 78. sırasında kayıtlı Esleme Hatun vakfına ait hicri 814 tarihli Arapça vakfiye bu konuda bize çok önemli ipuçları vermektedir. Aşağıda bu vakfiyenin ayet, hadis ve dua cümleleri hariç tercümesinin özeti verilmiştir. (Tercümeyi yapanlar Ali Sami Yücesoy, A. Refik Şallı. Vakıflar Genel Müdürlüğü Mütercimleri. Tercüme tarihi: 18.09.1939 )

Hacı Emir İbrahim Bey oğlu Süleyman Bey’in kızı Esleme Hatun'un, doğu tarafından Kotanıköyü ve Taşlıkdepe ve kuzey tarafından Kürtler köyü ve Çalbaşı, batı tarafından Gelyeme köyü ve Tombalakbaşı ve güney tarafından Meğdün ile sınırlı Bayramlu Kazası'nın İskefsir Nahiyesi'ne bağlı Ermeni ve Taşlusekü köylerinin bütün hudud ve menafiiyle dahil ve hariç yol ve levahıkıyla pınar ve dereleriyle yemiş veren vermeyen ağaçlarıyla, söylensin söylenmesin bu iki köye ait olan bütün şeylerle birlikte, İskefsir nahiyesinin Cimi köyündeki Kutbil Aktab velevtud, telkin ve irşad sahibi Şeyh Cimi ve oğlu Şeyh Ali’nin medfun bulunduğu ve Cimi diye bilinen köydeki zaviyeye, gelirlerinin mütevelli eliyle toplanıp öncelikle vakfın tüm ihtiyaçları karşılandıktan sonra kalan beşte birinin mütevelliye, beşte dördünün ise zayiyeye gelen yolcu ve gariblerin yedirilib içirilmesine sarf edilmek üzere ve vakfın mütevelliliğinin kendisi sağ olduğu sürece kendisine ait olması, kendinden sonra ise erkek evladına, ondan sonra nesiller boyunca soyundan gelecek erkek evladlarının en salihine, erkek evladından soyu tükenirse kız evladının soyundan gelen erkek evladına, şayet soyu o taraftan da kesilirse o mahallin kadısı olan kişiye ait olması şartıyla hicri 814 yılının Receb ayının başlarında Allah rıza içün vakfettiği… yazılıdır.

Vakfın yazıldığı tarihte Cimi Dede’nin ve oğlu Şeyh Ali’nin hayatta olmadığı belirtilmektedir. Cimi Dede’nin Anadolu’ya gelen diğer dervişler gibi Horasan’dan gelen bir derviş olduğu ve İskefsir’de kendi adını taşıyan köyü kurduğu da belgelerden anlaşılmaktadır.

Cimi Dede Zaviyesinin Kuruluşu yılı 1411’den öncedir.

Bugün Reşadiye’ye bağlı Cimitekke Kasabası'ndadır ve kasaba bu adı taşır. Ulu Yol üzerinde Kuzey-güney hattında, Ordu-Ulubey-Gölköy-Mesudiye-Reşadiye ve batı-doğu hattında Niksar-Başçiftlik-Reşadiye-Koyulhisar yolunda Ayende ve Revendeye hizmet etmiştir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.