Malkoç; ''Kadınlarımız artık güçlerinin farkındalar''

1985 doğumlu, Tokatlı bir ailenin kızı ve Eski milli boksör olan, milli takım formasıyla Türkiye-Avrupa şampiyonlukları kazanan ve şuan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığına bağlı Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürü Nagehan Malkoç ile sporculuk kariyerini, spor eğitmeni, spor yöneticiliği kariyerini ve hayata geçirdiği projeleri konuştuk.

15 Şubat 2021 Pazartesi 16:07

Kadınlara her zaman önem verip, yürüttüğü çalışmalarda kadınların gelişmesini hedef koyan Malkoç, 13 yıl üst üste Türkiye Şampiyonu olarak rakipsizliğini ispatlamasının ardından başladığı spor yöneticiliği kariyerinde hayata geçirdiği 'Evden Okula Haydi Anneler Spora Projesi' ve 'Anne Şehir Projesi'nin nasıl hayat bulduğunu anlatarak, bu projelerin devamı olan ve pilot üssü Gebze olan 'Kocaeli Ailem Projesi'nin müjdesini verdi.

Sporcu kimliğiniz, spor yöneticiliğiniz ile Kocaeli'de yakından tanınan birisiniz. Aktif spor hayatına nasıl başladınız?

Okul hayatımda bütün görevlerde aktif rol almam, bütün yaşıtlarımdan güçlü olmam,   taşınacakları taşıyor olmam gibi bir çok şeyde önder olmamdan kaynaklanan sebeplerden dolayı, şuan bilimden öğrendiğimiz tarafıyla spora yeteneğim varmış. Bunu öğretmenim sayesinde keşfetmiş olduk. Dolayısı ile birçok branşı denedim, voleybol gibi atletizim gibi sporları deneye deneye birçok branşın tadına bakmış oldum. Sonrasında gücümü keşfettikten sonra antrenörlerimin yönlendirmesi ile aktif spor hayatım başlamış oldu.

 Bir kadın sporcu olarak, erkek sporu olarak bilinen boksu seçmenizde sebep neydi? Keşke başka bir spor yapsaydım dediğiniz oldu mu?

Spor hayatımla birlikte hedef koymaya başladım, etrafımdaki insanların yönlendirmesi ile en önemlisi ailemin beni yönlendirmesiydi. Aktif spor yapan önümde roller verdı, amcam iyi bir güreşçiydi. İlimizde örnek alacağımız bir kadın sporcu yoktu, belkide bizim dönemimizde, kadınların iş hayatından geri kaldığı dönemlerde ben boks sporunu tercih ettiğimde herkes nasıl yani bir kız olarak bu sporu mu yapacaksın diyordu. Herkesin yadırgadığı dönemde ailem arkamda durup bu dönemlerden güçlü bir şekilde çıktık. Bunları sporcuyken düşünemiyoruz. Şimdi yönetici tarafında olunca, tecrübe kazanınca izleme şansım oldu. Üzerimde olan emeklerin bir ayrımını yapmaya başladım, dolayısı ile doğru tercihler yapabilmek için arkamızdaki ebeveynlerin çok güçlü ve bilinçli olması gerekiyor.  Başarılı olmak için bir hedef lazım, bu hedefe ulaşmak için hem iyi beslenmek hem iyi çalışmak gerekiyor ama evde bir kaos olduğunda başaramıyoruz. Özellikle çocukluk çağında bunu başaramıyoruz. Saatlerce antrenmanınızı yapmışsınız, efor sarfetmişsiniz eve geldiğinizde saatlerce ebeveyniniz size yapma diye diretebiliyor. Bir zaman sonra bu ekip ruhu olmadığında çalışmalar sekteye uğruyor. Ya sporculuktan çıkmış oluyorsunuz ya da ebeveyn yeter artık yapma bunu diyor. Bu çok ciddi sporcunun sarf etmesi gereken bir emek hem de etrafındaki kişilerle birlikte yürütebileceğiniz bir süreç. Benimde yönlenmemde bu payda çok büyüktü. Gebze'de örnek alabileceğimiz biri yoktu o dönemde, o atmosferi bilmiyordum. Tek bildiğim şey ben bayrağımı temsil etmeliydim, ülkem adına birşey yapmalıydım ve en iyi yapabileceğim, Allah vergisi yeteneğimdi. Bunu keşfettik, şansımız buydu. Yönlendiren insanlar oldu ve çok severek yaptığım, kısıtlı imknlarla başladığım ama sonrasında herşeyin yolunda olduğu bir şekilde başladık. 2002 Türkiye Şampiyonası için hedef koydum ve 6 ay gibi kısa bir sürede şampiyon oldum ve sonrasında Türkiye Şampiyonluğunu hiç bırakmadım. 13 yıl üst üste Türkiye Şampiyonu oldum. O süreçte birçok uluslararası müsabakalarda birinci oldum. Avrupa'da 6 derecem var. Avrupa birincilikleri, ikincilikleri, üçüncülükleri gibi derecelerim var.

