TEKNOLOJİ VE İLKELLİK


Özlem Kartal Pazvant

Özlem Kartal Pazvant

04 Mayıs 2021, 09:43

Son zamanlarda insan ilişkilerindeki softluk tırmalıyor zihnimi. Somurtulmuş, adeta makineleşmiş yüzler. Birbirini tanımayan apartman sakinleri, sadece bayramlarda hal hatır sorulan, hatta tatil bahanesiyle ziyaret edilmeyen anne babalar. Karşısındakinin yüzüne  tiyatro yaparak gülen, peşi sıra akrabalarına tüm kinini kusan kişilikler. Çıkar ilişkileri ve karşılıklı faydalar sona erdiğinde yıkılan dostluklar. Mal biriktirme uğruna vazgeçilen huzur anları, yalnızlaşan çocuklar ve eşler.  Anlayacağınız, günümüz insanının hali içler acısı.

 Peki ya suçlu kim? O kalbini kırdığımız bizlere hayatını adayan anne babalarımız mı? Acı tatlı her anıyı paylaştıktan sonra yollarımızı ayırdığımız dostlarımız mı yoksa? Nefsimizle yüzleşemeyince, suçlu aramak en kolay iş bizim için. “Artık eskisi gibi değil, teknoloji çağındayız, iletişim çağındayız” diyenleri işitiyorum.

 Müslümanlar olarak bu sahtelik hiç yakışmıyor bize. "Birbirinizi sevmedikçe, gerçekten iman etmiş olmazsınız ." Diyen bir Peygamberin ümmeti olarak başlarımız önde.

 Halbuki tebessümü sadaka bilip, selamı esirgemeseydik sevdiklerimizden, gönüllerde sevgi tomurcuklarının açmasına ne engel olabilirdi ki? Tatil beldelerinde keyif sürmek yerine, sıla-ı rahim şiarımız olsaydı, bayramlarımızı bayram gibi yaşayacak, mutlu aileler avuçlarımızdan kayıp gitmeyecekti. Ama yok; herkes sosyal medyada tatil fotoğrafı yayınlarken, biz gitmezsek olmazdı, eziklik yakışmazdı bize.  Ebediyet arkadaşımızı Rabb’imizin bize emaneti olarak kabül etseydik, evimize gelen değerli bir misafir gibi ihtimam gösterseydik, mahkemelerimiz bu kadar çok boşanmak isteyenlerle elbette ki dolmayacaktı. Ama biz ne yaptık; internetteki en güzel gülücüklü aile fotoğraflarıyla kıyasladık yuvamızı, flimlerdeki en ideal karakterleri bekledik karşımızda.  Bir iki derken birbirimize olan saygımızı bir hiç uğruna yitirdik.

  Kusur aramamız gereken kendi nefsimiz olmalıyken, suçu teknolojiye, medeniyete yükledik. Sonrasında hiçbir sorumluluğu almadan, devam ettik hayatımıza.  Telefonlarımız en akıllısından olunca,  mesafeler kısaldı zannettik. Halbuki manevi uzaklıklar daha bir ağır geldi yüreğimize. Dokunulmayan, sahicilikten uzak ilişkilerin faili olduk. İnternette takipçilerimiz arttıkça, gerçek dostlarımız azaldı. Zaman bulamadık dostlukları yaşamaya. Ahh! Bir kalkabilseydik internetin başından,  ne çok kişiyi ziyaret edecektik, ne iyi gelecektik birbirimize.

 Demem o ki;  Bizler teknolojiyi medeniyet zannederken, o bizi yalnız yaşamaya mahkum olmuş, ilkel insanlar haline getirdi. Beğenenlerimiz çoğaldı da omuzuna omuz vereceğimiz dostlarımız azaldı. Teknoloji ve ilkellik ne acı bir son.

Kimbilir; hatalarımızı anlayacağımız günler yakındır. Hani şu popülerlik uğruna kişiliğimizi teslim etmeyeceğimiz. Akıllı telefonların aklına teslim olmayıp, kendi aklımızı kullandığımız…

Selam ve dua ile…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.