Anasayfa > Köşe Yazıları  >  EVLİLİKLERDE ROL KARMAŞASI…

EVLİLİKLERDE ROL KARMAŞASI…



Mutlu bir evlilik; dünya saadetidir erkek ve kadın için. Huzur bulunan, sığınılan, kendin olma özgürlüğünü veren ve bu kendilikle hayatın her anını paylaşabildiğin, birlikte büyüyebildiğin ve can yoldaşının hayallerine ortak olduğu yegane bir kurum.

Bu hafta benim de çok dikkatimi çeken bir kavramdan söz etmek istiyorum sizlere, belki farkında olup, çözüm bulamadığımız,  belki umarsızca yaşayıp gittiğimiz.

“Rol karmaşası” ya da “rollerin değişimi” de diyebiliriz buna. Peki nasıl rol değişimine uğrayabiliyoruz evliliklerimizde?

Kadın ve erkeğin kendine has bir fıtratı var malumunuz. Beyin yapıları, fiziksel yapıları, yetenekleri, olaylara bakışı ve duygu dünyaları birbirinden farklı.

Kadın naiftir, erkek daha sert, kadın korunmak ister, erkek koruyarak kendini kahraman hissetmek. Kadın talep edip alandır, erkek ise veren, kadın evin içini sevgisiyle kuşatır, erkek ise dıştan gelecek olan tehlikelere karşı korumak ister yuvasını.

Kadın ve erkek hak olarak eşittir diyebiliriz lakin aynıdır diyemeyiz. Günümüzde çalışma hayatının da etkisiyle kadınlarımızın çoğu erkeğin sorumluluğunu üstlenmiş durumda. Çalışmak, eve maddi katkıda bulunmak tabi ki olması gereken bir durum, fakat erkekleşen kadınlar farkında olmadan naifliğini yitiriyor, özellikle de erkek fıtratına uygun işlerde çalışanlar. Buna göz yummayan kendi naifliğini koruyan da var mı? Var elbette yalnız azınlık diyebiliriz.

İşin dışında evde badana boya, tamir işleri hatta bahçesinin etrafını tel örgüyle çevirmeye çalışan, harç yaparak beton atan kadınlar tanıyorum. Zorunluluk başka bir şeydir fakat bir sebep yokken erkek sorumluluğunu yüklenmek maalesef rollerin değişimine hatta iki rolü de sizin oynamanıza sebep oluyor.

Dışarıda ve evde her zorluğun üstesinden gelmeye çalışan kadın talep etmekten vazgeçince ya da talepleri karşılıksız kalınca erkek de kahramanlığını gösteremiyor doğal olarak. Ve karşılıklı cazibeler yitiriliyor.

Sonuç olarak annelik ile iş ve ev yükü altında kendini unutan kadın ve görevini sadece para kazanmak zanneden kalan zamanını tv ve internet başında geçiren erkek. Paylaşımsız, derinliksiz hayatlar ve mutsuzluk.

Peki ya çözüm diyeceksiniz… Kadın ne evin erkeği ne de babası olmamalı. Sadece annelik sıfatıyla yaşayıp, kadınlığını da asla unutmamalı. Eşine karşı sevgili olabilmeli ki sevgili olarak görülebilsin. Güzel sözlerini içine atmamalı mesela, taktir etmesini, teşekkür etmesini ve yeri geldiğinde özür dilemesini bilmeli. Dünyadaki Cenneti bilmeli yuvasını ve en başta kendisiyle güzelleştirmeli o yuvayı.

Erkek ise kadının o naifliğini elinden almamalı, en başta güven vermeli ki kadın ancak güvendiğinde teslim olur. Erkeklik tabiri caizse maçoluk değil, değer verip kadını kanatlarının altına alabilmek, sevdiğinin hayallerine kavuşabilmesi için o kanatları sonuna kadar açabilmektir. Kendine olan güvensizliğin sonucu, kıskançlık maskesiyle onu belli bir mekana hapsetmek değil; güvenerek ve güven vererek elini tutup birlikte yol yürümektir erkeklik. Sorumluluklardan kaçmak değil mücadeleyi sevmektir. Bir kadın ancak kahramanı varken mutlu olur ve kadın olur.

Ne diyelim dostlar, rollerinizin karışmadığı kendiniz olarak kalabildiğiniz mutlu yuvalar duasıyla. Allah’a emanet olun.


Sıradaki Habere Kaydır