Sporculuğunuzu noktaladıktan sonra spor eğitmeni ve spor yöneticiliği yapmaya nasıl karar verdiniz?

Bu süreçte eğitim hayatımı birlikte yürütmeyi başardım. Gördüğüm şey, üniversiteye geldikten sonra, belki imkanlar kısıtlı yada  şehir hayatının değişmesi, ailenin desteği, maddi imkansızlıklar gibi birçok etmenden dolayı sporcular  üniversiteye geldiğinde sporu bırakıyordu ve ben bunun sebebini hep düşünüyordum. Hiç öyle olmak istemedim çünkü bir tarafım öğretmen olmak istiyordu yani kendim gibi bana dokunan insanlar gibi bende başka çocukların hayallerine ulaşmasında bir ışık olmalıydım, rehber olmalıydım. Bir hayalim de oydu dolayısı ile seçmiş olduğum branşı tamamlayan beden eğitimi öğretmenliği ikisi bir arada oldu. Bu alanda Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde Beden Eğitimi Öğretmenliği Spor Bilimleri Yüksekokulu'nda öğretmenlik bölümünde okudum. Devletin şampiyon porculara sunmuş olduğu, eğer alanından mezunsan devlet sporculuğu ünvanından öğretmenlik branşına atanıyorsunuz.  Sınavsız atama hakkı, ikiside muazzam bir dönüm noktamız oldu. Çok emek verdik ve hakettik, taçlandırılmış olduk. Hizmet etmeye başladık, öğrencilerimizle buluştuk bir taraftan  hem yarışıyorum hem öğretmenim ve gerçekten bütün hayallerim bir aradaydı. Başarılı olmak için çok emek gerekiyor, çok fedakarlık gerekiyor. 13 yıl milli takımdaki aktif rolümü, 7 yılda milli takım kaptanlığı olarak olarak yürüttüm. Üniversiteyi bitirdim, öğretmenliğe atandım ama antrenörlük tarafı başladı, gençleri yönlendirelim diye. Sporcuyu alıyoruz bir yere getiriyoruz ama aile desteği olmadan ben o sporcuyu bir yerde bırakmak zorunda kalıyordum. Benim için çok önemli belki bir dönüm noktamdır. 

'Evden Okula Haydi Anneler Spora Projesi' gibi ünü ülke dışına yayılan bir projenin mimarı oldunuz. Proje şuan ne durumda? Bu projeler nasıl hayat buldu? 'Anne Şehir Projesi' bu etkinliğin devamı mı?

