BİZDE SANAT


Çocukluk yıllarında, eğitimini zor şartlar altında tamamlayan Aliye Uyanık ile hayata ve edebiyata dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.


BİZDE SANAT

Aliye Uyanık kimdir, hikayenizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Aslen Tokat’lı olup 1962’de babamın görevi dolasıyla Samsun Kavakta doğdum. Daha sonra askeri görevinden istifa eden babam, doğayla iç içe bir dağ köyü olan; Tokat Artova’ya bağlı eski adı Ayazma yeni adı Aktaş olan köyümüze geri döndük, çok kardeşli bir aile yapım vardı, bunun sebebi babamın iki evli olmasıydı. Sekiz yaşımda öz annemin Almanya’ya çalışmaya gitmesiyle kardeşlerimin sorumluluğunu hissederek büyümüştüm. İlkokulu, köyümüzde okul olmadığın için 5 yıl her gün 2 saat yürüyerek başka bir köyde okudum. Sınıfımda başarılı bir öğrenciydim, sene sonu müsamerelerinde çocuk tiyatrolarında oynardım. Genelde sınıf başkanı ve kitaplık kolu başkanı olur teneffüslerde dahi kitap okurdum.

Kız çocuklarının okumasına sıcak bakmayan bir babam vardı, katı şartlar eşliğinde ancak şanslı olarak eşim ile evlendim, onun da okumayı seviyor olması bu birlikteliğin en güzel tarafıydı. Bu süreçte hep bilginin ışığında kendimizi geliştirmeye odaklandık ve 3 evladımızın da hem tahsil yapması hem de bu yolda ülkelerine faydalı birer birey olabilmeleri için gerekli hayat mücadelemizi çoğunlukla Gebze’de verdik; en nihayetinde sadece yazları gelebildiğimiz Geyikli, Dalyan Köyüne doğasının şifası, ilhamı ve eski dostluklarımıza yenilerini de katabilmek için temelli yerleştik..

Sizi en çok etkileyen bir anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Beni en çok etkileyen anım; hala aklıma gelince burnumun direği sızlar.

Annesini bir arabanın ezdiği kedi yavrusuna dört yıl baktıktan sonra komşular tarafından zehirlendiği gün, dairemin kapısına patileriyle vurup öleceğini bize haber verdikten sonra merdivenlerden koşarak inip apartman önündeki kaldırımda can veren kedim Afacan…

Başarı sizin için mücadele mi yoksa yaşam biçimi mi?

Bazı insanların, sağlıklı olduğu ve yaşadığı sürece hedefleri vardır. Bu hedefler bazen, risklerde alınarak zorluklarla mücadele edilerek elde edilir. Başarıyla vardığımız hedeflerin hiçbiri mücadelesiz kolay elde edilemez ve bazen kolay edilse dahi; bunun adına başarı denilemez. Başarı insanın kendisini ve gerçekten ne istediğini bulma serüvenidir, bu serüvende düşmeler, yanılmalar, mücadeleler hepsi olabilir..

Size göre kadın şair ve yazarlar ürettiği eserlerle, ülkemizde yeterince sesini duyurabiliyor mu?

Bana göre, eskiden olduğu gibi günümüzde de, kadın şair veya yazarın sesini duyurabildiğini sanmıyorum. Belki kendimizi ifade etmek adına yazıyoruz fakat ülkemizdeki gündem ve gerçekleri edebiyat diliyle yazıp kitlelere ulaştıramıyoruz.

Kadın şairlerimiz, bir annelik ruhuyla asıl yazılacakları yeteri kadar yazıp dillendiremiyoruz mesela (çocuk istismarları, kadın cinayetleri aç açık, işsiz, inancımızın olmazsa olmazı kul hakki gaspını, savaşın cinayet olduğu üzerine) çünkü, kadın eli nasıl ki değdiği her yeri ak pak ediyor, kadının dili kalemi vicdanlara değip dokunmalı, bir ülkede kadın şair yazar veya erkek hiç fark etmez, yazmaktan önce okumalı, sorgulamalı yaşananları ve yaşamı…

Ülkemizde, maalesef ki kötü gidişatlara sanatın her koluyla (ressamlar, heykeltıraşlar tiyatro sinema ve edebiyatla) kitlesel ses olup gün yüzüne çıkartamıyoruz.

Hayattan öğrendiğiniz en önemli ders nedir?

Hayattan öğrendiğim en önemli ders; Ön yargıların, insanı yanlışa ittiği ve empatiden yoksun insanın bencilliğinin zararının kendisine olduğu ve kendinize ağır geleni, başkasına tatbik etmemek, velhasıl haddini bilmek.

Başaracağınıza inandığınız ve hedef koyduğunuz şeylerin gerçekleşeceğini düşünürsek, şu an itibariyle neler yapmaya başlardınız?

Kendimce hedefime koyduğumu başardım sanırım, geri kalan ömrümü bir tatil köyünde doğayla iç içe sağlığım olduğu sürece tamamlamak.

Size göre edebiyatın topluma kazandırdığı nedir?

Salt teknolojik gelişmenin, gelişme olmadığını savaşlardan öğrendik. Edebiyat, düşünmek ve daha ötesi yaşadığımızın ötesindekini de hissedebilmeyi, bu da beyinde empatiden sorumlu (ki en çok buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum..) EQ diye tabir edilen bölümü geliştirmesiyle gerçek anlamda gelişkin bir toplum olmayı kazandırır.

Toplumda ‘’hakedilen değer’’ cümlesi sizin için ne ifade eder?

Bence, tüm insanlığın yararına olan değerlerin can bulduğu projeler, fikirler, paylaşımlar ve elbette özgün eserler varsa o eserlerin hakkını teslim etmek..

Bir film olsanız veya bir kitap yazsanız ismi ne olurdu, bize 3 kelime ile anlatabilir misiniz?

“ÇOCUKLARIN ÖLDÜĞÜ SAVAŞLAR, HAKLI OLAMAZ.’’

Geleceğe dair planlarınız var mı?

Şehrin stresinden uzak bu güzelliklerin ilhamına kendimi daha çok açmak, torunlarımın da sevgisi ile yeniden çocuk olabilmek, doğa, hayvanlar ile daha yakın temasta hislerimi geçmişteki karmaşadan sıyrılmış Aliye olarak hayata yeniden bakmak ve içimden geldiği kadarıyla yeniden yorumlamak.

Gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Çocukluktan (müzik, dans, tiyatro gibi sanat etkinliklerinde) ve sporla tanışan çocukların ileri ki yaşlarda kendini ifade ederek fikirlerini geliştirip yaptıklarını ortaya koyan özgüveni yüksek birer birey olarak, kendilerinden sonra gelen gençliğe örnek teşkil etmeleri; insana ve insanlığa yakışan ve olmazsa olmazımız barışı, kardeşliği destekleyen fikirlerin üreticisi ve yaşatanı olmalarında başarılar dilerim, yolları açık olsun. Aliye Uyanık /Bozok Kızı

BİZDE SANAT