Milli Antrenör Orhan Süer, Taekwondo Ankara İl Temsilciliğinden İstifa Etti: Federasyon Yönetimine Sert Eleştiriler

TAEKWONDO ANKARA İL TEMSİLCİSİ ORHAN SÜER GÖREVİNDEN İSTİFA ETTİ
Süer Spor Kulübü Başkanı ve Milli Takım Antrenörü Orhan Süer, 2024 tarihinden beri sürdürdüğü Taekwondo Ankara İl Temsilciliği görevinden 7 Eylül 2026 tarihi itibarıyla istifa ettiğini açıkladı. Süer, istifa kararıyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, kararına giden süreç ve gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı.
TAEKWONDO CAMİASINDA DİKKAT ÇEKEN İSTİFA KARARI
Orhan Süer, açıklamasında Türk taekwondosunun daha fazla zarar görmemesi adına istifa sürecini ve nedenlerini detaylandırdığını belirtti. Süer, yaşanan olumsuz gelişmeler karşısında, mevcut federasyon başkanı ve yönetimiyle birlikte çalışma düşüncesinin kendisini bu noktaya getirdiğini ifade etti.
SEÇİM VAATLERİ VE CAMİADAKİ HAYAL KIRIKLIĞI
Süer, 2024 yılında yapılan federasyon başkanlığı seçimleri sürecinde, tüm gönül dostlarıyla birlikte mevcut federasyon başkanını samimiyetle desteklediklerini hatırlattı. Seçimi kazandıktan sonra 48 destek imzasıyla seçime girmesini sağlayan delege arkadaşlarının ve kendilerinin unutulmaması gerektiğini vurguladı. Ancak gelinen noktada mevcut başkanın, o dönemde kendisini destekleyen birçok kişinin telefonlarına dahi cevap vermediğini ve camiadaki birçok kişinin telefonlarına çıkmadığını gözlemlediğini aktardı.
Süer, seçim öncesinde camiaya verilen sözlerin unutulması; kendilerine destek veren, kendilerinden destek ve yardım bekleyen arkadaşların, seçim kazanıldıktan sonra taleplerine karşılık bulamamasının camiada büyük bir hayal kırıklığı yarattığını ve bu durumun kendisini de derinden üzdüğünü ifade etti.
YÖNETİM ANLAYIŞINDAKİ DEĞİŞİM VE TEPKİLER
Orhan Süer, seçim sonrası federasyon başkanı ve yönetiminin, “Federasyonu kazandık, artık sizinle işimiz bitti; size ihtiyacımız kalmadı” anlayışını yansıtan tavır ve yaklaşımlar sergilendiğini üzüntüyle ve hayretle gözlemlediğini belirtti. Seçim çalışmaları süresince dile getirilen “Taekwondo kazanacak, taekwondo’yu hep birlikte yöneteceğiz, herkesi kucaklayacağız” sözlerinin tutulmadığına tüm camia gibi kendisinin de tanık olduğunu sözlerine ekledi.
GRUPÇULUĞA YÖNELİK İDDİALAR VE HAKSIZLIK VURGUSU
Süer’in açıklamasında dikkat çeken bir diğer nokta ise, seçim çalışmaları sırasında yaptıkları harcamaları telafi etmeleri gerektiğini ifade ederek federasyon başkanı ile çok yakın bir çalışma içerisine giren bazı kişilerin, taekwondoyu beklentilerin aksine farklı düşünce ve niyetlerle yönetmeye çalıştıkları iddiası oldu. Süer, bu kişilerin ekiplerini oluştururken yalnızca kendilerine yakın kişilere görev vermeye çalışarak gruplaşmaya neden olduklarını savundu. Yıllar boyunca önceki yönetime muhalefet eden ve mevcut yönetimin seçimi kazanması için yanlarında duran arkadaşların görmezden gelinerek, hiç muhalefet yapmayan veya seçim öncesinde son ana kadar karşı tarafta yer alan kişilerin, bugün bu arkadaşların önüne geçirildiği ve aktif görevlerde değerlendirildiği açıkça görüldüğünü dile getirerek yaşanan haksızlığın altını çizdi.
CİDDİ İHMAL İDDİASI: OLİMPİK MÜSABAKA KAYITLARI
Süer, taekwondo camiasından gelmeyen ve başka bir kurumdan yatay geçiş yoluyla görevlendirilen federasyon genel sekreterinin, seçim öncesinde mevcut başkanla olan yakınlığı nedeniyle bazı kimselere çeşitli vaatlerde bulunduğu yönündeki iddiaların camiada bilindiğini belirtti. Açıklamasında en çarpıcı iddialardan biri ise, 5-7 Eylül tarihlerinde Güney Kore’de düzenlenecek ve sporcuların 60 puan kazanacağı Olimpik Grand Prix müsabakalarının kayıt işlemlerinin dahi zamanında gerçekleştirilmeyerek unutulması oldu. Süer, bu durumun görev ve sorumluluk anlayışı bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu ifade etti.
ETİK DEĞERLER VE GÜVEN VURGUSU
Orhan Süer, tüm bu gelişmelerin ilgili kişilerin farklı amaçlarla hareket ettikleri konusunda camiada haklı endişeler oluşturduğunu düşündüğünü belirtti. Camiada rahatsızlık yaratan bu olaylar ve uygulamalar karşısında sessiz kalan; gerek şahsına gerekse kendisini destekleyen arkadaşlarına yönelik davranışlara ses çıkarmayan; yönetimdeki bazı kişilerin uygun olmayan faaliyet ve davranışlarını destekleyen, bu kişileri korumaya çalışan ve herkesin nabzına göre hareket eden federasyon başkanının tutumu karşısında, kendisiyle birlikte anılmanın şahsına ve taşıdığı değerlere uygun olmayacağı kanaatine vardığını vurguladı. Açıklamasını, “Bilinmelidir ki vefasız insanlar, her zaman kendilerini haklı çıkaracak bir bahane bulurlar; ancak vicdanlarını asla kandıramazlar. Gerçek dostluk, vefanın ta kendisidir. Ne olursa olsun yanınızda olan dostlar, hayattaki en büyük hazinedir” sözleriyle tamamladı.