7. sınıftaki bir kız öğrencimizin bütün yetenek taramasını yapmıştık. Doğuştan şampiyon olarak doğmuş. Bütün reaksiyon, koordinatif becerileri hepsi hazır sadece bizim o becerileri işlememiz gerekiyor yani elmas vardı. Bunu keşfettik ama biz, ebeveynleri bir türlü ikna edemiyoruz. O dönemde okul müdürlüğü yapıyordum bir yandan da, rica ettim ailesine, öğrencimizin kazanacağını, devletimizin sunduğu bütün imkanları anlatıyorum ama ikna edemiyorum. Sonra annesinden bir ricada bulundum o zaman dedim ki sen benimle spor yap. Ben burada kendim için egzesiz yapıyorum, bunu sana aşılamak istiyorum dedim. Bunu bir taktik olarak düşündüm, anneyi yanımıza aldık, ona egzesiz yaptırdık, derken 3 ay, 4. ay o egzersiz yapıyorken bir evde nasıl sağlıklı beslenilir onu işlemeye başladık. Kalbin sağlılı olabilmesi için neye ihtiyaç var gibi bütün alanlarla birlikte çalışmaya başladık. Birkaç kadınla daha birlikte onun yakın arkadaşları gibi yada çocuklarını yönlendirmeyen diğer anneler gibi ele aldık. 3 ay, 4 ay gibi sürede bir baktılar bedende işler değişti, beden sıkılaştı, cilt değişti, aynayla barıştı artık kendine önem vermeye başladı ve dedi ki ben varım bu hayatta. Evet çocuklarım için yaşıyorum, eşim için yaşıyorum ama demekki önce kendim için yaşamam gerekiyor dediler. Ne yaptık, önce anneyi değiştirmeye başladık. Dolayısı ile bir gün geldi dediki benim çocuğum spor yapmak zorunda. Kadın ısrar ediyor, benim çocuğuma spor yaptırın diye,  bunu başardık ve gurur duyuyoruz. Anne de o işi sindirdi babada kabul etti kendi rızaları ile, bütün destekler tamamlandı ve o çocuğumuz şuan milli takımda ülkemizi temsil ediyor. Ne oldu kazanım, bir hayat kazandı. Evden okula haydi anneler spora projesinin nasıl başladığının temasıdır bu. Biz çocuklara ne anlatırsak anlatalım bu süreçlerin evde bir pratiği yoksa, eve gittiğinde tekrar aynı oluyor. Bu yüzden ben kadına gitmeliyim, anneye gitmeliyim dedim. Bizim geleceğimizin görünen yüzü çocuklar belki ama arkasındaki o kocaman ekibe gitmeliyiz. Biz her şeyimizi annemizden öğreniyoruz, bu çocukların arkasında o eksiği gördükten sonra biz dedik ki takım çalışmasına gidelim. Çok güzel çalışamalar var evet yönlendirebiliyoruz ama sacın bir ayağı eksik kalıyor. Profesyonel yapmak zorunda değiliz bu işi ama sonrasında zaten birşeyler yolunda gittiyse, ben kendimi keşfettiysem zaten başarıya gidiyorum, hiç kimse tutamıyor. Önemli olan o alttaki sistemi kurmak, bunu kurduktan sonra en büyük görev biz ebeveynlere düşüyor, doğru yönlendirmek ve rol model olmak. Bu herşeyde böyle, anne herşeydir. Kendime hedef koyduğum çalışmalardan biri de kadınlardı ve kadınlara yönelik yapmış olduğumuz fiziksel aktiviteyi projelendirdik ve sunduk. Okullarda bazı çocukların ailevi problemleri olduğunu farkedip aileye ulaştığımızda, çocuğunu emanet ettiği devlet kapısında bir ortam oluşturmaya çalıştık.  Kadınların çoğunun hayatları ev ve okul arasında ve sosyal ortamı yoktu ve güvendiği yere gelmiş oldu. Projemizi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne sunduktan sonra, bu projenin yaygınlaştırılması için ne gerekiyorsa seferber edilmesi kararı verildi. Sağlıklı bir toplum istiyorsak, kadınlara bu aşamada bir önderlik etmemiz gerekiyordu. Yaptığımız çalışma kısa bir süre içerisinde hayat buldu. Kadınlarla sohbet ettikçe, o eve girdikçe ihtiyaçlarını görmüş olduk. Kadın, akşam ne pişireceğini düşünüyor, ekonomik geçimini düşünüyor.  