Anasayfa > Köşe Yazıları  >  BENCİLLİĞİN YENİ ADI ADALET…

BENCİLLİĞİN YENİ ADI ADALET…



Son zamanlarda bir olgu kurcalıyor zihnimi, adalet kavramıyla süslenen, hak kelimesiyle simlenen bir bencillik sezinliyorum. Amacından çıkan bir varoluş olgusu, bencilliğin kollarına  öylece bırakıyor sizi.

 O kadar kolay ki başınızı koyduğunuz yastığa, kılıf uydurmak. Siz yeter ki dinlenmek isteyin. Kendi adalet kavramını oluşturanlar şımarıklıklarının ve tembelliklerinin avukatlığına soyunduklarını akıl edememekte. Hak kavramı kendi menfaatlerinden başkasını oluşturmuyor zihinlerinde.

  Oysa ki; biz belirlemiyoruz toplum içindeki yerimizi. Yaratan belirlemiş onu zaten, bize düşen bulunduğumuz yerin adaletini temin edebilmek. Büyük bir yapbozun birer parçasıyız her birimiz, bir parçadaki bozukluk diğer parçaları tamamlamamızda bize zorluk çıkaracaktır. Domino taşı gibi bir yerdeki adaletsizlik, diğer yer ve zamanların adaletinin teminini gasp edecektir.

   Oysa adalet dengede saklı. Denge ise; Yaratan’ın ve yaratılanın hakkını ödemekle huzuru yakalamakta.

 Hakk’ın hakkını ödemek lazım en başta.  Annenin, babanın, yârin, evladın, belki bahçedeki erik ağacının ya da kapıdaki yavru kedinin, iyiliğin, kötülüğün, hayra götüren yolların hakkını…

 Bu arada da nefsinin hakkını dahi unutmamakta. Bedenini ve ruhunu diri tutmakta.

 Ey Nefis, adalet beklemeyi bırak da biraz hakkını ver sana verilen nimetlerin. Bak ve gör ki; sen adalet dağıttığında nasıl da başkalaşır her şey. Hani o beklediğin var ya, Yaradan’ın sunumuyla altın bir kasede sana nasıl da bahşediliyor. Onu yakaladığın vakit sakın bırakma.

Ve şükret temin ettiğin her huzur  anına…


Sıradaki Habere Kaydır