ENGELLİLER KONFEDERASYONU’NDAN BONN’DA TARİHİ ÇAĞRI
Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) SB64 Oturumları, küresel iklim politikasının geleceği açısından kritik görüşmelere sahne oldu. Dünya genelinden çok sayıda diplomat, çevreci ve sivil toplum örgütünün katıldığı uluslararası zirvede, Türkiye’yi engelli hakları savunuculuğu alanında önemli bir heyet temsil etti. Engelliler Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Ateşer ve Başkan Yardımcısı Serhat Gökpınar, zirveye katılarak iklim krizinin dezavantajlı gruplar üzerindeki etkilerini küresel kamuoyunun gündemine taşıdı.
TÜRKİYE’Yİ TEMSİL ETTİ
SB64 süreçlerinde Türkiye’den katılım sağlayan tek engelli temsilciler olarak yer alan Hüseyin Ateşer ve Serhat Gökpınar, uluslararası platformda gerçekleştirdikleri temaslarla dikkat çekti. Türkiye’deki milyonlarca engelli bireyin sesi olan heyet, iklim değişikliğiyle mücadele politikalarında engellilerin haklarının ve ihtiyaçlarının gözetilmesi gerektiğinin altını çizdi. İklim krizinin küresel ölçekte yarattığı tehditlerin masaya yatırıldığı oturumlarda, Türkiye delegasyonu olarak engelli bireylerin karşı karşıya olduğu riskler detaylı bir şekilde aktarıldı.
ENGELLİLERİ DAHA ÇOK ETKİLİYOR
Zirve kapsamında yapılan resmi görüşmelerde ve panellerde, iklim krizinin sadece ortalama sıcaklık artışlarından ibaret olmadığına dikkat çekildi. Gelecekte derinleşmesi beklenen gıda, su ve enerji krizlerinin dünya genelinde milyonlarca insanı doğrudan etkileyeceği belirtilirken, bu süreçten en büyük zararı engelli bireylerin göreceği vurgulandı. Tarımsal üretimde yaşanabilecek olası kayıplar, temiz su kaynaklarının hızla azalması ve enerji maliyetlerinde meydana gelecek artışlar toplumun tamamını zorlarken, sosyo-ekonomik açıdan daha hassas durumda olan engelli bireyler için bu durumun çok daha ağır sonuçlar doğuracağı ifade edildi.
AFET DÖNEMLERİNDE ERİŞİLEBİLİRLİK
Görüşmelerde öne çıkan en kritik başlıklardan biri de afet ve kriz anlarında yaşanan erişilebilirlik sorunları oldu. İklim krizine bağlı olarak sıklığı ve şiddeti artan doğal afetlerde, engelli bireylerin en kırılgan grubu oluşturduğu belirtildi. Özellikle kriz dönemlerinde sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşması, kesintiler sebebiyle elektrikle çalışan tıbbi cihazların kullanılamaz hale gelmesi, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerine ulaşımdaki aksamalar büyük risk oluşturuyor. Bununla birlikte, mevcut tahliye ve insani yardım mekanizmalarının engelli bireylerin fiziki durumlarına uygun tasarlanmaması, kriz anlarında hayati tehlikeleri beraberinde getiriyor.
DOĞRUDAN KATILIM ŞART
Engelliler Konfederasyonu heyeti tarafından uluslararası temsilcilere aktarılan raporda, iklim krizine karşı geliştirilecek politika ve stratejik uygulamalarda engelli bireylerin karar alma mekanizmalarına doğrudan dahil edilmesinin bir zorunluluk olduğu ifade edildi. Krizler meydana geldikten sonra yapılan müdahalelerin yetersiz kaldığına değinilen açıklamalarda, riskler henüz büyümeden önce proaktif, erişilebilir ve kapsayıcı tedbirlerin ulusal mevzuatlara işlenmesi gerektiği kaydedildi.
COP31 TÜRKİYE İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI OLMALI
Görüşmelerin sonuç bildirgesinde, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi planlanan COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) sürecine özel bir parantez açıldı. COP31’in, engelli bireylerin küresel iklim politikalarında daha güçlü ve görünür şekilde yer aldığı bir dönüm noktası olması gerektiği savunuldu. Bu süreçte erişilebilirliğin temel bir ilke olarak benimsenmesi gerektiği aktarıldı. İklim krizinin olumsuz etkilerine karşı engelli haklarının korunması, afetlere hazırlık senaryolarında kimsenin geride bırakılmaması ve herkes için adil bir iklim adaletinin sağlanması amacıyla hem ulusal hem de uluslararası düzeydeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği mesajı verildi.
Hatice Yiyit