Ya da yalnız yaşıyor, kiminle sohbet edeceğini bilmiyor. Baktığınız zaman oraya seninle sohbet etmek için gelmiş. O şekilde ihtiyacını gideriyor. Eşi tarafından şiddet görüyor, seni bunu anlatacak bir kanal olarak görüyor. Biz önce hareket etsinler diye başladık ama kadınlarla sohbet ettiğimizde bambaşka kapılar açıldı. Sonra bir baktık okuma yazma oranları düşük. Biliyorsunuz kurumlar bu konuda seferber. Cumhurbaşkanımızın okuma seferberliği projesi var. Hemen programa başvurduk, okuma yazma oranı ile ilgili tespitler yaptık ve bir okuma yazma okulu başladı. 60 yaşının üzerinde çok ablamız vardı. Tek hayalleri okuyarak otobüse binip bir yere gitmek, adını yazabilmek. Kadın diyor ki, ‘sevdiğim rengi bilmiyorum.’ Çünkü erken yaşta evlenmiş anne olmuş. Hep başkalarının üzerine kurulmuş bir hayat. Dolayısıyla ben o kadından mutlu bir çocuk yetiştirmesini, hizmet etmesini, vatan sevgilisi bir çocuk yetiştirmesini bekleyeceğim. Kadın sadece evdeki yeme, içme, o rutin harekete sahip evde. Bunun için bu çalışma cazip geldi. Kadın geldiğinde kendine uygun bir şey bulabildi. Şiddet göreni ilgili kuruma yönlendirdik. Bununla ilgili okul bize yetmez oldu. Tek bir salonda yapmaya çalışıyoruz. Okul bittikten sonra derslikleri kullanıyoruz. O zaman ben Milli Eğitim’deydim. Büyükşehir Belediyesi’ne anlattığımızda bu farklı yerlerde olmaz, siz de bunun önderliğini yapın dedik. O dönemde Kocaeli Büyükşehir Belediyesine geçişim yapıldı.  Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü kuruldu. Toplumu değiştirmek istiyorsan kadını değiştirmen lazım. Bunun da bilinci yöneticilerimizde hissedildi. O aşamada hızlanmış oldu, müdürlük kurulmuş oldu. O dönemde uygun görüldü, ben de şu an müdürü olarak görev yapıyorum. Kocaeli gerçekten annenin şehri. Yöneticilerimizin talimatı da, ‘biz kadınlarımızın mutlu olduğu bir şehre dönüştürmeliyiz’ yönünde. Bunun için bütün imkanlar sunuldu. Kocaeli için ‘Anne şehir’ dedik. Kadın, ‘Ben anne değilim, bu çalışmaya katılamaz mıyım’ dediğinde diyorum ki anneliğimiz doğuştan.  Kız çocuğunun ruhunda var. Bizim anneden kastımız bu. O sarıp sarmalayan, koruyan kişiye verdiğimiz isim. Kadınlarımıza hiçbir ayrım yapmadan, katkı beklemeden yaptığımız bir program. Meslek ayrımı yok. Ev hanımları ile çıktığımız yolda şu anda doktor arkadaşlarımız, avukatlarımız, yöneticiler çalışmamız içerisinde. Profesyonel salonda hizmet alıyormuş gibi. Hem sohbet ediyoruz, uzman arkadaşlar tarafından özel alanlar oluşturuluyor. Anne Şehir projesinde, ‘Evde okula, haydi anneler spora dedik. Okullardaki alanlar sadece spor salonuydu. Sadece spor odaklı istemedik. Diğer ihtiyaçların ortaya çıkışı ile merkezileşmemiz gerekiyordu. Kendi yerlerimiz varsa şekil alıyoruz, yoksa yer kiralıyoruz. Bunun adı ‘Anne Şehir Sağlıklı Yaşam’ programına dönsün. Sadece spor değil, eğitim, hobi sınıfları, sosyal kampanyaları yürütüyoruz. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yok. Yeter ki güvensin, inansın.  Kadınlar birikimlerini birbirine aktarmaya başladı. Bir paylaşım ağı ortaya çıktı. İşte bu adını paylaştığımız Anne Şehir projesi. Artık merkezlerimiz var.

