Güvenlik Kültürü Eksik

Yangın Uzmanı Mustafa Emre İmrel’den Çarpıcı Uyarı
Endüstriyel Yangınlarla Mücadele Bilim Uzmanı, CFPA-E, Afet ve Acil Durum Yönetimi İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı ve Bilirkişi Mustafa Emre İmrel, son dönemde yaşanan büyük yangın felaketlerinin ardından gazetemize özel açıklamalarda bulundu. İmrel, yangın güvenliğinin kağıt üzerinde kalan bir evrak yığınından ibaret olmadığını, eksikliğin temelinde bir “güvenlik kültürü” sorunu yattığını vurguladı.
FELAKETE DÖNÜŞÜR
Geçtiğimiz yıl Bolu Kartalkaya’daki bir otelde ve Kocaeli Dilovası’ndaki bir üretim tesisinde meydana gelen ölümcül yangınları hatırlatan Mustafa Emre İmrel, turizm ya da sanayi tesisi fark etmeksizin acı gerçeğin değişmediğini belirtti. İmrel, “Yangın, çıktığı anda değil; denetlenmediği, önemsenmediği, ertelendiği ve ‘bir şey olmaz’ denildiği gün felakete dönüşür” diyerek ihmaller zincirine dikkat çekti.
Kartalkaya’daki otel yangınında 78 kişinin hayatını kaybettiğini, 137 kişinin yaralandığı, Dilovası’ndaki fabrika yangınında ise 7 işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan uzman, Türkiye’nin yangın güvenliğini bir yaşam hakkı olarak mı yoksa sadece ruhsat dosyasındaki bürokratik bir prosedür olarak mı gördüğünü sorgulaması gerektiğini ifade etti.

YANGIN GÜVENLİĞİ BİR SİSTEMDİR
Yangın önlemlerinin sadece duvara asılan bir tüpten ya da yılda bir yapılan formalite bakımlardan ibaret olmadığını dile getiren İmrel, yangın güvenliğinin bütünsel bir sistem olduğunu şu sözlerle açıkladı:
“Yangın güvenliği risk analiziyle başlar, doğru projelendirme ile devam eder, algılama-alarm sistemleriyle erken uyarı sağlar, kaçış yollarıyla insanı korur, söndürme sistemleriyle yangını sınırlar, eğitim ve tatbikatla panik anını yönetilebilir hale getirir. Bir binada yangın merdiveni varsa ama önü kapalıysa, o merdiven yok hükmündedir. Alarm sistemi varsa ama çalışmıyorsa, o sistem sadece duvarda duran bir aksesuardır. Yangın kapısı varsa ama kilitliyse, o kapı güvenlik değil tehlikedir.”
DİLOVASI DAVASINDAKİ İFADELER
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde yaşanan fabrika yangınına dair mahkeme sürecine de değinen İmrel, yaralı işçilerin ifadelerinde iş güvenliği eğitimi verilmediği, koruyucu ekipman sağlanmadığı ve yangın merdiveni yaptırılmadığı yönündeki iddiaların yer aldığını belirtti. Bu durumun sadece tek bir fabrikanın değil, genel bir bakış açısının zafiyeti olduğunu söyleyen İmrel, yangın önlemlerinin bir maliyet kalemi olarak görülmesinin yanlışlığını, bu önlemlerin doğrudan insan hayatının sigortası olduğunu vurguladı.
RİSKLERİ BÜYÜTÜYOR
Yangın güvenliğinin; işletme sahiplerinden mühendislere, denetçilerden yerel yönetimlere ve çalışanlara kadar ortak bir sorumluluk olduğunu hatırlatan Bilim Uzmanı İmrel, en büyük sorumluluğun karar vericilerde olduğunu ifade etti. Bütçe ayırmayan, eksikleri erteleyen ve “bu yıl da böyle idare edelim” diyen her yönetimin görünmeyen bir riski büyüttüğünü söyledi.
İmrel, değerlendirmesini şu hayati soru ve temenniyle sonlandırdı:
“Yangın çıkması her zaman tamamen engellenemeyebilir. Ama yangının felakete dönüşmesi çoğu zaman engellenebilir. Bugün hâlâ zamanımız var. Her otel, her fabrika, her okul, her hastane, her depo kendine şu soruyu sormalı: ‘Yangın bugün çıksa, gerçekten hazır mıyız?’ Cevap tereddütlüyse, yapılacak iş bellidir. Yangın güvenliği dosyada değil, sahada başlar. Yangında vefat edenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.”
Yunus Kahraman