Yaş Almak…


Arzu Yaman

Arzu Yaman

08 Temmuz 2019, 00:12

Yaşlanmak, yaşlı duruma gelmek, yaşı ilerlemek ve yaşlılığa yaklaşmak olarak tanımlıyor sözlükler. Tabi ki kronolojik bir tanımlama oldu bu. Kaçınılmaz olarak zaman geçiyor ve bizim doğduğumuz yıl ile aramızdaki uçurum her geçen gün daha da açılıyor. Yeniden yaşanması mümkün olmayan, su gibi geçen bir ömür zamanın kolunda..

Yaş almak deniliyor artık, zira yaşlanmak kelimesine göre kulağa daha hoş geliyor, ruhu da okşuyor belki. Yaşlanmak kelimesine negatif bir duruş sergilenirken, yaş almaya yumuşak ve sevimli bir geçiş yapılıyor. Biz yaş almak olarak devam edelim.. 

İnsan bedeni yaş aldıkça fiziksel olarak bir takım değişikliklere uğrar. Zaman dediğimiz gerçeklik akıp giderken bedenimizi de değişime uğratır. Fiziksel olarak derinin kırışmasıyla sınırlı değildir tabi ki, bizleri hayatta tutan organlarımız, uzuvlarımız da arıza vermeye başlar artık. Eğer bedeninize bilinçli ve iyi bakarsanız, ilerleyen yaşlarınızı daha sorunsuz geçirme şansınız olabilir. Yaşam tarzınız ve kafa yapınız nasıl yaşlanacağınızın da belirleyicisidir.

Yaş alma konusu son yıllarda çok önem kazandı. Geçmişte insanların böyle bir konusu yoktu. Kafaya takacak yeni bir konumuz oldu yani. Anadolu’da bedeniyle çalışarak yaşam mücadelesi veren insan için yüzünün kırışması veya bedenindeki bir takım değişiklikler, hayatın insana kattıkları olarak kabul görürken, bugün geldiğimiz noktada bu değişiklik ciddi bir dert olarak kendine yer bulmuştur. Çünkü bu dertten beslenen büyük bir endüstri doğmuştur. Büyük bir pazara hizmet ettiğimizi bilmeliyiz. Ve emin olun bu pazarın tek derdi, büyük cirolar yapmak.

Medya ve diğer iletişim ağlarından insanlara sürekli empoze edilen şey, daha genç görünmeleri gerektiği yönünde. Vücutları şöyle, yüzleri böyle, giyim tarzı öyle… derken.. tek tip insan profili çalışması yapılmaktadır. Bugün anneler kızlarıyla, babalar oğullarıyla yarışır duruma gelmiştir. Nedir bu yarışın amacı, kime ve neye hizmet ediyor ?

Kendi özünden uzaklaşan insan, zamana bedeniyle direnerek mutlu olacağını sanıyor. Mutluluk kriterlerimiz imaj merkezli oldu maalesef. Ne kadar iltifat alırsak o kadar mutlu ve başarılı olmuş olacağız. 

Halbuki insan bedeni yaş aldıkça elbette bir takım değişikliklere uğrayacak. Doğanın kanunu bu. Bunu derken, kendimizi bırakalım önemsemeden yaşayalım demiyoruz elbet fakat her yaşın ve dönemin kendine has bir hali vardır. Bunu da bir sorunmuş gibi algılamadan yaşamalıyız. Gençken sahip olunan estetik görünüm gençliğe mahsus bir durumdur. Bu konudaki değişiklik de bir sorun değil sadece gerçekliktir, o kadar. İnsanın yaşanmışlığının izlerinin bedenin de yansımasının olması kadar doğal olan başka bir şey yoktur. Doğal olmayan şey, yaşlı bir bedenin genç bir bedene dönüşme çabasıdır. Bu çaba, büyük bir endüstriye hizmet etmekten başka bir şeye yaramaz. Sağlıklı olalım, güzel yaş alalım eyvallah.. ötesi ruhu yoran bir şey.

Yaş alırken, yaşanan ömrün hakkını verenlerden olalım inşallah. Zira yaşam tecrübesi dediğimiz şey verilen bu hakla oluyor. İçini doldurmak lazım layıkıyla. Yaşının adamı olmak denir ya, işte tam da bu nokta. Yaşadıklarını sindirmek, gereken dersleri çıkarmak ve bu derslerin olgunluğunu da giyinmek icap eder. Eğer yaşının olgunluğunu edinememişse insan, boşa geçen bir ömür yaşamış, hayat onun için sadece kronolojik olarak akmıştır.

Yaş almak, eğer güzel bir yaş almak ise insana öncelikli olarak hoşgörü kazandırır. Başkalarının hatalarına ve eksikliklerine tebessüm ederek yönlendirici olmaya başlarsınız. Bir söz vardır; “Yaş almak, bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır. Ama görüş açınız genişler.” Belki bu yüzdendir ki, yaşlı insanların çok konuştuğu düşünülür. Çünkü onlar gençleri hata yapmaktan uzak tutmak adına sürekli önerilerde bulunurlar. Bu hem bulunmaz bir hazine hem de kolay tecrübe kapısıdır. Bu açıdan bakacak olursak, onların çok konuşması daha sevimli gelecektir. Unutmamalı ki, onlar gençlere birer emanettir. 

Bakış açısı dediğimiz şey, insanın hayatını cennete de çevirebilir, cehenneme de. Meseleye nasıl yaklaştığımız önem arz eder. Günümüzde yaş almak acizlikle bağdaştırılmakta. Halbuki yaş almakla birlikte insanın bilgeliği de artar. Önemli olan yaş alırken zihinlerimizde ve ruhumuzda bizi yaşadığımız zamanın gündeminden uzaklaştıran erozyona maruz kalmamaktır. Bu da kendini her daim yenilemek ve geliştirmekle mümkün.

Aynaya baktığımızda yüzümüzdeki kırışıklığa gülümseyelim. Onların da bize anlattığı şeyler var elbet. Çabamız sağlıklı olmak olsun, estetik değil. Kaldı ki estetik algı kişiye göre değişir. Yaratılan her canlının kendine has bir güzelliği vardır. Önce onu görmekle başlayalım.

******

Bi’Mola vermek isteyenler için, Mevlana’nın “Mesnevi” si ısrarla okumaya değer.


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.