 Pandemi sürecinde çalışmalarınız nasıl devam ediyor?

Şu anda yeni çalışmamızın, hazırlık çalışmalarını yapıyoruz. Bunun pilot üssü Gebze. Pandemi dolayısıyla ara verdik. İnşallah normalleşme sürecinde çok güzel bir atmosferin, çocuklarımız için uygun bir alanın olduğu, eğitim, hobi sınıflarımızın olduğu, spor ve psikolog programlarımızın olduğu, aile danışmanlığını yapacağımız bir atmosfer, ‘Kocaeli Ailem Projesi'. Bu projemizin üçüncü aşaması. İhtiyaçları tespit ettikçe büyüdü,  büyüdü ve ihtiyaçlara göre şekil alıyor. Antrenörle çıktığımız yolda sosyologlar, psikologlar, fizyoterapistler, sağlık ayağıyla daha da büyüyor. Sen istiyorsun, biz yapıyoruz. Sizler isteyin, fikri siz verin, biz uygulayacağız. Sizlerden fikir topluyoruz. Gücümüzün yettiğince bu kurum size hizmet sunuyor.  Pandemi döneminde online olarak haftanın 3 günü çalışmalarımıza devam ediyoruz.  Bu süreçte eve kapanmamızdan dolayı hareket etmenin önemini anladık. Çok talep var. Hatta şu anda 200’e yakın farklı illerden katılım var. Süreç normalleşmese de herhalde bu online çalışmayı devam ettireceğiz. Pandemiden önce haftanın üç gününde spora katılmasını istiyorduk kadınlarımızdan. Sistemli çalışmanın olması gerektiğini anlatıyoruz. Diyetisyenlerimiz de takip edip onlara, beslenme programları yazıyor. İleri yaş dediğimiz kadınlarımız için özel programlarımız var. Fizyoterapistlerimizin devreye girdiği bir nokta. Psikologlarımız var, ihtiyaç varsa onları buluşturuyoruz. Şu anda pandemi sebebi ile bütün tesisler kapandı. Çünkü spor ortamında virüsün daha fazla yayılacağını düşünüyoruz. Hem genelge kapsamında hem tedbirler kapsamında ara verdik. Spor öyle bir şey ki sürekli yapıyorsun. Bir ay bırakınca sıfırlanıyorsun. Tesislerimiz kapandı ama hemen teknolojiye döndük. Online üzerinden çekimler  yaptık. Haftanın üç gününde online yayınlarla kadınları programlara dahil ettik. Hatta sadece kadınlar değil, evde kim varsa herkes katılmaya başladı. Katılımlar çok güzel oldu. Ama biz karşı tarafı görmediğimiz için hareketi doğru yapıp yamadıklarını göremedik. Hemen çalışmayı Zoom programı üzerinden devam ettirdik. Seans programları ile antrenörlerimizle karşılıklı spor yapmaya başladık. Şu an onine üzerinden her hafta 4 bin kadın online olarak spor yapıyor. Havanın güzel olduğu dönemlerde açık hava egzersizleri yaptık. Gerekli yönergeleri koyarak çalışmaları yaptık. Ama 64 yaş üzeri için onların çıkabildiği saatlerde tabure egzersizleri yaptırdık.  

Belediyenin spor kurslarına gelerek, hayatında yeni yollar açan, sporla hayata bağlanan kadınlar oluyor mu? Bununla ilgili ilginç hikayeler var mı?

 O kadar kadınımızla spor yaptık. Onlardan mektup alıyorduk. Onlardan paylaşımlar yapmasını istiyorduk. Çok paylaşımlar vardı. Çok hayat hikayesi var. Kanser tedavisi gördüğü dönemde bu sosyal aktivitelerimiz, sosyal gezilerimiz, yürüyüşlerimizden yararlanan kadınımızın çok güzel olumlu dönüş var. İlaç kullanımlarında azalmalar var. Depresyon ilaçları kullanan kişilerde çok ciddi değişimler var. Çok kıymetli, gözü yaşlı hayat hikayelerimiz var. Ablamızın deniz görme hayali, ‘kendi adımı yazmayı öğrenmek istiyorum’ gibi.  Bir ablamız obezdi. Aynalara küsmüş, kendisini eve kapatmış. Dışarı çıkınca kimse görmesin diye eve kaçıyordu. Onunla bu süreçte tanıştık. Onu da programa kazandırdık. Önce özgüvenini kazandırdık. Sonra beslenme, spor programlarıyla 63 kilo verdi. Kendisine inandı. İşleri yola girerken eğitim programlarına dahil ettik. Eşi gelip bize teşekkür etti. O kadınımız bugün kendi ayakları üstünde duruyor. Eğitmenlik yapıyor. O bizim örneğimizdir. Bizim kadınımızın içinde çok güçlü bir yapı var.

