Babacan İş Dünyasıyla Buluştu
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Kocaeli İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde Gebze’de sanayici ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi.

Gebze’deki bir otelde gerçekleşen buluşmaya DEVA Partisi’nin genel başkan yardımcıları, DEVA Partisi Kocaeli İl Başkanı Semih Taşveren, CHP Kocaeli İl Başkanı Bülent Sarı, İYİ Parti Kocaeli il Başkanı Nusret Acur, Saadet Partisi Kocaeli İl Başkanı Zafer Mutlu, siyasi partilerin ilçe başkanları, CHP Kocaeli Milletvekili Adayı Nail Çiler, STK temsilcileri ve iş insanları katılım sağladı.
EKONOMİDE BAŞARININ GÜVEN KAZANMAKTAN GEÇTİĞİNİ VURGULADI
Seçim çalışmalarını sürdüren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Kocaeli İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde Gebze’de sanayici ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada ekonomi vizyonunu anlatan Babacan, ekonomide başarının güven kazanmaktan geçtiğini vurguladı. Hukuk, eğitim, istihdam politikalarına değinen Babacan, Avrupa Birliği’yle müzakereleri canlandırma sinyali verdi.
“TÜRKİYE ORTA GELİR TUZAĞINA DÜŞECEK’ DEMİŞTİM. MAALESEF OLDU”
Babacan sanayi ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada; “Türkiye temel hak ve özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne tam bağlı bir ülke haline gelmeden yüksek bir refaha ve gelir seviyesine ulaşmamız asla mümkün olmayacak. Olmadı, olmayacak. Türkiye 2013’te orta gelirli ülkelerden çıkıp yüksek gelirli ülkeler grubuna girmek üzereydi. 12 bin 500 dolarlık milli gelire ulaşmıştık. ‘Eğitimde ve hukukta gereğini yapmazsak Türkiye orta gelir tuzağına düşecek’ demiştim. Maalesef oldu.
“BİZ BÖYLE BİR TÜRKİYE İSTEMİYORUZ”
Şeffaflık yoksa, adil rekabet yoksa, fırsat eşitliği yoksa; kötü malı ve hizmeti pahalıya üreten, devletle iş yapıyor. Para kazanıyor. Hakkıyla, alnının ve aklının teriyle çalışanlar sistem dışı kalıyor. Herkese açık, rekabetle, fırsat eşitliğiyle çalışan bir iş dünyası ancak Türkiye’yi kalkındıracak. Aksi halde bir avuç insan servetine servet katıyor. Biz böyle bir Türkiye istemiyoruz. Alın terinin, bilek gücünün, akıl terinin değerini bulduğu bir ülke inşa etmek istiyoruz.
“BÜTÜN ÇALIŞAN NÜFUSUMUZUN EĞİTİM SEVİYESİNİ ARTIRMAMIZ GEREKİYOR”
Eğitim ve istihdam iç içedir. Türkiye’de insanların örgün eğitim sisteminde kaldığı süre çok kısa. 2013’te 6 buçuk yıldı, şimdi 8 yılda yaklaştı. Çalışan nüfusumuzun ortalaması daha yeni orta okul mezunu oldu. Bütün çalışan nüfusumuzun eğitim seviyesini artırmamız gerekiyor. Gençlerin 14 yaşından itibaren çalışma hayatıyla buluşması gerekiyor. Çalışan nüfusumuzun hızlı değişen dünyaya adapte olabilmesi için ‘hayat boyu öğrenim’ sistemini mutlaka Türkiye’de kurmamız gerekiyor. Hangi yaşta olursa olsun, insanların bilgi ve becerilerini güncelleyebileceği bir eğitim mekanizmasının kapısı her zaman açık durmalı. Bunların hepsini hazırladık.
GÜVEN NASIL KAZANILIR?
Güven ortamını sağlamadığınızda ekonomide başarı mümkün değil. Güven nasıl kazanılır? Bir; konuşunca doğruyu söyleyeceksin. İki; söz verince tutacaksın. Üç; emaneti gözün gibi koruyacaksın. Dört; devlet yönetiyorsan daima adaletle hareket edeceksin. Beş; ehliyetli, liyakatli kadrolarla çalışacaksın. Altı; istişareyi bırakmayacaksın. Yedi; şeffaf olacaksın. Sekiz; her zaman hesap vermeye hazır olacaksın.
“TÜRKİYE İLE AB STANDARTLARI ARASINDAKİ FARKI KAPATMAK İÇİN”
Türkiye’nin her alanda yüksek standartlara ulaşmasının en önemli ve kestirme yolu Avrupa Birliği (AB) müzakere sürecinden geçiyor. AB’nin 33 fasıllık bir müktesebatı var. Her alanda standartlar var. Tamamı, ‘önce insan’ diyor. Türkiye olarak AB’nin yüksek standartlarına ulaşmak için de 33 alanda birden Türkiye ile AB standartları arasındaki farkı kapatmak için özel bir gayret içerisinde olacağız. Bu, müzakere sürecinin tekrar canlandırılmasıyla da mümkün ama müzakere süreci olsun ya da olmasın Türkiye’nin kendi iradesiyle de yapılması mümkün.
“BU ÜLKENİN KAYNAKLARI AYAĞA KALKMAK İÇİN YETER”
Onların standartlarına nasıl ulaşacağımızı illa onlarla konuşmak zorunda değiliz. Konuşabiliriz, faydalı olur ama standartları biliyoruz. Aradaki farkı nasıl kapatacağız? AB müzakeresi dediğimiz şey bu. Ben ilk baş müzakereciydim. 33 faslın taramasını yaptık. 10 tane faslı müzakere açtık, 1 tane faslın müzakeresini tamamladık. Her adımda AB üyesi ülkelerin yüzde 100 mutabakatıyla ilerledik. 3 yılda 11 kere Türkiye oylaması yapıldı. 11’inde de tam bir mutabakatla Türkiye için ‘Evet’ diye diye ilerledik. Bunu yaptık. İnşallah yine yaparız. Türkiye, siyasi istikrarsızlıklarla mücadele eden, akıldan bilimden uzak bir şekilde yönetilen, demokrasinin rafa kalktığı bir ülke iken yapamayız. ‘Türkiye yük olacak’ hissi varken yapamayız. Kimseye ihtiyacımız yok, kendi yükümüzü kendimiz taşırız. Bu ülkenin kaynakları ayağa kalkmak için yeter. Ama yeter ki kendi demokrasimize, kendi ekonomimize sahip çıkalım.” İfadelerini kullandı.