Şimdi ne olacak?


Samet Kahraman

Samet Kahraman

21 Mart 2020, 10:44

Görüştüğüm, konuştuğum birçok kişinin kafasında tek bir soru olduğunu görebiliyorum; “Şimdi ne olacak?”

Aslında bu sorunun daha geniş bir yelpazesi var.

İnsanlar yarınını göremeyecek bir psikolojiye geldi.

Adına korona denilen bir virüs, onlarca ton atom bombasından daha fazla bir etki oluşturdu.

Ekonomi son 40 yılın en büyük kaybını yaşadı.

Dünya çöküşe geçti.

Ve insanlar haklı sebeplerden dolayı yarınları ile ilgili endişe içerisinde… Yapılan araştırmalara göre ülkemizin yüzde 45’i bu virüsün birkaç ay sonra yok olacağına inanıyor. Ama büyük bir kitle de, ‘virüs sonrası’ ekonomi için oldukça endişeli.

Konunun en yetkilileri ciddi tedbirlerle birlikte, halkı paniğe sürükleyecek açıklamalar yapmaktan kaçınıyorlar. İnsanları panik yerine tedbir almaya davet ediyorlar. Panik yapmış, endişeli bir toplumu yönetmek oldukça zordur.

Fakat, daha en başından itibaren Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca başta olmak üzere yetkililer bu krizi oldukça iyi yönetti, yönetiyor. Bir kriz ancak bu kadar doğru şekilde yönetilebilirdi. İşte, bu nitelikli yönetimin sonucu olarak da bu tehlikeli virüs uzun bir süre ülkemizden uzak kaldı. Ama küresel bir sorundan ancak bu kadar uzak kalınabilirdi.

10 Mart’ta resmi olarak ülkemizdeki ilk tanı konuldu.

Ardından yasak üzerine yasaklarla bu virüsün yayılmasını önlemek için adımlar atıldı. Alınan her kararı yetersiz olduğu kadar oldukça anlamlı da bulunuyorum. Devletimiz böyle bir kriz anında ne yapması gerektiğini oldukça iyi biliyormuş… Bunu bize gösterdi. Bu anlamda Sağlık Bakanımız başta olmak üzere gecesini gündüzüne katarak çalışmalarını ortaya koyan tüm ekibe özel bir teşekkür etmekten de kaçınmamak gerekiyor.

Bu teşekkürü ederken, insanlara da ‘şimdi ne olacak’ diye endişeli bir sorunun cevabını aramak yerine ‘ne yapmamız gerekiyor’ sorunun cevabını bulmasını öneriyorum.

Herkes bu virüsten nasıl korunmamız gerektiğini zaten ifade ediyor. Uzmanlar bu konuda sık sık uyarılar yapıyor.

Ben “ne yapmamız gerekiyor” sorusunun cevabını bununla kısıtlamayacağım.

Birinci kural; İyi niyetli insanların olduğu kadar kötü niyetli olanlarda var. Sosyal medyada kaynağı belli olmayan yalan haberleri yayan, hatta gazete kupürlerine montaj yapıp yalanlarına inandırıcılık katmaya çalışan alçak ve namussuz insanlar var. Bu insanların amacı sizi panikletmek. Bunu yapanlar açıkça söylüyorum ki, “sosyal medya teröristi”

O nedenle sosyal medyadan gördüğünüz bilgilere, whatsaaptan size atılan videolara inanmayın. Algınızı ve psikolojinizi başkalarının yönetmesine izin vermeyin.

İkinci kural; Sağlık Bakanlığı’nın resmi hesaplarını takip edin. Oranın haricinde yapılan hiçbir bilgiye inanmayın. Emin olun ki, bakanlık süreci olması gerektiği kadar şeffaf bir şekilde yönetiyor. Vatandaşları da bilmesi gerektiği kadar bilgilendiriyor.

Üçüncü kural; Psikoloji sağlığınızı korumak çok önemli. Sağlık Bakanlığı’nın ve devletimizin önerilerine, kurallarına uyun. Sonrasında da rahat olun. Panik yapmayın, tedbir alın.

Dördüncü kural; Karantina kurallarına özel gösterin. Öyle karantinadan kaçmaya falan çalışmayın. Bilinçli değilseniz de biraz akıllı olun. Cahilliğiniz ile bir milleti tehlikeye atmayın. Kendinizi düşünmüyorsanız da, çevrenizdekileri ve insanlığı düşünün. Evinizde ya da karantina olarak sizin için hazırlanan bölgelerden ayrılmaya çalışmayın.

Bunlar sizlerin yapması gerekenler…

Peki ya devletimiz?

Devletimiz şuanda üstüne düşen görevlerin birçoğunu yerine getiriyor.

Bu virüs yayılmaya başladığı günden itibaren Küba, Amerika ve Almanya başta olmak üzere bazı ülkeler ve ülkelerdeki ilaç firmaları tedavi için aşı geliştirme çalışmalarının başladığını duyurdu.

Peki, bizim ülke olarak böyle bir girişimimiz var mı?

Gözümden kaçırmış olabilirim. Gerçekten bu alanda bir çalışma yapıyor muyuz?

Eğer, bu sorunun cevabı ‘evet’ ise buna oldukça mutlu olurum.

Ama ‘hayır’ ise de üzülürüm.

Bu millet oldukça değerli isimler yetiştirdi. Halen dünyanın dört bir yanında bilimsel çalışmalar yapan önemli bilim adamlarımız var.

Eğer, bu alanda bir çalışma yapılmıyor ise konunun ilgilileri bir girişim başlatmalı.

Daha da ileriye gidiyorum.

Bu alanla ilgili çalışan bilim insanlarına “seferberlik çağrısı” yapılmalı. Gebze TÜBİTAK gibi, Bilişim Vadisi gibi yerlerde kurulacak alanlarla çalışmalar hemen başlatılmalı. Ya da hazır bir alan var ise vakit kaybetmeden değerlendirilmeli.

Bildiğiniz gibi Erzurum Valisi Okay Memiş, umreden gelen Erzurumlu vatandaşların karantinaya yakalanmamak için özel bir otobüs firmasını kiralayarak kaçak olarak Erzurum’a gitmeye çalıştığını ancak Çorum’da yakaladıklarıyla hakkında verdiği bilgilerin haberi ulusal medyada yer almıştı.

Diyeceğim şu ki, dünya korona virüs ile ilgili aşı ararken biz karantinadan kaçan umre ziyaretçisi mi arayacağız?

***************

Konu korona olunca, sayfalarca yazı yazabilirsiniz. Küresel bir sorun olan bu virüsle ilgili en başından itibaren birçok komplo teorisi de ortaya atıldı. Virüsün insan eliyle mutasyona uğratıldığından, biyolojik bir savaş olduğuna kadar birçok yorum yapıldı.

Bu teorilerden bazılarını ‘mantıklı’ buluyorum. Fakat buna tam anlamıyla da kapılmamak, takıntı haline getirmemek gerekiyor.

Zamanın gerçekleri ortaya çıkartmak gibi bir huyu vardır.

Hatırlar mısınız?

Domuz Gribi diye bir salgın vardı. İnsanlar aynı panik havasında ne yapacağını bilemez duruma gelmişti.

Medya yine korku pompalamış, bizim ülkemizin de yaptığı gibi birçok ülke yüz milyonlarca dolarlık aşı ithal etmişti...

Sonra hepsi elimizde patladı.

Söyleyeceklerim bu kadar!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.