Çalışmalarınızı her zaman 'sağlıklı anneler mutlu çocuk yetiştirir' sloganı ile yürütüyorsunuz, kadınlar yeteri kadar spor alanlarında yer alıyor mu?

 Kadının isteyip de yapamayacağı hiçbir şey yok. Dünyanın yarısını kadınlar oluşturuyor. Diğer yarısını onlar eğitiyor. İlk öğretmen biziz. Onun için Kadının bu güçlü yanından faydalanmış olduk. Kadın mutluysa çocuklar mutludur. Buna inanarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir yerim ağrıyorsa topluma faydalı olamayabilirim. Dolayısıyla sağlık her şeyin başı. Pandemi süresince bunu daha çok anladık. Bunun için önce sağlık. Sağlığında en iyi faydalarından birisi hareket. Bunu teşvik etmeye çalışıyoruz. Çabuk organize oluyoruz. Biz bu kadar hayal kuruyoruz. Bunlar çok ciddi emek ve yatırım istiyor. Kurumumuz ve yöneticilerimiz bize yol açmazsa bunu yapamayız. Biz de oradan aldığımız güçle böyle güçlü bir çalışmayı çıkartmış olduk.

Kadınlara spor alanında tavsiyeleriniz var mı?

Kadınlar yeteri kadar sporda yer almıyordu. Bundan sona imkanlar var. Şimdi kadınlar istediği gibi kendisine ortam bulabiliyor. İstediği ortamı, kurumlar şekil alarak verebiliyor. Kadının olduğu yerde bereket var. Bu çalışmalar çok ciddi istihdam kapsı da oldu. Antrenörlerimiz, diğer arkadaşlarımız var. Bu çalışmalar çıktıkça iş ortamı da artmış oluyor. Bizim kurumumuz bu alanda çok güzel çalışmalar yaptı. Spor alanında değil, bütün alanda kadının yapamayacağı hiçbir iş yok dedik.  Kadının en güzelini yapacağına inanıyoruz. ‘Sen kadınsın, sen yapamazsın’ gibi şeyler kalmadı. Kadınlarımız artık güçlerinin farkındalar. Kadınlar artık her ortamda görülmek isteniliyor. Buna yönelik teşvik ediliyor. Kadın da kendisine güvendiğinde en güzelini yapar ve altına imzasını atar. Bakmışız toplum, herkes iyileşmiş, güzelleşmiş. Ceyda ÖZER-Selvi GEÇAL- Ayşe KAHRAMAN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Selda - 2 hafta önce
Bu projeden istifade edip hayata tekrar tutunanlardanim.Allah once imkan sananlardan sonra bu imkanlarla bizleri bulusturma gayretinde olan müdire hanımdan.Allaha hep dua ediyorum.
Avatar
Havva - 2 hafta önce
Bu proje bir çok kadının sesi oldu. Spor alışkanlığının kazandırılması ve bununla birlikte sedanter yaşamın azalması bizim daha sağlıklı yaşamamıza vesile oldu. Şimdi kadınlar daha bilinçli, daha
özgüvenli ve daha mutlular.
Avatar
aysel demir - 2 hafta önce
özleniyorsun
Avatar
Gülden arlı - 2 hafta önce
Geleceğin aile ve sosyal politikalar bakanı sayın Nagehan Malkoç
Olmalı oldurulmalı çünkü sadece Kocaeli anneleri değil Türkiye deki her annenin yüreğine dokunmalı ????????
Avatar
Gülten Yeter - 2 hafta önce
Teşekkür ederim bu projeyi dusunup hayata geciren emek veren tüm hocalara ve Belediyeye
Avatar
Habibe çırak - 2 hafta önce
Tüm kocaeli'li kadınlara spor ve saglıkla birlikte özguven aşılayan nagehan malkoça hem kendi adıma hem kocaelili kadinlar adına çok teşekkür ederiz pandemi öncesi dönemleri çok özlüyoruz
Avatar
Aylin Demir - 2 hafta önce
Bize bu imkanları sağladığınız için çok teşekkür ederim
Avatar
Zeynep - 2 hafta önce
Çok güzel oldu bu proje????teşekkürler